Aradan yıllar geçti. Grafikler de 3 boyuta geçildi. Belli süre zarfında yapılan oyunların pek de PC’mizi kasmadığı görülse de, bir süre sonra artık kendilerini göstermeye başladılar. 3D adıyla başlayan serüven 3dfx diye devam etti. Bu elektronik donanım zaman geçtikçe sürekli upgrade edilmesi gereken bir parça haline geldi. Kim bilebilirdi ki bu parça; amacı sadece bilgisayardaki basit MS-DOS ekranını monitöre aktaran parça, bir gün bilgisayarın en pahalı, en güçlü parçası haline gelecek. O kadar hızlı geliştiler ki, kim bilebilirdi zamanı geldiğinde iki tane ekran kartını bir PC’de kullanacağız.
Bu piyasa artık öyle duruma geldi ki, ekran kartları RAM gibi kullanılır durumda. ’iki tane yetmiyor… Olsun crossfire yaparız 3-4 tane takarız ne olacak’ gibi muhabbetlere neden oldu. Bu da yetmedi, ekran kartlarının üzerinde görüntü haricinde başka şeylerinde yükünün olduğu düşünülerek, fiziksel işlemleri üstüne alacak kartların yapılabileceği düşünceleri oluştu. Fizik kartları da yakın zamanda PC’lerimizde ekran kartı gibi değişmez bir parça haline gelecek diye düşünüyorum.
Bir ekran kartı almıştı ağabeyim. Fazla oyun oynamazdı ama kalite hastasıydı. Kocaman kutusu vardı. Aman tanrım! içinde beklemediğim bir şeyle karşılaştım. Gördüğüm bir gözlüktü. Siyah kalın çerçeveli bir gözlük. Kartı taktık ve hemen gözlüğü test ettik. Ayarlarını iyi yapamamamıza rağmen gözümüze gelen görüntüyle biraz şoka uğradık. Bu gözlük monitördeki görüntüyü sanki monitörün biraz daha önünde gösteriyordu! Ortaya bir 3 boyutluluk havası katıyordu. Daha sonra ekran kartlarında o tür bir aparat görmedim. İyi bir aparattı neden geliştirilmediğini anlamadım.
Ekran kartları bir dönem RAM’leriyle anılırken, şimdi RAM’lerin pek etkisi yok gibi. Saat frekansı, bant genişliği, işlemci hızı gibi birçok etken ekran kartlarının hızını belirliyor. Yani işler eskisi kadar kolay değil. Artık durum o kadar karışık hale geldi ki: Piyasaya çıkan ekran kartlarının modellerine ya da RAM’lerine aldanmamak gerekiyor. 256 MB’lik bir ekran kartı 128 MB’lik bir ekran kartından daha kötü olabiliyor. Dediğim gibi işler eskiye göre biraz daha karmaşık. Yani uygun fiyatlı yeni bir model piyasaya çıktığı zaman fiyata aldanıp kartı almamak gerekiyor. Ekran kartlarının üste saydığım özelliklerini kontrol etmemiz gerekiyor. Bu olayı yaşadığım bir şeyi örnek vermek istiyorum. DirectX 9 serisinin ilk kartı GeForce FX5200’dü. Bende o zamanki tecrübesizliğimle ilk DirectX 9 destekleyen kart olduğu için hemen almak istemiştim. İşin ilginç yanı fiyatı gayet uygundu. Bende ise GeForce MX440 vardı o dönemler. Diyorum ya tecrübesizlik işte. DX 9 heyecanı olunca kartı hemen almıştım. Aldığımda havalı bir soğutucu bekliyordum fakat yanıldım, üzerinde soğutucu yoktu. Bir demir parçası bile yoktu soğutma adına. Eski kartımdan daha küçüktü. Kendimi motive etmek için kendime teknolojiyi küçültmüşlerdir diyordum. Test için hemen Battlefield 1942’yi açtım. Bu da neyin nesi: Çözünürlüğü 1024x768’e aldığımda müthiş bir kasma karşılıyordu beni. Eski kartım ile hemen hemen aynı performansı veriyordu. Olanlar beni çok sinirlendirdi ve kartı almakla hata yaptığımı anladım. İşte o kart benim için müthiş bir ders oldu. Daha sonra aldığım 9600XT, araştırmalarım doğrultusunda oldu ve aldığıma deydi. Ekran kartı alırken nelere dikkat edilmesi gerektiğini öğrendim. Ülkemizde bilgisayar parçalarının üzerindeki yüksek verginin kalkması dileğiyle hepinize iyi oyunlar.
Yorumlar (3)
Sanırım haklısın Morgoth gözlük aşırı derecede gözleri ağırtıyordu. Yarım saat kullandın mı gözünün önünde bulutlar gidiyordu [:)]
"Ekran kartları bir dönem RAM’leriyle anılırken, şimdi RAM’lerin pek etkisi yok gibi. Saat frekansı, bant genişliği, işlemci hızı gibi birçok etken ekran kartlarının hızını belirliyor. Yani işler eskisi kadar kolay değil." Çok doğru bir tespit, eskiden arkadaşlarım bilgisayar alacaklarken bana danışırlardı ama şimdi kendime bile fiyat/performans olarak iyi bir bilgisayar toplayamıyorum. Amaan PS3 alır geçerim diyorum mesela =).. Yazı güzel olmuş Selim. Okuduğum zaman yavaş yavaş yaşlandığımızı anlıyor insan (e bunun neresi güzel be?). Birde o gözlük, görme bozukluklarına neden olduğu için geliştirilmedi sanırsam. Yanlışsam düzeltin.
Üreticilerin para tuzaklarına, satıcıların satma hırsı eklenince tecrübesiz kullanıcının kazıklanabilmesi gibi bir ihtimal oluşuyor, maalesef. Bundan aşağı yukarı 2 sene kadar önce, bazı oyunlar artık pixel shader desteği olmayan ekran kartlarıyla çalışmamak gibi saçma bir özellikle piyasaya çıktığında ve ben SC 2 yi alıp bir heyecanla eve gelip oyunu kurduktan sonra auto detectorün bir seçeneği kocaman kırmızı bir çarpıyla işaretlediğini görüp oyunun giriş videosundan öteye geçemedeğimi/geçemeyeceğimi anlayınca nasıl bir sukutu hayale uğramıştım, hatırlamak bile istemiyorum. Tam da parasız bir zamanımda beni kahpe kurşun gibi vuran bu olay hararetle para biriktirip bilgisayarcıya gitmemin de saiği oldu. Efendim hepimizin bildiği çok meşhur bir bilgisayarcıya -isim vermeyeceğim- gidip muhtelif kartların özelliklerini sordum. Dükkan sahibi fare, klavye ve monitörden ötesini bilmiyordu, tezgahtar çocuk desen Allahlık. Soluğu aynı dükkanın teknik servisinde aldım. Teknik servis elemanına soruyorum kartın pixel shaderı olup olmadığını vs. cevap verememekten öte adam pixel shaderın ne olduğunu bile bilmiyordu. Bir an kendimden şüphe ettim, hayal mı gördüm, düşte mi rastladım bu şeye diye... Neyse sonunda ekran kartımı alıp oyunumu oynayabildim. Demem o ki, çekilesi çile değil bu iş...