1/3

Pusu

Arda Gündüz 3.06.2010 - 12:31
Pusu geldi, ama ne gelmek...

İlk duyduğumuzda hepimiz çok heyecanlandık, aynı zamanda gururlandık. Türk oyun sektörü dev bir projeye girişiyordu. 3TEGames ve Yoğurt Teknolojileri, Pusu isminde, tamamen Türk yapımı bir aksiyon oyunu üzerinde çalışmaya başlamıştı. Oyun yapımına, ilgisiz olmadığımızı gösterme çalışmaları iyiden iyiye ivme kazanmıştı.

Aradan uzun zaman geçti, Pusu hakkında verilen yüzeysel bilgiler ve ekran görüntüleri ile kendimizi avuttuk. Tamamlanacağı ve onunla ilk deneyimimizi yaşayacağımız anı iple çekiyor, sabırsızlanıyorduk. Çıkışı geciktikçe ve yeni bilgiler gelmedikçe, bu sefer umudumuzu keser gibi oluyor “Eyvah!” demekten kendimizi alamıyorduk. Bu tedirginliğimizin aslında boşuna olduğunu, Pusu’nun oynanabilir demosunu test ettikten sonra anladık. Yapımcılar gerçekten birşeyler üretmek için ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmışlar. Hem Türk yapımı, hem de aksiyon oyunu olmasından dolayı, Pusu herkesin dikkatini çekecek. Harcanan emekten dolayı teşekkürü ve takdiri hakedecek bir yapım olarak oyun tarihimize geçecek.

Yeni kahramanımız Fatih Yıldırım

Demoyu yükledikten sonra giriş yapıyoruz ve karşımıza uzunca bir yükleme ekranı çıkıyor. Bekledikten sonra, ana menüye geliyoruz. Burada direkt olarak yeni bir oyuna başlayabiliyor; ayarlarımızı yapabiliyoruz. Kontroller, oynadığımız diğer aksiyonlardakilere benzerlik gösteriyorlar. Hatta daha sade olduklarını ve rahat bir kullanım sağladıklarını da söyleyebiliriz. Heyecanla “yeni oyun” kısmına tıklıyor ve Pusu’yla olan ilk resmi beraberliğimiz de başlıyor.

Oynanabilir demo, 3 bölümden oluşuyor; “Baba Evi”, “Harabe” ve “Sur İçi”. Ana karakterimiz Fatih Yıldırım. Giriş demosunda, Fatih’in telefonu ısrarla çalıyor, açan olmuyor, daha sonra da telesekretere mesaj bırakılıyor. Her aksiyon oyununda olduğu gibi, burada da ters giden birşeyler var ve Fatih’in acele duruma el koyması lazım. Demodan sonra Fatih’in kontrolünü ele alıyoruz. Görüntü şekli, ilk başta bizde Max Payne’i çağrıştırdı. Sağlık ve silah göstergeleri, kamera açıları bu oyuna benzer bir şekilde aktarılmış ve gayet kullanışlı. Mouse sayesinde kamerayı istediğimiz şekilde ayarlayabiliyor ve rahat bir oynanış sağlıyoruz.

Baba evinde başlıyoruz ve ilerleyince bize üç adam saldırıyor. “Geber!”, “Beynini dağıtacağım senin!, “Teslim ol ya da öl!” gibi repliklerle bize meydan okuyorlar. Onları öldürdükten sonra evi biraz araştırmak istedik. Klasik bir Türk evi olduğu, yerdeki halılardan ve hatta evde bulunan televizyonun ekranından bile belli oluyordu. Yer ve duvar kaplamaları güzel gözüküyordu, yalnız aynı özen, objelerin ince detaylarında bulunmuyordu. Bazıları çizgili gözüküyor ve uzaktan bakıldığında bazılarının ne oldukları anlaşılamayabiliyordu. Bunun dışında, evin içerisinde, grafiksel olarak şöyle bir hata daha keşfettik. Yatağın üstüne çıkıp zıpladığımız zaman duvarların dışarısı gözüküyordu. Ya da eğer aşağı kattaysak, yine zıpladığımız zaman üst kat gözükebiliyordu. Bunun dışında, adamlar tarafından dağıtılmış olsa da, evin dekorasyonu gayet güzeldi.