1/2

Red Faction: Armageddon

Red Faction: Armageddon

Arda Gündüz
Arda Gündüz 5.08.2010 - 17:05
Bir gezegenin cehenneme dönüşü
Red Faction hakkında konuşulduğu zaman aklımıza ilk gelen konu, tabii ki yıkılabilir binalar ve hasar verilebilir çevre elementleri oluyor. Hatırlayacağınız gibi ilk iki Red Faction, FPS olarak karşımıza çıkmıştı. Daha sonra yapımcılar, bir taktik değişikliğine gitmişler ve Red Faction: Guerilla’yı 3. şahıs görünümünde tasarlamışlardı. Yapımın genel oynanış mantığı da tamamen değişmişti ve oyunculara serbestlik tanınmıştı. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, fizik motoru daha da güçlenmiş ve değişik silahlar eklenmişti. Red Faction severlerin çok sevdiği balyozumuzla tüm binaları yerle bir etmek çok zevkliydi. Bunu yaparken, fizik kuralları da ön planda tutulmuştu, binaların temellerini ve kolonlarını yıktığınızda gerçekçi olarak çöküyorlardı. Şimdi, Mars’ta yepyeni bir perde açılıyor ve bu sefer işimiz hiç de kolay değil. Guerilla’daki hırpalanmış Mars gezegeni, intikamı için bizimle pek de dost olmayan birilerini yollamak üzere.

Kızıl gezegenden sevgilerle

Red Faction Guerilla’da, tüm Mars EDF kontrolündeydi. Direnişçilere yardımcı olarak bölge bölge kontrolü ele almaya çalışıyorduk ve sonunda bunu başarıyorduk. Bunu yapmamıza rağmen Mars yüzeyi çok fazla yıpranmıştı. Red Faction: Armageddon’la birlikte, yaşanamaz hale gelen bu yüzeyden tekrar yer altı sığınaklarına geçiyoruz, aynı ilk Red Faction’da öykümüze başladığımız gibi. Sene 2170, herkes yer altında yaşamını sürdürmeye devam ederken, nereden geldiği bilinmeyen bir düşman kuvvet, saldırıya geçiyor. Bu kuvvet, çok tehlikeli ve değişik güçlere sahip yaratıklardan oluşuyor. Hal böyle olunca, Mars’ın yüzeyi olduğu kadar, yer altı da güvenli olmayan bir yer haline geliyor.

Red Faction: Armageddon
Önceki oyundan hatırlayacağınız ana karakterimiz Alec Mason ve Marauder karışımı bayan Samanya’nın torunları Darius Mason ile tanışıyoruz. Kendisi, yer altında devam etmekte olan genel hayatın ve madenciliğin baş sorumlularından biri. Yaratıkların istilası ve bu topraklarda yaşayan eski koloninin tekrar canlanmasıyla birlikte, bunun sebebi olarak Darius’un bir tapınağı harekete geçirmesi gösteriliyor ve kendisinin sorumluluğu iki kat artıyor. Artık amacımız, hem yukarıda, hem de aşağıda hayatta kalabilmek ve kendimizi insanlara karşı aklayabilmek.