20 yıldan uzun süredir oyun oynayan birisi olarak sayısız Boss kesmişliğim vardır. Bu yazıyla birlikte, bu Boss’lardan hangileri en zordu, hangileri daha kolaydı gibi bir listeleme yapmam oldukça imkansızmış öncelikle bunu öğrenmiş olduğumu belirteyim. Zira her Boss için yorum yaparken içimden, “vay be bu da ne kadar zordu şimdi hatırladım da…” dememden bunu anladım.
Sonuç olarak ise, size yirmi maddelik bir liste çıkardım. Bazıları kendi kararım, bazıları ofiste yapılan kısa beyin fırtınasının hemen ardından ortaya çıkmış isimler ama hepsinin tek bir ortak yanı var: bize kırdırdıkları “gamepad”lerin ücretlerini ödemeyi pek düşünmedikleri…
Yorumlarınızı bekliyoruz, "en zor hangisiydi?" sorusunun cevabını bulabilir miyiz onu merak ediyoruz… Haydi başlayalım o zaman:
Sephiroth - Final Fantasy VII
Farklı formlarıyla sürekli olarak dövüştüğünüz Sephiroth’un size verdiği akıl almaz hasar, oyunu 99. seviye olsanız dahi bitirmenizi oldukça zorlaştıran bir etken olarak hafızalarımızda yer etmiştir. Zaten dosya konumuza Sephiroth ile başlamasak ayıp olurdu.
Final Fantasy seven sevmeyen çoğu kişinin oynadığı Final Fantasy VII’nin bu son savaşını geçmek bırakın saatleri, ölmekten günlerin geçmesine neden olabiliyordu. Eh sonuçta ne oldu? Sephiroth’da zor boss’lar mezarlığında yerini aldı.
Aerith’i arkadan bıçaklayan adamı biz canlı kor muyuz arkadaşım soruyorum sana? Şşt sana diyorum Sephiroth!
Açıkca söylemek gerekirse, Poseidon dışında zor bir Boss savaşı uzun süre görmediğiniz God of War III’ün en zor savaşı sonunda yer alıyordu. Tabii ki Zeus’tan bahsediyoruz şu anda. Zeus ne olursa olsun, farklı şekillerde savaşmak zorunda kalmanız yüzünden midir bilinmez, insanları gerçekten zorlayan bir tanrı olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı.
Tamam tanrı olabilirsin, hatta tanrıların tanrısı, en büyük sen olabilirsin ama bu kadar da olamaz ki? Biz de savaş tanrısıyız şunun şurasında yani değil mi?
Eğer Demir Yumruk Mike Tyson size 80’li yıllarda bir tane patlatsaydı muhtemelen ikincisini göremeden ölmeniz anlamına gelirdi. Eğer şimdi Mike’tan bir yumruk yerseniz, muhtemelen bu kez sizi ortadan ikiye bir eşarp gibi ayırmak istiyor demektir. En olmadı kaplanlarına yedirmek istiyordur.
Ben: Dur! Konuşarak çözebiliriz!
Nemesis: S.T.A.R.S.!
Ben: Efendim abi? STARS? Yıldızlar mı diyorsun abi, evet bak ne güzel gece di mi abi?
Nemesis: S.T.A.R.S.!
Ben: Abi tamam vallahi bak ben de tam gidiyo – BAM!
Bu bir elinde bazuka bir elinde aynasıyla gezen dev, dikişli manyak sizi odadan odaya takip eder, hiç beklemediğiniz anda duvarı deler, tek hamlede kafanızı vücudunuzdan ayırıverirdi…
Oldukça büyük bir alanda kapıştığınız ve üzerindeki kamuflaj sayesinde görmenizin imkansız olduğu The End’i nasıl görebileceğimi anlayana dek kaç kez öldüğümü hatırlamıyorum bile. Yalnızca parlama efektini kullanarak fark edebildiğinizden en zor boss savaşları listesinde başı çekenlerdendir The End.
Onu ve papağanını asla unutmayacağız gibi görünüyor.
Aslında bu Boss’un çok kolay bir çözümü vardı ama insanlar onu öğrenene dek gerçekten uzun bir zaman geçmişti. Hele ki konuşmaları hızlıca geçen kesimdenseniz, normal ve adil bir dövüş yapmanız hiçbir zaman mümkün olmuyordu.
Buradan da açıklayalım, size kendisinin de söylediği gibi, PS One’ın kontrolörünü birinci porttan çıkarıp ikinciye takarsanız, Mantis sizin hareketlerinizi tahmin edemeyecektir. Ha ben böyle mi yendim? Hayır, saatlerimi verip ben de Psycho Mantis’in zihnini okumayı öğrendim…
Joneleth bir elf adıyken, Irenicus ise sürgün anlamına gelen takısıdır. Jon Irenicus olarak tanıtabileceğimiz bu karakter rüyalarımıza girerek bizlere zor anlar yaşatırdı.
Hele ilk karşılaşmanızda bütün parti üyelerinizi koşarak kaçırmak zorunda oluşunuz ve tek kalarak yalnızca onun Undead ordusunu animate edip, kendisine karşı kullanarak yenebilmeniz onu zor olarak tabir etmemizdeki en büyük etkenlerdir.
Diablo 2’yi görünce hemen akla Mephisto, Diablo ve Baal kardeşler gelse de, hiçbiri Duriel kadar zorlamazdı insanı. Çünkü akla mantığa sığmayan bir savaş şekli vardı. Sürekli olarak sizi dondurması ve Act 2’de henüz “Immune to cold” nedir onu bile bilmediğimizi göz önüne alırsak, bir de üzerine 5x10 karelik bir alanda savaştığımızı düşünürsek, ne kaçacak yerimiz vardı ne de saklanacak.
Town portal tüccarlarını zengin etmeme neden olan Duriel’i buradan kınıyor ve oyunu açıp Level 95 Amazon'um Düriye ile kafasını ezmeye gidiyorum…
Not: Çizim için resenhista’ya teşekkürler…
Portekizce’de “doğa” anlamına gelen Alma’nın doğayla hiçbir alakası yoktu belki ama zaten çok zor olan oyunu “daha ne kadar zorlaştırabiliriz acaba?” sorusundan yola çıkarak hazırlandığı kesindi.
Bu oyunu Xbox ve PC’de oynayıp küfür ederek kontrolör kıran insanlar tanıyorum. Görüşmeyi kesmiş olsam da onlar benim arkadaşımdı. Tecmo sen ne yaptın böyle?
Bir kaplumbağa mutasyon geçirirse ne olur? Tabii ki Bowser olur. Bu tabi işin biraz şakası belki ama Koopa Krallığı’nın kralı olan Bowser, durmadan şeftalimiz Prenses Peach’i kaçırır, biz de peşinden maceralara sürüklenirdik.
Senin o dikenli sırtını ve gotik takılarını kim unutabilir Bowser kardeş? Bowser kardeş biraz tavşan kardeş gibi oldu ama idare ediverin artık.
Tamam diğer Boss savaşları kadar ölümcül(!) olmayabilir ama Tom Morello, Guitar Hero 3’ün en zor anlarını yaşatırdı oyuncuya. Gerçi nota kaçırsanız bile toparlayabilirdiniz ama yine de ne kadar zor olduğu gerçeğini değiştirmezdi bu.
Sizden ricam, benim hiçbir açıklama yapmama izin vermeden aşağıdaki videoyu izlemenizdir. Bu listenin tartışmasız en zor ve imkansız boss’u olarak seçtiğimiz Larsa’yı akıl edip yaratanın ellerinden öpmek gerekiyor sanırım.
Tamam belki Ultra modu bu kadar zor olabilir ama yani küçük çocukların jetonlarını bu kadar hızlı yiyebilecek başka bir oyun daha tanımıyorum.
Normal 0 21 false false false MicrosoftInternetExplorer4 Videoyu izlediyseniz, aşağıdaki resme tıklayarak devam edebilirsiniz.
Konami bile çıkıp “Elimizde Dracula gibi ölmeyen bir Boss olduğu için çok şanslı hissediyoruz.” diyebiliyorsa bize söz söylemek düşer mi ey okuyucu?
Onun yerine Dracula kimdir nedir onu tanıtalım sizlere. Ya da boşverin vazgeçtim diğer maddeye geçelim…
Oyun tarihinin belki en iyi tasarlanmış boss dövüşü değil, fakat Kessler ile yaptığımız dövüşün en zorlarından biri olduğu kesin. Neredeyse her hamlemizi önceden tahmin edip kaçan, hiç beklemediğimiz anlarda beklemediğimiz bir saldırı yapan Kessler, oldukça zor bir düşman.
Her hamlemizi neden ve nasıl tahmin edebildiğini ise kendisini yendikten sonra anlıyoruz. “Biz aslında yoğuz” sevgili okurlar…
Shadow of the Colossus'ta pek çok titanla dövüşüyoruz. Fakat bunların en başarılı olan Malus ile yaptığımız dövüş. İlginç yanı neredeyse hiç dövüş yok bu olay esnasında. Macera, platform ve RPG oyunlarının birleşimi bir şekilde Malus'un etrafından dolaşıp, bir yandan da dev darbelerine maruz kalmadan üzerine çıkmaya çalışıyoruz. Neredeyse 15 dakika süren olayın sonunda ise büyük bir rahatlamayla arkamıza yaslanıyoruz.
Normal bir boss nasıl olur? Tabii ki bölümlerin sonunda gelir ve zorluğuyla sizi sinirden turpa çevirir değil mi? Hayır değil!
Bu boss başka bir boss sevgili okurlar. Bu boss, bölümün kendisiydi. Bütün bölüm boyunca arka plandan size rahatsızlık veren bu dev savaş gemisi bütün ekranı doldururdu. Sizi motorlarıyla yakabilir, duvardan duvara çarpabilir ya da tek vuruşta öldürebilirdi. Saygıyla eğiliyoruz. Hatta Respect! diyoruz ve yumruğumuzu göğsümüze vuruyoruz iki üç kez… Like a nigga, you know?
Evet kendisi tam olarak Adolf Hitler. Tabii “Power Armor” giymiş vaziyette. Yanında da Hitler hayaletleri var. Etrafınızda uçuyorlar ve ateş topları atıyorlar. Herkesin birbirine sorduğu bir soru vardır, zaman makineniz olsa geçmişe gidip Hitler’i öldürür müydünüz?
Wolfenstein 3D işte size tam olarak bu şansı tanıyordu. Artı olarak o da size karşılık veriyordu. Yani “o otursun ben keseyim” mantığından uzak bir dövüş oluyordu. Önce üzerindeki Power Armor’u soymanız gerekiyordu ve ardından verdiğiniz uğraşa değecek bir animasyonla öldürebiliyordunuz.
Hangi oyunda Hitler’i öldürüp sonra nasıl öldürdüğünüzü ağır çekimde tekrar izleyebilirdiniz ki?
Kırmızı Şahin’in Beyni 5! Sinemalarda… Tamam biraz kalitesiz Amerikan filmlerinin adlarını andırıyor olabilir ama bunu onun yüzüne söylemeyi denerseniz muhtemelen o beyin sizi bir lokmada yutabilir ve kendine gerekli fosforu bir balık misali sizden temin edebilirdi.
İnanılmaz fazla sayıda Boss’a sahip olması ve hepsinin de birbirinden zor olması nedeniyle her zaman eleştiri yağmuruna tutulan Contra, sonuna gelebildiyseniz o maden arabamsı şeye binip kendinizi bir anda önünde bulduğunuz son düşman, Sephiroth gibi farklı formlarda üzerinize gelerek size “zor Boss savaşı nasıl olur?” sorusunu önce sordurup sonra yanıtlatmayı başarmıştır.
God of War 3’ün zor bossları adlı dosya konumuza hoş geldiniz. Poseidon aralarındaki en güçlü tanrı olmayabilir belki (ya da olabilir bilemiyorum) ama oyunun neredeyse hemen başında karşımıza çıkmasıyla, sürekli dönüp duran savaş alanına bile alışamamışken ne yapacağımızı şaşırmamıza yol açmıştı.
Ayrıca gördüğüm en güzel tasarımlı Boss’lardan biri olması nedeniyle gönlümdeki yeri de ayrıdır hani. Tamam Poseidon’dur görünüşü, çizimi, her şeyi bellidir ama gerçekten oldukça etkileyici bir tasarıma ve zorluğa sahipti kendisi. Peki zordu da ne oldu? Koca Kratos’un karşısında dura dura “Su” mu duracakmış? Kafasını eziverdik işte… Adam ol Poseidon!
Az önce Poseidon’a en güzel tasarımlı Boss demiştim. Yellow Devil ise gördüğüm en yaratıcı saldırı şekline sahip Boss’lardandır. Özellikle o dönem için konuşuyorum, hiçbir oyunda kendi kendini kare olarak parçalayıp düşmanına fırlatan ve her parçasını attıktan sonra karşı tarafta tekrar birleşen bir Boss daha görmeniz oldukça zordur. Hatta imkansızdır diyelim tam olsun.
Kocaman, şişko ve sarı oluşu bile onun ne kadar zor ve şeytani olduğu gerçeğini değiştiremiyor. Yellow Devil’ın rastgele saldırı şekli bizi oldukça zorlamıştı eskiden. Ya sizi?
Yorumlar (6)
slave knight gale dark souls 3
DEATH EGG ZONE 3 OYUN DÜNYASININ EN ZOR BOSS SAVAŞI
cyberdemon nerede
UnderTale'dan Sans neredeeeee, dünyanın en zor 10 boss'u listesine girebilir cidden eğer resmi bir liste yapılsa. Hatta girebilir değil kesin girer.
kolay boss 4 te geçtim
sans hiç zor bir boss degil bu arada tekte geçilmesi çok kolay 1 kere yenilirsiniz sonra ezberlersiniz zaten