Düşmanlarından gizlenmek için karton kutuya saklanmayı ihmal etmeyen, hatta hiç de utanmayan Snake'in belki de ikinci evi diyebileceği yerdir burası. Metal Gear serisinin en akılda kalıcı özelliklerinden biri olan karton kutular, kimi zaman bizleri en tehlikeli düşmanlardan dahi korudu. Otacon, beni arama, ben sana dönerim..
Hazır Doom'un da çıkmasına az bir süre kala, Doomguy'ı eklemeden yapamazdık. Serinin ilk iki oyununda karşımıza çıkan testere ile cehennemden gelen iblisleri parçalara bölen Doomguy'ın o 'mutlu' yüzünü, gülümsemesini asla unutamıyoruz.
Testereli silahımız ile düşmanlarımızı param parça ettiğimiz, onları tanınmaz hale getirdiğimiz Gears of War'ı kim unutabilir ki? Marcus Phoenix'in sahip olduğu bu yepyeni 'ışın kılıcı' ile karşımızda herhangi bir düşman duramıyordu. Serinin senaristi Joshua Ortega'nın deyişiyle popüler kültürü değiştirmesi beklenilen bu silah, popüler kültürle kalmadı ve de hepimizi değiştirdi.
Ejderdoğan olmanın beraberinde getirdiği 'Dragon Shout' özelliği ile kazandığımız 'Fus Ro Dah!' yeteneği ile, düşman veya köylü ayırt etmeksizin etrafımızda ne varsa uçurduk. Hatta oyunun adı sadece Fus Ro Dah dahi olabilirdi bu özellikle birlikte, lakin Skyrim denince akla uçsuz bucaksız açık dünyası ile birlikte akla gelen ilk şey 'Fus Ro Dah' Ejder Kükremesi'ydi.
Street Fighter serisinde hem hareketleri, hem duruşu hem de kendine has müziği ile akıllara kazınan Guile'ın yaptığı 'Sonic Boom' hareketi, herhalde Ryu'nun Hadouken'inden sonra akıllara en çok kazınan hareketlerden biriydi. Lüle saçları ve güçlü duruşu ile Street Fighter'ın en belirgin yüzlerinden biri olan Guile, Sonic Boom'u ile listemizde yer edinmeyi hak kazandı.
İlk Splinter Cell oyunlarında karşımıza çıkan Sam Fisher'ın ayrık zıplama yeteneği, yapması zor bir hareket iken Chaos Theory'de Ubisoft'un kolaylık sağlaması ile yapması eğlenceli ve hareketlerimizi şekillendiren bir özellik oldu. Sam Fisher gibi soğuk kanlı bir ajanın, bu denli akrobatik ve çekici durması da bir o kadar ilginçti.
Mart ayında tekrardan karşımıza çıkacak olan Ajan 47, serinin ilk oyunlarında bizleri soğuk kanlılığı ile etkilemişti. Kafası parlak, kalbi soğuk olan Ajan 47, cebinden çıkardığı fiber kablo ile yolundakileri birer birer boğarak ortadan kaldırırken de takım elbisesini asla kirletmedi. Aramıza katılışının ardından 16 sene geçse de, Ajan 47'nin kablosu ne paslandı, ne de koptu..
Osuruk - Abe's Oddysee
Çocukluğumuzun belki de en büyük eğlencelerinden biriydi bu özellik. 1997 yılında oyuncularla buluşan Abe's Oddysee'de osurma tuşunu arka arkaya basmayan kimse yoktur herhalde. Aynı GTA I ve II osurma, geğirme tuşunun olmasına benzer bir seçenek de Oddworld'de karşımıza çıkıyordu. Osurmanın en güzel yanı ise, etrafımızdaki düşmanların bu hareketimize bir karşılık vermesiydi.
Assassin's Creed denildiği vakit, herhalde hepimizin aklına 'leap of faith' atlayışı geliyordur. Kulelerden, katedrallerden ve de tarihi binalardan aşağı atladığımız her vakit, altımızda bulunan samanlara gömülürken hissettiğimiz o özgürlük hissi belki de Assassin's Creed'i farklı yapan asıl özelliklerden biridir. 8 senedir, nereden atlarsak atlayalım, bizleri bekleyen saman yığını da hep oradaydı.
1997 yılında oyuncular buluşan Final Fantasy 7 ve Cloud Strife, zamanının en etkileyici hikayelerinden birine sahipti. Ancak oyun her ne kadar etkileyici olsa da, başka hiçbir karakter Cloud gibi devasa bir kılıcı havada çevirip kınına yerleştiremedi.
1998 yılında oyuncularla buluşan Metal Gear Solid, hem görselleri, hem de hikayesinin zenginliği ile yeni bir çağı başlatmıştı. PlayStation 1'de olmasına rağmen, konsolun sınırlarını zorlayan özelliklerle karşımıza çıkan Metal Gear Solid'de akıllarımıza kazınan Solid Snake'in boyun kırma hareketi ise bizlere gerçek ajanlığı o yıllarda hissettirmişti. Genome askerlerini arkadan yakalayan Solid Snake, düşmanlarının boğazlarını sıktıktan sonra boyunlarını kırarak önündeki düşmanları sırasıyla temizlerdi. Ne günlerdi ama..
Naughty Dog'un geliştirdiği ve de 1996 yılında piyasaya sürdüğü Crash Bandicoot, kısa zamanda PlayStation 1'in yüzü olmuştu. Crash her ne kadar komik bir görünüme sahip olsa da, serinin diğer oyunlarında da 'dönerek saldırması' ile akıllarımıza kazınmıştı.
1986'da oyunculara sunulan ve platform açık dünya türündeki Metroid, oyun sektörünün değişmesinde en büyük role sahip oyunlardan birisiydi. Yıllarca erkek sandığımız, ama aslında Samus'un sahip olduğu Morph Ball yeteneği hem bizlere 'Nasıl oluyor yahu?' dedirtiyor, hem de etkiliyordu. Dar alanlardan geçmemizi sağlayan bu özellik, Samus'un aslında ne kadar farklı bir karakter olduğunu da bizlere başarılı bir şekilde sunuyordu.
Her ne kadar 'Bullet Time'a ilk The Matrix filminin sahip olduğu söylense de, bizim için Max Payne ilk ve de tekdir! Gelen mermilerden kendi sağa, sola, geriye ve de ileriye atan Max, bizler için zamanı yavaşlatarak düşmanları rahatça vurmamıza da olanak veriyordu. Limon yemeyi seven Max'i, Max Payne yapan asıl özellik de bu 'Bullet Time' özelliğiydi.
Assassin's Creed serisinin 'Leap of Faith' özelliğine benzeyen Lara Croft'un kuğu dalışı CORE Design tarafından detaylı bir şekilde yaratılmış. Yüksek bir bölgeden aşağıya doğru kollarını aşarak sıçrayan Lara Croft, bu şekilde herhangi bir su birikintisine veya göllere rahatça atlayabiliyordu.
God of War'a başladığımız an, çoğu oyuncu gibi bizlerde hafif ve sert vuruşları ardı ardına basarak 'Plume of Prometheus' isimli saldırıyla tanıştık. Vuruşun sonuyla birlikte yerden ateşlerin çıkmasıyla birlikte düşmanlarının kalkanlarını kıran ve onları savunmasız bırakan Kratos, rakiplerini kendi elleri ile rahatça param parça edebiliyordu.
İlk olarak 1991'de karşımıza çıkan Sonic the Hedgehog'da, eğer aşağı tutuşuna basılı tutup, hızlanmaya devam etmemişseniz, açıkçası ne söyleyelim, oyunu eksik oynamışsınız. Çocukluğumuzun belki de en ilginç eğlencelerinden biri olan Sonic'in hızlanma dönüşü, sonsuza dek sürer, hızlandıkça hızlanır ve tuşu bıraktığımız gibi Sonic ışık hızında ilerlerdi.
Bizzat Ed Boon'un seslendirdiği ve çoğumuzun arkadaşını, sevgilisini veya eşini “COME ‘ERE!” diye çekiştirmesine sebep olan Scorpion'ı elbette unutamazdık. Mortal Kombat'ın ilk oyunundan beri rakibine zincirlerini atıp, kendine doğru çekerken 'GET OVER HERE!' diye bağırması, hepimizin ruhunun derinliklerine işledi, kazındı.
Unreal Tournament'in 'Headshot', Mario'nun mantar yeme, Crash Bandicoot'un 'hoomlaga!' efektlerinden belki de çok daha önemli bir yer edinen 'Hadouken', yıllarca Türkiye'de 'aduket' olarak bilindi ve kalbimizde yerini aldı. Oyun dünyasının belki de en ikonik hareketlerinden biri olan Hadouken, oyun sektörünün gelişmesi ile kimi zaman karşımıza 'Metsu, Shinku Hadouken' isimleriyle çıkarken, Street Fighter V'de de 'Genjin Hadouken' olarak yerini aldı.
Birçok platform oyununda bu özelliği görmüşüzdür herhalde. PlayStation 1'de karşımıza çıkan Croc'tan tutun, Spyro'ya (Her ne kadar Spyro boynuzlarıyla kırsa da mekanik olarak aynılar) kadar birçok oyunda izini gösteren 'popoyla kutu kırma' hareketini aslında ilk başlatan Mario'nun ta kendisi.

Yorumlar (6)
he bide modern warfare de cpt. price i unutmuşunuz en iyi arkadaş her daim bizi kurtarıyor kötü gün dostu
guile ın hareketine alekspu derdik biz.şimdi düşününce nerden sallamışız diye merak ediyorum :)
Bullet time efsane ya :D
gears of war serisindeki karakterin adı marcus fenix hocam...
Marshall Law'ın (Tekken serisi) takla atarak tekmesi ve Mr. Bison'ın kayışını da unutmamak gerek.
Hey gidi günler. Özledim yine hepsini :D