Merlin'in Kazanı Merlin'in
Kazanı
Oyun İncelemeleri

Sid Meier's Pirates!

Karayiplere geri dönmenin vakti geldi.

İnceleme Özeti
Platformlar:
PC
İnceleme Platformu:
PC
Çoklu Oyuncu:
Yok
Oyun Türü:
Strateji
Sid Meier's Pirates! kapak görseli
+

Artılar

  • Güzel grafikler. Kullanışlı arabirim. Basit oynanış. Sınırsız özgürlük.
-

Eksiler

  • Konuşma yok. Seferler sırasında gemiler birbiri içinden geçebiliyor.

Sid Meier's Pirates! - 1Commodore 64 zamanında ünlü olup günümüze kadar namı devam edebilen oyunlar çok azdır. Bunların başında hiç kuşkusuz Pirates! gelir. Programcılığını Sid Meier’in üstlendiği, Michael Haire’in grafiklerini tasarladığı ve Arnold Hendrick’in de senaryosunu hazırladığı “korsancılık” oyunu öyle büyük bir ilgi ile karşılanmıştı ki; üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen hala emulator yardımı ile eski günleri yad etmek amacı ile oynanan oyunların başında gelir. 1987 yılında 64kb’lık hafızaya sahip bir sistemde, toplamda 16 renkten oluşan paletiyle 17.yy Karayiplerini canlandırabilmeyi başaran bu üç programcının başarısı alkışa değerdir.

Sid Meier's Pirates! - 2Bilgisayar oyunu oynamanın gerçek anlamda “eğlence”den ibaret olduğunu gözler önüne seren Pirates!’ın, uzun yıllar sonra tekrar sistemlerimize geleceğini duyduğumuz da hepimiz çok heyecanlanmıştık. Sid Meier’in ismi olması oyunun çok başarılı olacağının işaretiydi ama yine de içimize bazı kuşkular düşmüyor da değildi. Bunların en başında 3. boyuta geçilmenin oyuna zarar verebileceği yönündeydi. Ayrıca orijinal oyunun oldukça sade ve bir o kadar da insanı başından kaldırmayan yapısı bozulabilirdi. Günümüzün en detaylı stratejilerini hazırlayan Sid Meier, eğer Pirates!’ı da detaya boğarsa oyuncuları sıkabileceğini düşünmüştük. Nihayet beklentilerimizin ve kafamızda yarattığımız ihtimallerin sonu geldi. Çünkü oyun en başından itibaren bizleri, eski havasını yitirmemiş görüntüsü ile büyülemeyi başardı.

Korsan olmak kaderimizde var

2 CD’den oluşan efsane oyunumuzun kurulumundan hemen sonra kısaca anlatılan bir açılış demosu ile korsanlığa atılan hayatımızın ilk görüntüleri ile karşılaşıyoruz. Son derece sıradan ve mutlu başlayan, tüm ailenin masa başında bulunduğu akşam yemeği davetsiz bir misafirin kapıyı kırması ile bölünür. İçeriye giren; Karayiplerin en korkunç ve acımasız korsanıdır. Tüm aileyi esir alırlarken biz –yani ailenin en küçük erkek çocuğu- bir şekilde kaçmayı başarırız. Tüm ailemizi kaçıran bu acımasız korsanı öldürmeye ve ailemizi kurtarmaya yeminler ederek macerandan maceraya koşacağımız “korsanlık dünyası”na ilk adımımızı atarız.

Elinde avucunda hiçbir şeyi olmayan genç delikanlı görünüşü ile karşımıza çıkan ilk tavernaya girdiğimizde barmenin; “İstediğin gemide çalışabilir, para kazanabilirsin” sözlerine uyup Fransız, Alman, İngiliz ya da İspanyol kaptanlardan birini seçiyor, onun yanında tayfa olarak işe başlıyoruz. Tayfa olarak başladığımız macera, çıkan ilk ayaklanma sonucunda kaptan olmamızla son buluyor. Bir avuç tayfa, azıcık erzak ve bir o kadar az deneyimimizle ilk deniz maceramıza çıkıyoruz. Karayip Denizinin ortasında bir gemi ile dolaşırken ilk limana sığınıp ne yapacağımıza karar vermemiz gerekiyor.

Eski günlerin anısına

Pirates! oyuncuya herhangi bir alıştırma bölümü sunmuyor. Sanki yapmanız gerekenleri zaten biliyormuşuz gibi davranıyor. Aslında her şey o kadar açık ki; kontrollere ve oyunun sistemine alışmak 15 dakikadan fazla sürmüyor. Yapacaklarımız temelde çok basit; gemini erzakla doldur, tavernadan yeni tayfalar al, karşına çıkan gemileri batır ganimetleri topla döngüsünü tamamlamak. Elbette her şey basit temeller üzerine oturtulsa da ayrıntılar oyunu güzelleştiriyor ve olduğundan biraz daha fazla dikkat etmemiz gerektiğini, kafa yormamız gerektiğini öğütlüyor.

İlk olarak yapmamız gerekenleri sıralayalım. Oyuna ilk başladığımızda gemilerimizin flamalarının ve bayraklarının desenlerini seçiyoruz. Bunların arasında tüm ülkelerin sembolleri var ancak eminim ki bir çoğunuz benim gibi korsan amblemi olan kurukafa desenini seçecektir. Daha sonra karakterimizin ismini ve genel yapısını belirliyoruz. Aslında oyuna önemli etki yaratmayan bu ayarlar ile karakterimizin ne kadar maceraperest ya da ne kadar savaş yanlısı olduğunu belirleyip oyuna başlıyoruz.

Şehirler canımız ciğerimiz

Kullanışı oldukça basit olan oyunun menülerine inersek, aynen Commodore 64 versiyonunda olduğu gibi liste şeklinde ilerlediğini görüyoruz. Yani orijinal oyunun havası kesinlikle göz ardı edilmemiş. Gemimiz ile ilk limana girdiğimizde, oldukça sade ve görsel açıdan pek fazla içerik sunmayan bir menü ile karşılaşıyoruz. Seçenekler arasında; başkanla konuşmak, tavernaya uğramak, gemi tamirhanesine gitmek, markette alışveriş yapmak, tayfalarımıza para dağıtımı yapmak seçenekleri var. İlk seçenek olan “başkanla konuşmak” o milliyete tabi olmamızı ve onların verdiği görevleri yapmamız halinde ödüllendirilmemizi sağlıyor. Önemli olan nokta; her ülkenin dostlarının ve düşmanlarının olduğunu bilmek. Örneğin İspanyollarla iş birliği yaparsak tüm İngilizlere düşman olduğumuzdan İngiliz şehirlerinde alışveriş yapamıyoruz. Burada verilen görevleri tamamlamamız halinde ödüllendiriliyoruz. Askeri kademeleri atlıyoruz.

Tavernaya uğrayarak; yeni tayfa alabilir, bayanlarla konuşup karayiplerdeki son dedikoduları öğrenebiliriz. Tavernanın en köşesinde oturan adam ile değerli eşya alışverişi yapabilir ya da gizli hazinelerin yerlerini gösteren haritalara sahip olabiliriz. Gemi tamirhanesinde; hasar görmüş gemimizi tamir edebiliyor, yeni yapılabilecek geliştirmeler varsa gemimize ekleyebiliyoruz. Eğer daha evvelden kazandığımız ikinci, üçüncü gemilerimiz varsa buraya satabiliyoruz. Markette yapılan alış verişler, aynen Port Royale oyununda olduğu gibi ucuza alıp pahalıya satmak üzerine kurulu. Ancak oyunumuz korsancılık olduğundan, ticarette kazanacağımız paranın 10 mislini tek bir deniz savaşından kazabiliriz. Dolayısı ile markette yapacağımız tek alış veriş tayfaların yiyecekleri olacaktır. Son olarak tayfalara para dağıtma kısmı ise zamanla kazandığınız ganimetleri tayfanıza dağıtmanız anlamına geliyor. Bu kısma daha detaylı değineceğim.

Seyr-ü sefer başlıyor


Şehirlerdeki kontrolü az çok öğrendik. Gelelim oyunun büyük kısmını geçireceğimiz gemimizin kontrolüne. Gemimizi kontrol etmek oldukça basit. Klavyenin nümerik tuş bölümünden tüm kontrolleri sağlıyoruz. Ekranın sağ alt tarafında her an hangi tuşa basınca ne olacağı zaten açıkça gösteriliyor. Gemi kullanırken en önemli unsur hiç kuşkusuz rüzgâr. Rüzgârın yönünü ayarlamak hayati derecede önem taşıyor. Mümkün olduğunca arkamıza almamız gereken rüzgârın yönünü ve kuvvetini her an ekranın sol alt köşesine bakarak görebiliriz. Kullandığımız geminin hızına, tayfa sayısına ve yönüne bağlı olarak, rüzgâr olumlu ya da olumsuz yönde etki ediyor. Rüzgârı karşımıza almadığımız sürece yolumuza devam edebiliyoruz. Ancak rüzgâr, tam gitmek istediğimiz yönden esiyorsa; ileri doğru tek bir mil bile ilerleyemediğimizden karşımıza iki seçenek çıkıyor; ya yelkenleri toplayıp rüzgârın yönünün değişmesini beklemek ya da en yakın limana gitmek. Aslında ikinci seçenek daha doğru gözüküyor. Çünkü en az rüzgâr kadar dikkat etmeniz gereken bir unsur da yiyecek miktarınız. Denizde bulunduğunuz her gün yiyeceğinizden bir miktar azalıyor. Eğer geminiz oldukça kalabalıksa; yiyecek tüketimi de bir o kadar arttığından denizde uzun yolculuklara önceden yüklü yiyecek depolaması ile hazır olmanız gerek. Denizdeki yolculuklarımız esnasında düzenli olarak haritayı takip etmeli, gideceğimiz yere en kısa yolu çizmeliyiz. Tıpkı gerçek kaptanlar gibi.

Kısaca gemimize yükleyebileceğimiz envanterlerden bahsedelim. Gemimize aslında üç ana madde yükleyebiliyoruz; yiyecek, erzak ve silah. Yiyecek; yolculuk boyunca tayfalarımızın tükettiği gıdalar oluyor ve markette bunları temin ederken parantez içinde kaç ay yetecekleri belirtiliyor. Daha evvel de söylediğim gibi ne kadar çok tayfamız varsa; o kadar çok yiyecek tüketimi oluyor. Silahlar; hem gemimizin kullandığı top sayısını hem de taşıyabileceğimiz top sayısını belirliyor. Şöyle ki; kullandığımız geminin 15 adet top kapasitesi varsa bunun üzerinde aldığımız toplar fazladan silah gücü sağlamıyor, ancak ticaret amaçlı kullanılabiliyor. Erzak kısmı ise sadece ticaret amaçlı olan; şeker, un, kıyafet gibi maddeler. Ama yine daha evvel bahsettiğim gibi korsancılık oyununda ticaret pek fazla işe yaramıyor.

Gemi savaşları oyunun asıl mantığı

Pirates! oyunun en önemli özelliği olan gemi savaşları işin en önemli yanı. Ne kadar görev yaparsak yapalım ya da ne kadar barışçıl olursak olalım gemi savaşları kaçınılmaz oluyor. Gemi savaşlarını üç kısma ayrabiliriz; hazırlık evresi, savaş ve gemi istilası. Hazırlık evresini kısaca açıklamak gerekirse; ilk yapmamız gereken savaş taktiğimizi ve gemimizin özelliklerini iyi kavramak. Bazen devasa boyuttaki gemiler yüksek hasar veren silahlara sahip olmalarına rağmen, kıvrak ve hızlı gemiler karşısında aciz kalabiliyorlar. Ama iyi taktik belirlemiş ve tayfa sayısını iyi ayarlamış bir kaptan her savaştan alnı ak çıkabiliyor. Önce gemimizin kapasitesini öğrenmeli ve tayfa sayısının en az %70’ini gemimizde bulundurmalıyız. Çünkü ne kadar çok tayfa varsa o kadar hızlı silahlar yüklenebiliyor. Daha sonra savaşacağımız gemiye yaklaşırken rüzgârı mümkün olduğunca arkamıza almış olmamız gerek. Savaş meydanında ters rüzgâr yüzünden manevra yapamamak çaresiz yenilgiden başka bir şey ifade etmez. Eğer her şey hazırsa; gemiye yaklaştığınızda nümerik klavyedeki, 5 tuşuna basıp savaşa geçebilirsiniz.

Savaş ekranı, aynen Port Royale’deki sisteme benziyor (ya da Port Royale, Pirates!’a benziyor!) Yakın çekime alınmış iki gemi karşı karşıya geliyor ve savaş için birbirlerini yanlarına almaya çalışıyorlar. Savaş esnasında ilk atış son derece önemli çünkü ilk atışta tüm toplarınız dolu olduğundan iyi bir atışla daha savaşı başlamadan bitirebilirsiniz. Savaş esnasında nümerik tuşlarla yapabileceklerimizi değişiyor, bunlar aslında atacağımız top çeşidini belirlemek üzerine kurulu. Üç çeşit top kullanabiliyoruz. Standart olan toplarımız gemiye ve düşman toplarına hasar veriyor. 1 tuşu ile sadece tayfalara zarar verenleri seçebilir ya da 7 tuşu ile düşman gemisinin direklerine nişan alan zincirli top atabiliriz. Tabi gemimizde bu topları atacak gelişimleri sağlayabildiysek.

Şimdi savaş zamanı

Savaşı beş şekilde kazanabiliriz; gemiyi batırabilir, direkleri kırıp kıpırdayamaz hale getirebilir, tayfaları öldürüp hem kıpırdayamaz hem de topları dolduramaz hale getirebilir, toplarını etkisiz hale getirip hücum gücünü sıfırlayabiliriz ya da gemiyi bordalayıp (yani gemiye çarpıp) içeride kılıç savaşı ile gemiyi ele geçirebiliriz.

Seçenekleri gözden geçirirsek; gemiyi batırmak en kötüsü. Çünkü batan gemi bize hiçbir yarar sağlamıyor. Ne erzak, ne para, ne de tayfa kazanabiliyoruz. Sadece ünümüz artıyor. Aynı mantık ile tayfaları öldürmek de çok iyi fikir değil. Tayfalar ölünce gemiye yaklaşmamız kaptanın teslim olması için yeterli oluyor belki ama ele geçirdiğimiz yeni gemiye de bizim gemimizden tayfalar geçeceğinden başka çare kalmadıkça bu yöntem iyi değil. Savaşta en iyi neticelerden birileri; topları etkisiz hale getirmek ya da direkleri yıkmak. Topları etkisiz hale gelen ya da direkleri yıkılan gemiye yaklaştığımızda hemen teslim oluyorlar. Ganimetler ve yeni gemi bizim oluyor. Ayrıca hayatta kalan tayfalar da bize katılıyor.

Son ve en avantajlı olan yöntem gemiyi bordalamak. Burada kılıç savaşına başlayacağımızdan hazır olmamız gerek. İlk olarak savaşacağımız kılıcı seçiyoruz. Hızlı, güçlü ya da savunması iyi olan kılıçlardan birini alabiliyoruz. Kılıç savaşı da tıpkı diğer kontroller gibi nümerik klavye ile yapılıyor. 1, 4 ve 7 tuşları ile hücum yapıyor, 2, 5 ve 8 tuşları ile savunma yapıyoruz. 6 tuşu ile de rakibimizi küçümseyici sözler söylüyoruz. Her vuruş ya da savunma taktiği rakibimizin yaptığı hareketin bir karşılığı oluyor. Mesela rakibimiz bacaklarımıza doğru kılıcını savuracaksa; zıplamalı, göğsümüze doğru savuracaksa; eğilmeliyiz. Aynı mantıkla kılıcını havaya kaldıran düşmanı karnına yapacağımız bir darbe ile alt edebiliriz. Ancak bol alıştırma yapılarak öğrenilecek bu savaş sisteminde bir kez ustalaştınız mı; artık herkesi yenebiliyorsunuz.

Savaşın artıları eksileri

Şimdi gelelim savaşın sonuçlarına. Diyelim ki savaştan alnı açık bir şekilde çıktınız ve başarılı olduğunuz için diğer gemiyi de ele geçirdiniz. Şimdi yapmanız gereken ilk limana uğrayıp, geminizi tamir etmek diğer gemiyi de ister tamir edip yanınızda kullanmak ya da satmak. Kimi zaman ele geçirdiğiniz gemi kendi geminizden daha iyi olabiliyor. Bu durumda hemen değiştirebilirsiniz. İki gemiyi aynı anda kullanmanın ise hiçbir mahsuru yok. Daha fazla kargo yükleme imkanınız ve de üst üste savaşlara katılma şansınız oluyor. Çünkü gemilerden biri hasarlı da olsa savaşa diğer gemi ile katılabiliyorsunuz. Savaşta başarılı olduğunuzda öldürdüğünüz kaptanın unvanına göre ödüller alıyorsunuz. Eğer öldürdüğünüz top 10 klasmanındaki korsanlardan biri ise; hem büyük paralar kazanıyor, hem de top 10 listesinde bir üst sıraya çıkıyorsunuz. Ayrıca yendiğiniz gemide usta aşçı ya da kullanılabilir eleman varsa size geçiyor ve yol boyunca işinize yarıyor.

Savaş sonunda biriken paraların, ganimetlerin ve erzakların paylaşımından bahsedelim. Biliyorsunuz yanınıza aldığınız tayfalar, yemek haricinde hiçbir şey elde edemiyorlar. Bu da bir süre sonra söylentilerin çıkmasına neden oluyor. Tayfalar aralarında “Kaptan çok cimri. Bize hiç para vermiyor” diye konuşuyorlar. Eğer kulak asmazsanız, bir süre sonra gruptan ayrılanlar oluyor. Hatta daha sonraları isyan bile çıkabiliyor. O yüzden para biriktiğiniz zamanlarda ve ekranın sol alt köşesindeki korsanların surat işareti olumsuz olmaya başladığında en yakın limana gidip topladıklarınızı dağıtmanız gerekiyor. Burada kaptanlık sınıfınıza göre (maceraperest, savaşçı vesaire) belirli paylarda altınlar dağıtılıyor ve grubun bir kısmı ayrılıyor. Şimdi sanki oyuna yeni baştan başlamış gibi tayfa toplamanız gerek.

Kader mahkumuyum ben

Maceramıza hep olumlu yönden yaklaştık. Ya işler tersine gider de deniz savaşlarında yenilirsek? İşte o zaman ele geçirildiğimiz ülke tarafından en uzak hapishaneye atılıyoruz. Hapishaneye atıldığımızda eğer paramız varsa rüşvet verip kolayca kurtulabiliyoruz. Eğer paramız yok ya da ülke rüşvet kabul etmiyorsa; çaresizce hücremizde bekliyoruz. Aylar birbirini kovalarken elbet bir olay, bir isyan çıkıp, hapisten kaçma şansımız doğuyor. Eğer hapisten kaçmayı kabul edersek; sanki Commandos oynuyormuş gibi bir haritaya çıkıyor, nöbetçilere yakalanmadan kıyıya, adamlarımızın yanına ulaşmaya çalışıyoruz. Başarıyla ulaşırsak, gemimiz ile kaldığımız yerden seferlere devam ediyoruz. Eğer yakalanırsak cezamız tamamlanana kadar hapiste bekliyoruz.

Buraya kadar hep gemiler arası savaşları anlattık. Bir de şehirlere yapılan saldırılar var. Oyunun en güzel yanlarından biri de zaten bu. İlerleyen zamanlarda yeterince büyük bir tayfa kurabilirsek (mesela 300 kişilik) şehirlere saldırı yapabiliyoruz. Asker kaçakları, korsanlar ve sivil insanlar gibi çeşitli gruplardan oluşan takımımız ile bir düşman şehrine saldırı yaparsak; sanki sıra tabanlı strateji oynuyormuş gibi kuşbakışı haritaya geçiyoruz ve adamlarımızı sıra bazlı olarak hareket ettiriyoruz. Başarılı taktik ile kazabileceğimiz bu savaşlar bilgisayarın oynamasını uzun süre beklememizden dolayı sıkıcı olabiliyor ama mükemmel düşünülmüş bir ayrıntı.

Üçüncü boyut sana yakışmış

Sayfalarca anlatmama rağmen Pirates! oyunu hakkında hala çok az şey söyleyebildiğimi düşünüyorum. İsterseniz birazda oyunun görselliğinden bahsedelim. 3 boyutlu grafikler Pirates! oyununa inanılmaz derecede yakışmış. Tüm endişelerimizi çöpe atmış ve inanılmaz rahat bir kullanım sunmuş. Genel haritaya geçtiğimizde biraz sistem canavarı olsa da, orta seviye grafik ayarlarında bile her şey gayet güzel görünüyor. Denizdeki yansımalar, savaşlardaki patlama efektleri, top atışları esnasında gemi kapaklarının açılıp kapanması, hasar alan gemiden düşen tayfalar, erzaklar ve daha pek çok güzel ayrıntı oyunun görsel yönden zenginliğinin kanıtı. Zaten rüzgâr sisteminin gerçekçi kullanılması ile yelkenlerin ve geminin hareketi o kadar güzel gözüküyor ki; grafiklerden daha fazla alkış toplayan unsur bu oluyor. Kılıç savaşları gibi yakın çekim içeren bölümler son derece detaylı ve arka planda olup biten olaylarla görsellik daha da zenginleşiyor. Açıkçası oyunda grafiksel olarak her şey benim çok hoşuma gitti.

Ses ve müzik konusunda garip bir durum söz konusu. Oyun içindeki tüm ses efektleri mükemmel, gemimin sürekli gıcırdamamsı rüzgârın uğultusu ve yağmurun şıkırtısı çok güzel. Müzikler de gayet ortama uygun hazırlanmış ancak hiçbir noktada özellikle de ara demolarda hiç konuşma olmaması garipsediğim bir durum. Tavernaya gidip barmenle konuştuğumuzda adamın mırıltısını duyuyoruz. Sanki “simce” konuşuyorlarmış gibi bir şeyler söylüyorlar ama her şey alt yazı ile veriliyor bizlere. Yine de genel olarak bakılırsa ses ve müzikler bu mükemmel oyuna gayet güzel yakışmış.

Savaşlarla ve sınırsız özgürlükle dolu maceranın sonu

Bence Pirates! oyununu mükemmel hale getiren özellik; “özgürlük”. Yani oyun boyunca hiçbir kalıba girmemize, hiçbir ülkeye tabi olmamıza gerek yok. İstediğimiz ülkenin görevlerini yapabiliyor, istediğimiz ülkeye saldırabiliyoruz. Elbette ana senaryoyu tamamlamamız için belirli görevleri yeni getirmemiz gerek ama bunları istediğimiz zaman yapabiliyoruz oyun bizim düz bir çizgide ilerlememizi istemiyor. Ayrıntılar o kadar çok ki; hangi birini anlatsam diye şaşırıp kalıyorum. Mesela canınız hazine avı mı oynamak istedi. Gidin bir şehre tavernadaki adamdan hazine haritası alın, gösterilen yeri bulmaya çalışın. Karaya adamlarınız ile çıkın ve hazineyi araştırın. Denizde ilerlerken güzel bir gemi mi gördünüz? Geminize güveniyorsanız; saldırın!.

Bir başka özgürlük şansınız da istediğiniz kişiye ihanet edebilmeniz. Diyelim ki bir şehre gidip başkandan onu başka bir şehre kadar koruma görevi aldınız. Yolda ister ona eşlik edip korsanlardan korursunuz, isterseniz bizzat yol ortasında siz ona saldırıp ihanet edersiniz. Böylece başkanın güzel gemisini de ele geçirmiş olursunuz. Her şey size bağlı. İster başkanın ödülüne razı olun isterseniz de gemisini alın. Korsanlar arasındaki top 10 listesi çok mu hoşunuza gitti? Gidin en yakın limana tavernadaki kızdan son dedikoduları öğrenin listedeki korsanlar şu anda nerede öğrenin. Onları yendiğinizde hem şanınız artacak hem de büyük ganimet toplayacaksınız.

Sid Meier’s Pirates!... Anlatmakla bitmeyecek, bir kez oynamakla anlaşılmayacak, suyunu çıkartmadıkça elden bırakılmayacak bir oyun. Ortalama sistemlerle bile gayet rahat şekilde çalışan oyunun hem kolay anlaşılabilir yapısı hem de kullanıcı dostu kontrolleri ile kısa sürede en iyi oyunlarınız arasına girecektir. Yapabileceğimiz görevleri yazmaya kalksam; klavyede sağlam tuş kalmayacağına yemin edebileceğim bu sanat eserini her oyun severe şiddetle tavsiye ediyorum.

Oyun Bilgileri

Yapımcı
Firaxis
Platformlar
PC
Oyun Türü
Strateji

Sistem Gereksinimleri

Bilgi
1 GHz ve üstü işlemci, 256 MB RAM, 32 MB'lık DirectX 9.0 destekli ekran kartı, 1.2 GB boş harddisk alanı
Okur Tepkisi Bu içerik sende ne uyandırdı? İlk tepkiyi sen bırak

Yorumlar (6)

Yorum yap, MK Puanı ve Enerji kazan

Topluluğa katılmak için giriş yap. En az 20 kelimelik onaylanan yorumlar 3 MK Puanı ve 3 Enerji kazandırır.

MO
MK Okuru

Bu oyunu yazarak anlatamayiz öyle böyle oyun değil O ZAMANLARDA NASIL BÖYLE BİR OYUN YAPMIŞLAR DİYESİM GELİYOR iyi yapmışlar harbi, abimiz oynardi bunu derdim bu oyun ne oyunu ne oyunu derken seneler sonra bulmuştum ve sıkılmadan hala oynuyorum Aklıma geldikce

0 puan
MO
MK Okuru

Yıl olmuş 2013 hala oynuom:DYılar geçtikçe güzelleşen oyun.

0 puan
MO
MK Okuru

yemin edrim çok etkilendim. tüylerim diken diken oldu. hemen indircem . gerçi age of pirates 2 yi indirıodum ama başka bir forum dada sid meiers in daha iyi olduuğunu sçyleyenlere vardı. hemen indircem başlarım age of piratese. saolasın captain.

0 puan
M
Momoch Çırak

Bunca sene geçmesine rağmen ve harika bir bilgisayar toplamama rağmen hâlâ sıkılmadan oynadığım oyunlardan birisidir. Eksik pek çok yönü olmasına rağmen oldukça eğlendiğim bir oyun. Keşke yeni versiyonu 2013 yılında karşımıza çıksa...

0 puan
MO
MK Okuru

<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>06.12.2009 22:10:00 - MK Okuru demiş ki:</b><br>abi şunu cd key nosunu bilen varmı </font></td></tr></table><br></center> Şu oyunla yüzüklerin efendisini nasıl karıştırıyorsun allah aşkına!

0 puan
MO
MK Okuru

abi şunu cd key nosunu bilen varmı

0 puan