Bazı oyunlar vardır hayatınız boyunca sadece bir kere açarsınız, sonra hop rafa kaldırırsınız. Artık kabını bile unutmuşsunuzdur. Ancak bazıları olur ki, daha ilk oynayışta size "İşte oyun bu!” dedirtir. Sensible serisi her zaman bunlardan birisi oldu. Gerçekçilik kavramını tanımayan yapımcılar, buz hokeyine benzer kontrollerle sundular bize. Her ne kadar seriyle tanışmam biraz geç de olsa, beni şimdiki süper grafikli yapımların içinden çekip, kendine bağladı. Peki nedir bu Sensible?
Sensible oyunlarıyla bilmeniz gerekenler şunlar:
Ders 1 - Sensible fizik kuralı tanımaz. Futbolcularınız orta sahadan kayıp, rakibin kalesine kadar gidebilirler. Aynı şekilde top da.
Ders 2 - Asla sıkılmazsınız, çünkü buna zaman bulamazsınız. Her zaman aksiyon vardır.
Ders 3 - FM’nin de atasıdır Sensible oyunları, çünkü size teknik direktör olma imkânını tanımıştır.
Ders 4 - Artık yazıya girelim.
Bu bir kuş! Hayır, bu bir uçak! Hayır bu Sensible’da kaymakta olan bir futbolcu!
Gerçekçilik! Artık aradığımız en önemli özellik bu. Futbol oyunu yapımcıları da, bu kelimeye en uygununu yapmak yarışı içerisindeler. Kısa süreye kadar Pes ve We serisiydi en gerçekçi futbol oyunları. FIFA ise onların yanında sinmişti. Kısıtlı bir hayran kitlesine sahipti. Ancak son yıllarda görüyoruz ki, Ea Sports artık Konami’yle yarışabiliyor. Sensible 98 ise gerçekçilik konusunda bu yarışın dışında, çünkü başka kulvarda koşuyor klasiğimiz. Arcade diye tabir ettiğimiz, gerçekçilikten çok eğlencenin önde olduğu oyunların en başında.
Sensible serisi hiçbir zaman gerçekçi olmadığı için suçlanmamıştır, suçlanamaz. Onun kendine özgü bir havası vardır. Adamlarınız her çeşit hareketi yapabilir. Fizik dersinden hepsi sınıfta kalmıştır zamanında. Kayarak vurdukları bir top havalanıp, sahanın öbür tarafına uçabilir. Çimler de onlara destek verir. Top son hızda kayarken birden durabilir ve sürtünme hakkındaki tüm teorileri çürütebilir. Bir de buzlu sahaya denk geldiyseniz, emin olun daha önce hiç çıkmadığınız bir yolculuğa çıkmış olacaksınız. Ahhhh!! Offfff! Bu sesler her an bacağı kırılmış olabilen oyunculardan geliyor. SS’de her hareketiniz kayma olacağından, maç boyunca bu sesleri çok duyacaksınız. Her an bir sakatlık çıkabilir. Her an bir kart daha görebilirsiniz. Böylece bir spor oyunu aksiyon oyununa dönebilir, ancak hakemin çıkardığı kartlara veya sakatlanan oyuncunuza sinirlenmezsiniz. Aksine intikamınızı almak için daha da agresife çevirirsiniz oyun plânınızı.
Oynamaktan sıkılıp, yönetmek isteyenlere
İlk menajerlik deneyimi kuşkusuz SS serisiyle gerçekleşmiştir. Football Manager’lar, Total Club’lar çıkmadan önce eğlenceyi ve taktiği birleştirmişti. Teknik direktör mod’unda aynı FM’deki gibi topla beraber koşma, agresiflik gibi değerleri ayarlayabiliyoruz. Oyuncularınızın maçtaki pozisyonlarını da, yine aynı FM gibi oyun sahası üzerinden ayarlanabiliyor.
SS her futbol oyunundaki gibi çeşitli modlara sahip. Bunlar; Dostluk maçı, turnuva ve Dünya Kupası. Yıl 1998 yer Fransa, maçlar başladı. O eski atmosferi yaşamak isteyenler için, oyunumuzun kapısı her zaman açık. McDonald’s’tan aldığımız mavi horozlu frizbileri tekrar hatırladım birden.
Alt Gr tuşum çalışmıyor
Herhalde kontrollere alışamayacak pek çok oyuncu olacaktır, ancak bu çok fazla tuş kullandığımız için değil. Zira kullandığımız 5 tuş var. Yukarı, aşağı, sağa, sola yön tuşları ve alt. Hepsi bu kadar. Alt tuşuyla hem pas vereceğiz, hem şut çekeceğiz, hem de bacak kıracağız. Bunun için de tuşa basma şiddetinizi ayarlayacaksınız. Eğer çok basarsanız top da çok gider, az bastığınızdaysa 1,2 metre kadar gider ve nefesi kesilir. Bunun dışında aşağı ve sol yön tuşuyla da oyuncuların arasında geçiş yapacağız, fakat Sensible biraz hareketli olduğu için her an kırılma tehlikesiyle karşı karşıya bu tuşlar. Umarım zamanında kaliteli bir klavyeye yatırmışsınızdır paranızı. Aslında eski bir oyunda yapay zeka aramak pek doğru sayılmaz, ama maksat tanıtım olsun. SS’de kesinlikle yapay zekası eksik veya başka bir tabirle geri zekalı bir oyun. Adamlarınız kontrolünüz dışında topu takip ediyor ve bu da sizi oyundan soğutuyor. Bunun dışında kaleciyi anlamak zor. Hızlı gelen toplarda panter gibiyken, yavaş gelen toplarda onlar da yavaşlıyor. Öyleki rakip forvetin kalecinin dibinden topu alıp, gol attığına çok şahit oldum.
Grafikler için pek de bir şey söyleyemeyeceğim. 98 yılında oyunlarla aram olmadığı için eski oyunlarla kıyaslayamam. Ancak eminim eskilerin çoğu oyununa göre güzeldir. Şimdiki oyunlarla ise kıyaslamak imkansız. Poligon sayısını saymaya matematiğim yetmedi. Bu yüzden tahmini bir puan vereceğim. Umarım kızmazsınız, ama verdiğim puanın içinde güzel hareket animasyonları oldukça önemli bir pay almış durumda. Yani hakemin kart gösterişi, yedek oyuncunun içeri girmesi gibi. Sesler ise bir devrim yaratmasa da kötü sayılmaz. Arkadaki seyircilerin sesleri, spiker ve en önemlisi oluşan şiddetin sesleri atmosferi size yansıtmaya çalışıyor.
Sanat nedir?
Bu sorunun normal bir insan için onlarca cevabı var. Resim, müzik, sahne denilebilir. Ancak biz Sensible’ı oynayanlar içinse tek bir cevabı mevcut: Falso vermek. Topa vururken verdiğinizin dışında bir de havada falso verebiliyorsunuz. Her ne kadar sanki topta anten varmış da, uzaktan kumandayla yönetiyormuşsunuz hissini verse de, aldığınız eğlencenin tarifini söylemek zor. Bu konuda tek söyleyebileceğim SS 98’in en iyi yanı olduğu.
Hakem son düdüğü çaldı
Genel olarak SS 98 zamanına göre iyi grafikleri, zevkli oynanışı, güzel animasyonları, sanat eseri sayılabilecek falsolarıyla kesinlikle denenmesi gereken bir oyun. Klavyenizde sağlamsa keyfine doyum olmuyor. 2006 versiyonu çıkmış olsa da, eğer hâla oynamadıysanız hiç durmayın, deneyin. İyi oyunlar.
Yorumlar (6)
Gerçekten eğlenceli bir inceleme olmuş.Üslubu çok yerinde ne çok cıvıtıyor nede çok ciddi. Sanat nedir.Çok iyi bir tespit.
zuhhahaaa hatırladım bu oyunu
Zuhaaa
www.mektup2@merlininkazani.com adresine girmeye çalışan birinin yazmış olduğu makaleyi merak ettim doğrusu. [:s]
[:D][:)][:D][:)][:D]
[:}] bendeki de sazanlık çok utandım umarım pek kimse bu yazdığımı okumamıştır hemen silin kardeşim[:)]