Merlin'in Kazanı Merlin'in
Kazanı
Ön İnceleme

Resident Evil 5

Raccoon sokaklarından Afrika çöllerine

YY Yalçın Yaman Editör 16 Aralık 2008 Okuma süresi: 13 dk
Resident Evil 5
“Yazıdaki katkılarından dolayı Levent Arıkan’a teşekkür ederiz.”

Gerçekten durup, durup düşünüyorum Dünya’daki oyunculuk nereye gidiyor? Oyun senaryoları ve vizyonları neden bu kadar hızla büyüyor? Her şey o kadar hızlı gelişiyor ki, az sonra yazının ilk kısımlarında okuyacaklarınız ve sona gelindiğinde, umarım gerçekten bir evrimi, bir mihenk taşını biraz olsun yaşamış olacaksınız. Öncelikle Resident Evil (RE) dünyasına bir bakış yapmak, bu büyük fan kitlesi olan dünyayı biraz olsun tanımak ve bilmeyenlere yol göstermek amacı ile geride kalan RE oyunlarında kısaca olanlara bir göz atalım.

Resident Evil’da daha önce

RE (RE) maceramız 1996 yılında ilk olarak PS1’de RE 1 ile başlamıştı. Henüz yeni bir oyun olmasına rağmen büyük ilgi toplamıştı. Grafikleri, müzikleri, senaryosu, mekanları, karakterleri, verdiği gerilim ve korku duygusu gibi bir çok nedenden dolayı RE daha ilk oyunuyla büyük ilgi toplamıştı. İlk oyunda başrolde Jill Valentine ve Chris Redfield isimli iki S.T.A.R.S üyesi bulunuyordu. Kirli oyunların içinde, karanlık bir ormanda ekip arkadaşlarını ararken, zombi köpeklerin saldırısına uğrayan Chris, Jill ve arkadaşları oyunun başlangıç yeri Spencer Malikanesi’ne sığınıyorlardı. İşte macera burada başlıyordu ve yapım boyunca inanılmaz zorluklar yaşayan Jill ve Chris buradan sağ olarak kurtuluyorlardı. Rebecca, Barry, Wesker ilk RE’den akılda kalan diğer karakterlerdi.

Giderek dünyayı tehdit etmeye başlayan virüs bu kez Raccoon şehrini etkisi altına alıyordu. RE 2 Raccoon sokaklarında geçiyordu. Abisi Chris’ten haber alamayınca Raccoon’a doğru her şeyden habersiz yola koyulan Claire’i burada hiç de ummadığı sürprizler bekliyordu. Şehir bir harabe haline gelmiş ve her yerde et arayan zombiler kaynıyordu. Bu sırada daha Raccoon Polis departmanında polisliğin ilk günlerini yaşayan Leon Scott Kennedy, barda bir zombi sürüsünün saldırısına uğrayan Claire’in imdadına yetişiyordu. Kaçtıkları polis arabasının arkadan gelen tırın etkisiyle kaza yapmasından sonra yolları ayrılan ikilinin Raccoon maceraları başlıyordu. Oyun boyunca yine bir çok zorluğun üstesinden gelen ve inanılmaz düşmanlarla savaşan ikili, yanlarında Sherry Birkin’de olmak üzere Raccoon cehenneminden sağ çıkıyorlardı.

RE 2’den sonra hikaye RE 3 ile devam ediyordu. Virüsün ana kaynağı olan Umbrella şirketi, hedeflerini gerçekleştirmede en büyük sorun olarak gördüğü S.T.A.R.S ekibini yok etmesi için yeni bir canavar yaratıyordu yani Nemesis’i… Şu ana kadar oyun dünyasına ender gelmiş olan karakterlerden birisi olan Nemesis’in hedefindeki en önemli kişi ilk oyundan sağ kurtulan Jill Valentine oluyordu. Korkunç Raccoon sokaklarında, insan çığlıklarının ve zombi bağırışları yankılanırken, güzel Jill, Nemesis’ten habersiz oradan kurtulma çabasındaydı. Oyun boyunca adeta Jill’e kan kusturan Nemesis’i bir kaç sefer paralı bir asker olan Carlos’un yardımlarıyla da alt eden Jill, son anda bir helikopterle oradan kurtulurken, Nemesis ve efsanevi Raccoon şehri nükleer füze ile ebediyen yok oluyordu.
Üç yıl içerisinde arka arkaya gelen ve anlatılması çok zor olan bu mükemmel üçleme ile RE ruhu denen bir olguda ortaya çıkıyordu. RE bir oyundan çok daha fazlası olarak hafızalara kazınıyordu. Umutsuzluk, yalnızlık, kahramanlık, çaresizlik gibi birçok değişik duyguyu severlerine yansıtan seri oyun dünyasında en çok seveni olan oyunların en tepesine yerleşiyordu. Bundan sonrasında RE’nin devamı bekleniyordu. Derken ana seri RE: Code Veronica X ile devam ediyordu.

Raccoon şehrinin yok olması ile bir süre virüsten ve virüsün etkilerinden kurtulan insanlık yine virüsün kıskacındaydı. Başrolde ilk oyundan sağ kurtulan Chris Redfield ve kardeşi Claire Redfield bulunuyordu. İki kardeşin karşısında büyük zorluklar vardı. Başta RE serisinin en büyük düşmanı Wesker olmak üzere birçok zorluk onları bekliyordu. Kahramanlarımız zorlu mücadeleler sonunda buradan sağ kurtulmayı başarıyorlardı. Ama Chris ve Wesker’in yumruk yumruğa kavgalarının sonunda yolları ayrılırken, birbirlerine söyledikleri “Görüşeceğiz” sözleri hala hafızalarda tazeliğini koruyor. Kısacası RE: Code Veronica X’te ilk 3 oyundaki muhteşem duyguları yaşatıyordu ve RE ruhu denen olgu benliğini fazlasıyla koruyordu.

RE bir oyun olmaktan çıkıp bir yaşam stili olmaya başlıyordu adeta. Her şeyiyle RE’ı özdeşleştirmiş büyük bir fan kitlesi oluşuyordu. Capcom’un bu saatten işi daha da zordu. Çünkü seri ile adeta özdeşleşen bazı olgular severlerini öylesine kendisine bağlamıştı ki, herhangi bir aksaklık kötü sonuçlar doğurabilirdi. Her şeyden önemlisi “RE ruhu” denen olguya çok daha dikkat edilmesi gerekiyordu. Çünkü RE’ın bir efsane olmasını sağlayan en büyük neden bu olguydu. Onun zarar görmesi halinde RE da kayıplara uğrayacaktı.

İşte bu durumda serinin yeni oyununun haberi veriliyordu. RE 4 geliyordu. Başlangıç hiç de beklenen gibi değildi. RE serisinin mucidi Shinji Mikami anlaşmazlıklar sonucu Capcom’dan ve RE yapımcılığından ayrıldı. Büyük bir şok etkisi yaratan bu olay sonrası RE’ın yapımcılık koltuğuna, Mikami’nin öğrencilerinden Jun Takeuchi oturuyordu. Ne kadar Mikami’nin bir öğrencisi baş koltukta olsa da RE adeta öksüz kalıyordu.

RE 4’te bazı değişimlerin yaşanacağı belirtildi. Evet değişim olmalıydı, ama nasıl olacaktı? Herhalde kökten bir değişim olamazdı. Merakla beklenen RE 4 piyasaya sürüldüğünde büyük bir şok etkisi yaratıyordu. Çünkü önceki ana seri oyunlara bakınca, bu onların devamı gibi değil de, bambaşka bir oyun gibi duruyordu. Baş karakter olarak RE 2’den hatırladığımız Leon Scott Kennedy yer alıyordu. Raccoon olaylarından 6 sene sonrasını konu alan oyunda Leon artık RPD için değil Amerikan Başkanı adına özel bir ajan olarak çalışıyordu. Başkanın teröristlerce kaçırılan kızını araştırmak için İspanya yakınlarında bir köye gelen Leon orada hiç de misafirperver karşılanmıyordu. Oyun boyunca birçok zorluğu yenmeyi başaran Leon, başkanın kızını da alarak oradan kurtulmayı başarıyordu.

Oyundaki değişimler her şeyin önüne geçiyordu. Kameradan müziklere, zombilerden akla gelmeyecek birçok detaya kadar inanılmaz bir değişim söz konusuydu. Adeta oyunun RE 4 olması dışında RE alakası yok gibiydi. Önceki oyunlarda iliklere kadar korkutan ve geren yapım bu kez sınırsız cephane ile aksiyonun dibine vuruyordu. Bu denli değişim RE ruhu denen olguya büyük bir darbe vuruyordu. Bununla beraber hayatında RE oynamamış birçok oyun sever de RE oynamaya başlıyordu. Bu kitle eski oyunlardan habersiz, seriyi aksiyon ile özdeşleştirince yeni bir RE kitlesi ortaya çıkıyordu.
Bir yanda RE’ı RE yapan özellikleriyle özdeşleştiren; yani eski yapımlardaki korkusu, gerilimi, eski kamera sistemi, zombisi, delirtici bulmacaları, zorluğu, çaresizlik duygusu vs... diğer tarafta dördüncü oyunla beraber gelen aksiyon yönlü değişimi özdeşleştiren kısım. Bu iki kitle zaman içerisinde hararetli tartışmalara girecek olsa da, sonuçta RE’ın o anlatılamaz duygusu altında birleşmeye çalışıyordu. RE’ı eski oyunlardaki has özellikleriyle özdeşleştiren kısım; RE 4’ün asla kötü bir oyun olmadığını, gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan birisi olduğunu, ama adına RE olarak bakıldığında sadece bir hayal kırıklığı olduğunu savunuyordu. RE işte bu şekilde büyük bir değişime girerek özünden gelen birçok şeyi kaybediyordu. Bundan sonrasında serinin devamı RE 5 bekleniyordu. İşte merakla beklenen RE 5 öncesi serinin geçmişi bu şekilde yaşadı.

Yeni bir macera

Asıl beklenen kısma gelelim, yani üstüne fırtınalar kopan, hatta fanları bir anda ikiye bölen ve birbirleri ile çeliştiren kısıma. Serinin son oyunu da önceki RE’lara dönüşten çok 4. oyunun izi üzerinden gidiyor. Tabii ki günümüzdeki birçok yapımda devam oyunları bir önceki versiyonun izinden giderek piyasaya çıkıyor, kısmen başarılı ya da başarısız oluyor, ama RE ismi için bu izlerin olduğu bölüm çok karışık. Çünkü serinin eski nesline şahitlik yapmış ve tamamı ile orijinal RE fanı olarak gösterilen oyuncular, serinin ilk 3 oyunu ile RE 5’in de aralarında bulunduğu 4. oyunu ayrı tutuyor. Onlara göre bir RE oyunundan ve öğelerinden, çok aksiyon barındıran bir yapıma benziyor.

Açıkçası 5. oyunda bu iş 4. oyundan bile ileri gitmiş durumda, özellikle öldürdüğümüz virüse maruz kalmış herkesten kurşun ve enerji benzeri cephaneler çıkması, ortamlarda içinde bir şeyler saklanan sandıkları kırmamızın istenmesi ve açık alanlar dahil her ortamda çok kalabalık virüs etkisinde kalmış varlıkların (İnanın bana bu varlıklara insan demeye bin şahit lazım) üstüne adeta cephane olup yağmamız, gerçek fanların hiç hoşuna gitmezken; yeni nesil ve kısmen daha genç oyunculara çok keyifli dakikalar yaşatabiliyor.

RE, 4. oyunla beraber başladığı değişime, 5. oyunla son hız devam ederken; eski oyunlardan tanıdığımız Chris ile hikayeyi yaratılıyor ve dahası Chris’in partneri olan Sheva ile adeta hikaye, oynanış ve oyunun temelini tamamı ile değişiyor. Artık yapım içerisinde anlık yalnız kalmalar hariç hep partnerimiz ile hareket ediyoruz ve partnerimiz bize çoğu zaman diğer oyunlarda göründüğünün aksine ayak bağı olmaktan çok hayatımızı kurtaran ve bize yardım eden bir görüntü içinde sunuluyor. RE 5’in Afrika’da geçmesi, S.T.A.R.S’ın olmaması ve ufak ufak parçalar ile konuyu açık edebilecek demoların yayınlanması bile hala daha kesin bulgular sunmadı. Racoon dışında bölgelerin de konuya dahil edilmesi hatta ve hatta herkesin dilinde olan eski karakterlerden Jill Valentine oyunda öldü olarak gösterilmesi, Capcom’un adeta fanlarına ve RE sevenlere yaptığı tatlı işkenceleri görmemiz bizi içten içe daha heyecanlandırıyor.

Yalnız olamadığını hissetmek

RE oyunlarındaki yalnızlık ve gerilim havası, partnerimiz ile birlikte hareket etmemiz ve her yerde her çatışmada cephane sağlık tüpleri bulmamız nedeniyle bozuluyor. Artık dolu dolu ortamlarda anlık korkular yerine, kalabalıklar içinde heyecan dolu dakikalara şahitlik ediyoruz. Gerçi daha oyunun geçtiği karanlık ortamları tam olarak göremedik ve ne yazık ki bu demoda da bulunmamakta, ama her ne olursa olsun yalnız olmak her zaman tek olmaktan daha çok gerilim verir.
Oyunda tamamı ile değişen ve oynanabilirliği doğrudan etkileyen durumlardan bir diğeri ise partnerimiz ile birlikte senkronize olarak yapabildiğimiz hareketler. Bunlar yüksek bir duvara tırmanmaktan tutunda, bir bina içinde birimiz diğerinde partnerimizin sırt sırta savaşına ve hatta gene başlı başına değişen ve arada adeta heyecanı acele etmemizi sağlayarak körükleyen yeni envanter (Inventory) seçeneğini de sayabiliriz. Çünkü yeni envanter sisteminde kararları anlık vermemiz, zaman kaybetmememiz çok önemli. Yeni sistem üzerinden ayrıca istediğimiz eşyayı ya da cephaneyi partnerimiz ile değiştirebilir veya alabiliriz, yalnız bu durumdan karakterimizin yakınımızda olması gerekiyor. Bu da daha önceden kestiremediğiniz bir ortama ya da bölgeye girerken doğru ekipmanları birbirlerine vermeniz konusunda sizi düşüncelere sokabilecek bir durum. Capcom’unda istediği zaten bu ve buna bağlı olarak daha hızlı ve heyecanlı bir oynanış sunmak.

Bunlar dışında RE 5’te alıştığımız klasiklerde oyunda yok değil. Düşmanlarımızın (Son oyundakiler zombi değil unutmayın) etrafımızı sarıp saldırdığı anlarda birkaç tuş kombinasyonu ile farklı vuruş teknikleri yapabilmemiz ve bunun çevre etkileşimli, yani yakındaki her şeyle doğrudan etkileşimde olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Sizi yakalayan değil etrafınızdakilerin de canını yakacak hareketleri hem partneriniz hem de siz birkaç hamle ile yapabiliyorsunuz. Yapımdaki hava ve atmosfer artık yalnız şekilde köşelere sıkışmaktan çok, elinizdeki vurucu güç ve partneriniz ile üstünüze akın akın gelen hatta abartı kalabalıkları, zaman zaman kontrol edemeyeceğiniz yoğun bir şekle sokmuş durumda. Virüslü sayısı çoğu zaman 15 veya üstünde oluyor. Dahası git gide çoğalıyorlar. Tabii ki sizde nerde bunların ana damarı diye düşünürken, bir yandan hızlı şekilde onlar ile mücadele edip, bir yandan ise o an istenilen görevi yapıyor ya da istenilen yere ulaşmaya çalışıyorsunuz. Yani zat-ı şahanelerin hepsi sizin için birer engel ve sizin elinizde en azından demoda anlaşılan o engelleri kaldırmak için hep bir vurucu güç oluyor.

Oyunda çevre ile etkileşim her ne kadar yok denecek kadar az olsa da, çoğu zaman belki de 2-3 şarjör harcayacağınız yeri tek bir benzin varili havaya uçurarak imha edebiliyorsunuz. Her ne kadar ölen her virüslü kişinin inanılmaz şekilde bir görsellik ile ortadan kaybolması oyunlarda artık görmek istemediğimiz bir olay olsa da, öldüklerinde bize birkaç işe yarar (Kurşun, sağlık paketi vs…) bırakması tabii ki bizleri oyun içerisinde o kalabalık savaş ortamında sevindirmiyor da değil. Oyunun oynanabilirliği partneriniz ile birlikte, hızlı kararlar vermenizi sağlayan envanter sistemi sayesinde de hızlanmış durumda. Buna sizin kadar hızlı olan ve musluğu bir türlü kapanmayan virüs maruzu insanları da katarsak, oynanabilirliğin hem kıvrak hem de hızlı olmasını düşünebilirsiniz. Ama burada RE 5’in belki de en büyük handikabı burada ortaya çıkıyor. Hala sağa sola dönerken durma derecesindeki ağırlık ve animasyon eksikliği, ateş ederek koşup, yürüyüp, hareket edememek böylesine kalabalık bir savaş ortamında inanın sırtınızı hep bir yere dayayıp köşede kalmanızı ve çoğu zaman kamerada sorunlar yaşamanızı sağlıyor. Capcom’un oyun üzerinde omuz üzeri kamera ile devam etmesi doğru bir karar. Ama ne olursa olsun dönüşlerdeki hantallığı farklı şekillerde giderebilecekken yapmaması ve buna ek olarak hala “Bir insan ateş ederken hareket edemez” mantığının uygulanması, oyundaki her biri hızlı ve sayıca üstün olan virüs mazuru insanların karşısında adeta size saç baş yoldurabilir.

Saç baş yolmak terimine değinmişken, oyunun ciddi şekilde zor olduğunu ve sanırım ki bunun yapımın genelinde devam edeceğini demoya özel olmadığını belirtmek isterim. Hantallık ve hareket kısıtlılığı RE 5’in aksiyon artılarını bile eksiye çevirebiliyor. Şimdilik en büyük eksi olarak da bu görülebilir. Bize sunulan demoda iki bölüm yer alıyor. İki bölümde genel itibari ile dar Afrika yerleşim birimleri arasında geçmekte, ama özellikle 2. bölümde gösterilen akılda kalan bazı sunum sahneleri var ki, gerçekten o an sizi etkilemeyi başarıyor. Helikopterin tam olarak nedeni bilinmeden düşmesi ve aniden karşınıza çıkan testere kafanın canınızı baya sıkması, gerçekten oyun geneline yayılırsa çok etkili ve bir o kadarda heyecanlı olacağı, su götürmez bir gerçek olarak kabul edilebilir.
Görsellik iyi de nerede bu etkileşim?

Sadece demoya bakarak RE 5’i oynanabilirliği, geneli, atmosferi ve konusu olarak buraya kadar inceledik. Tabii ki tam sürümde bir takım ufak çaplı değişimler olabilir, ama genel olarak oyunumuz en azından görsel olarak demodakinden farksız olacaktır. Yapımın görsel olarak birçok yabancı sitede “İnanılmaz” olarak nitelendirilmesi kısmen doğru. Karakterlerin her biri ana karakter veya yan karakter fark etmeksizin gerçekten poligon zengini yaratılmış. Ana karakterin yüzünden akan terden tutun, sakalların her birinin görünmesine kadar her şey mevcut. Hatta Sheva’nın yüz hatları o kadar güzel ki, CGI videolardaki modellemeleri andırır türden. Karakterlerin bu poligon zenginliğine yetmezmiş gibi gerçekten çok yüksek seviyede kaplamaların ve Shader efektlerinin eklenmesi kaliteyi çok yükseltmiş. Yani güneşin bir karakterin sırtında bu kadar gerçekçi belli olması ve karakterin üstündeki giysinin ince detayını, inanılmaz kaplamlar ve poligonlar ile göstermesi açıkçası beni etkiledi.

Yalnız her güzelin bir kusuru vardır terimi herhalde bu günler için söylenmiş olacak ki, çevre ile etkileşim kırılmaya önceden meyilli olan birkaç sandık ve patlamayı önceden göze almış birkaç gaz verilinden öte değil. Kırılan kapılar ve camlar dışında etkileşimin olmadığı; sarkan yaprakların içinden geçen kurşunlardan, oyunun genelindeki duvarlar ve yerlerdeki kaplamaların filtre uygulanmadan adeta resimmiş gibi durması biraz göze batıyor. Günümüz oyunlarında fizik kuralları ve etkileşim pencereleri bu kadar genişken, halen PS2 zamanından kalma yıkılmaz çevre modelinin oyunda aynen durması çok üzücü.

Yapımdaki animasyonların da çok çeşitli olmadığı ortada. Dönüşler hala bir önceki oyun ile aynı seviyede görünmesi bir yana, yakın mesafede vurduğunuz adamların pike atarak gene önceki oyundaki ölüş şekilleri bile aynı duruyor. Merdivende öldürdüğünüz düşman fizik kurallarına uymadan olduğu yerde havadaymış gibi ölüp bir anda ortadan kaybolabiliyor ki, günümüz oyunlarında özellikle yeni nesil konsolların gelmesi ile görmeye alışık olmadığımız bu ufak detaylar bir anda atmosferi baltalayabiliyor. Her şeye rağmen oyunda en beğendiğim yan gene grafik motoru oldu. Evet, etkileşimi ve fizik etkileri olmayan bir oyun motoru, ama bu kadar yüksek poligonlu karakterleri bu kadar yoğun savaş alanında biraz AA eksikliği ile de olsa, Frame rate’te düşüş yapmadan gösterebiliyor olmak, benim için büyük bir artı.

Yazının sonuna geldiğimiz şu satırda bilinmesi gereken ve yazının aslında başından sonuna kadar gelinen noktayı görmenizi özellikle istiyorum. İlk üç RE oyunu tamamen farklı, son iki oyun ise tamamen farklı bir yolda yürüyor. Daha önce belirttiğim çizgilerden çok, Capcom şu anda 4. oyun ile yarattığı çizgiyi ve bu yolu beğenen fanları göz önünde tutuyor gibi gözüküyor. Ama bu demek değildir ki, RE bundan sonra aksiyonu, geriliminden daha önde, daha kalabalık bir oyun olarak devam edecek. Bu gibi köklü değişiklikleri yapan Capcom firmasının neler yapabileceğini kestirmek cidden çok güç. Her ne kadar serinin eski fanları son iki yapıma burun kıvırsa da, doya doya oynayıp bu yapımları ezberlediklerine eminim. Bu yüzden her ne olursa olsun RE 5 başarılı bir yapım olacaktır ve açıkçası demodan ortaya çıkan tüm rahatsızlıklara rağmen görünen bu. Hayatta zaten böyle değil mi? Her zaman hoşnut olan bir taraf varken, hayatımızda ya da çevremizde hoşnut olmayan bir taraf da illaki vardır.
Okur Tepkisi Bu içerik sende ne uyandırdı? İlk tepkiyi sen bırak

Yorumlar (6)

Yorum yap, MK Puanı ve Enerji kazan

Topluluğa katılmak için giriş yap. En az 20 kelimelik onaylanan yorumlar 3 MK Puanı ve 3 Enerji kazandırır.

M
MillAvriLewo Çırak

Kendi adıma Yalçın abiye(Next_Gen_Ceo) çok teşekkür ediyorum.:) Bu arada yazıyı beğenmenize gerçekten çok sevindim.:) Teşekkürler okuyan herkese.:)

0 puan
Z
ZaLiii Çırak

Yine RE5 ve yine harika bir inceleme. x) Eline sağlık yazarların.

0 puan
R
Rikimaru Çırak

Mr Freddy Hiç SevmediğimBir Oyun emişsin Ki gayet normal zevkler farklılık göserir Ama bence Bu kadar acımasız olma Resident Evil Türünnü En İyisi [Bence]...

0 puan
M
MrFreddy Çırak

Resident Evil serisi hiç sevemediğim seridendir. Pek bişi beklemiyorum. Nemesis fena deildi gerçi.

0 puan
L
LeonKenedy Çırak

yazıda emeği geçen levent ve yalçına teşekkür ediyorum çok güzel kaliteli ve doyurucu bir inceleme olmuş keyifle bir solukta okudum eski re oyunlarıyla yeni re oyunları arasındaki farklardan çok güzel ayrıntılı bir şekilde bahsedilmiş oldukça başarılı[:)]

0 puan
D
Death_Note Çırak

Gayet başarılı bir inceleme olmuş. Özellikle serinin ilk oyunlarından da sürekli bahsetmesi çok hoşuma gitti. önemli noktalara da gayet harika bir şekilde değinmiş. az çok RE oynayan bir oyuncu olarak Yalçın abinin bana Oyunu tekrardan oynamış hissini yaşamama olanak sağladı. ellerine sağlık. Nice daha bir çok oyun incelemelere diyorum[;)]

0 puan