Merlin'in Kazanı Merlin'in
Kazanı
Oyun İncelemeleri

Sin Episodes: Emergence

Dizi fikrinin gerçeği bizleri ne kadar oyalayabilir?

İnceleme Özeti
Platformlar:
PC
İnceleme Platformu:
PC
Çoklu Oyuncu:
Yok
Oyun Türü:
Aksiyon
Sin Episodes: Emergence kapak görseli
+

Artılar

  • Hoş grafikler, sesler, etkileşim, alternatif öldürme yolları, eğlenceli oynanış, ne kadar kötü olsa da seksiliği ve çekiciliği ile Elexis Sinclair.
-

Eksiler

  • Kısa oyun süresi, sadece üç silah bulunması, Multiplayer'ın olmayışı, arada kafası reset yiyen yapay zekâ, çizgisellik, tek kişilik senaryo bir iki kereden fazla bir daha oynanmaz ve Jessica'ya ilaç enjekte eden kötü adam Viktor.
Eskiden bir arkadaşım ile sürekli oyunlardan muhabbet ederdik. O zamanlar özellikle bana sürekli Resident Evil 2’den bahsederdi. İşte zombiler var, aksiyon var vs... var oğlu var diye aramızda diyaloglar geçerdi. O zamanlar ufaktık, hep çevreden duyduklarımızla bir adet oyuna el atardık. Sin ile de aynı böyle olmuştu. Günün birinde arkadaşım “Bak bir kadın var, millete ilaç veriyor, onları yaratık yapıyor. Çok güzel oyun.”diye beni gaza getirip, tavsiye vermişti. O zaman Sin’i alıp, oynayıp bitirmiştim. Kötü değildi ve beni hayal kırıklığına uğratmamıştı. Ancak Half-Life’a daldığım için sadece bir kereliğine oynayıp, bitirdiğim sıradan bir oyun gibi köşede kalmıştı. Gerçekten de öyle olmuştu, sadece ben değil daha birçok oyuncu ilk Sin’i, Half-Life 1 yüzünden bıraktı. HL fırtınası tüm dünyada esiyordu. Yapımcı Ritual firması bundan sonrasında birkaç proje ile karşımıza çıktı fakat Sin’den bahsetmiyorlardı, başka planlarından söz ediyorlardı. Artık zamanı gelmiş olan ilginç bir fikir ile ilk bildiğimiz şekilde Sin 2 veya asıl adı ile Sin Episodes’i bizlere sundular.

Brezilya dizisi

Sin Episodes duyurulduğu gibi ilginç bir fikirle çıktı. Yapımcılar, hep bildim bileli televizyonlarda olan Brezilya dizileri gibi, oyunu bizlere bölüm bölüm sunacaklar. Bu yüzden projenin adı Episodes olarak geçiyor. Hatta Emergence ise ilk maceramızın asıl ismi. İlk oyundan tanıdığımız ve son anda elimizden kaçan Elexis Sinclare, hain planları ile Freeport şehrine geri dönüyor. Elexis, yine SinTek şirketinin başında ve mutant’larını ortalığa yaymak istiyor. Bu yüzden Freeport şehrindeki karışıklıklardan ve kanunsuzluğundan yararlanarak, özel bir uyuşturucuyu insanlara satıyor. Aslında yapmak istediği, Freeport’u ele geçirmek ve yönetmek. Ortada derin bir konu olmasa da, devam yapımı için son derece yeterli.

İlk Sin’i mahfeden Half-Life faktörü, devam yapımında ise kurtarıcı olmuş. HL2’nin Source grafik motoru, Emergence’nin görüntülerini oluşturuyor. Genel olarak grafikler iyi durumda. Modellemelerden çevredeki kaplamalara kadar hoş bir ahenkte dans ediyorlar. Birçok yapımdan daha iyi görüntüler oyunculara sunuluyor. Fakat HDR ve birkaç yeni teknik kullanılmamış. Bu yüzden grafikler bazı oyunların yanında, ufak bir farkla geride kalmış. Efektler ve ışıklandırmalar en göz doldurucu etkiyi yaratıyor. Özellikle suyun yansıması çok güzel bir şekilde yapılmış. Çevrede patlattığınız variller veya yanan yerler iyi şekilde kotarılmış. Basit birer efekt gibi kalmıyorlar, kendilerini belli ediyorlar. Ana karakterlerin modellemeleri oyunda dikkat edilen kısımlardan biri olmuş. Seksi Elexis’ten, Viktor’a kadar hepsi başarılı bir şekilde canlandırılıyor. Çevredeki modellemeler ve düşmanlar da ayırt edilebiliyor, ancak ana karakterler kadar çok ayrıntılı değiller. Kaplamalar genel tarzda güzel ve göze batmıyorlar. Bazı yerlerde ufaktan bir iki hataları olsa da, genelde yeterliler.

Geri kalanlar

Sesler kesinlikle başarılı. Seslendirmelerden efektlere kadar hepsi oldukça iyi yapılmış. Karakterlerin konuşmaları üstünde durulmuş. Silah ve patlama efektleri kendilerini belli ediyorlar. Kulağınıza tok bir ses veriyorlar. Özellikle Steam ve Ritual’in forumlarında da oldukça sık bahsedilen ve benimde hoşuma giden ana menü müziği var ki, gerçekten muhteşem bir parça. Oyuna girmeden önce menüde çalıyor. Forumlarda diğer Sin oyuncuları, bu parçayı nasıl bulabileceklerini sormuşlar. iTunes üzerinden Sin’in Soundtrack’i satılıyor. İsteyen olursa oradan satın alabilir.

İşte Half-Life 2 teknolojisinin en faydalı kısmı karşımıza çıkıyor. Fiziklendirme, Sin’i belki de en eğlenceli kılan kısım olmuş diyebilirim. Oyun aslında eski tip FPS, yani Doom 3 ve Serious Sam gibi önüne geleni vur ve belli olan yoldan ilerle mantığına dayanıyor. Ancak etkileşim ve etkileşim sonucu oluşan alternatif öldürme teknikleri işin eğlenceli kısmını üstleniyor.
Sürekli olarak karşınıza düşman çıkacak ve onları hep silahla öldürmek bir zaman sonra bayabilir. İşte burada ne yapabiliriz? Mesela patlayıcı bir varili düşmanların üstüne fırlatırsınız ve arkasından onu vurup patlatabilirsiniz. Böylece toptan temizlik yapma imkânınız olur. Bunu geçtik diyelim, aşağıdaki merdivenlerde bir grup rakibiniz bulunuyor. Ancak sizin enerjiniz ve cephaneniz oldukça azalmış. Merdivenlerden aşağı SinTek’e ait olan kimyasal fıçıları aşağı yuvarlarız. Sonrasında ise onlara ateş ederek içindeki kimyasalın dışarı çıkmasını sağlarız. Böylece kalabalık olan düşmanlarımızı öldürebiliriz. Rakiplerimizin üstüne eşyaları atıp, onları güzelce yavaşlatabiliriz. Etkileşim sadece öldürmek için değil, oyundaki atmosferi gerçekçi bir havaya sokmak için de birebir olmuş. Ölen bir düşmandan su içine düşen, tabancanızın ikinci atış mod’u için gerekli olan merminin, suyun üstünde hafiften dalgalanarak durması gibi oldukça ince detaylar yer alıyor. Yani ateş ettiğinizde duran kutular veya kırılmayan camlar yok. Quake 2’yi oynadığım zamanları hatırlarım ki, OpenGL’i açıp o grafikleri görünce resmen şaşkına dönmüştük. Çevredeki eşyaların ve kutuların bazıları hariç hiç biri patlamıyor ve kırılmıyordu. O zamanlar buna alışıktım ve şikâyetçi değildim. Ancak şu anda bu durum böyle değil. Sin bu konuda beni yanıltmadı ve fiziklendirmeyi iyi bir şekilde sunabildi.

IQ

Düşman yapay zekâsı bir acayip çalışıyor. Sizi bazı zamanlar zorlayabiliyorlar, ancak bazı zamanlar da ördekleri oynuyorlar. Attığınız bir el bombasından kaçıyorlar. Bazı zamanlarda el bombasının yanında durup öylece bekleyen, bolca salak tipler de var. Mermilerinizden saklananlar veya önüne atlayanlar da çok var. Düşman olarak normal askerler, mutant’lar, Jetpack’li tipler, ağır makineliye sahip kişiler, oyunun ortasında ve sonunda çıkan büyük yaratığımız ve asıl boss, Viktor’un kendisi yer alıyor. Normal askerler ve mutant olan düşmanlarımız, üstünüze tekmeyle kutu, fıçı, teneke parçası vs… fırlatabiliyorlar, bunlar canınızı acıtabiliyor. Eğer bir yere saklandıysanız, hemen oraya gelip sizi bir güzel mıhlamaya çalışıyorlar. Yalnız Sin’in ortasında ve sonunda çıkan koca mutant yaratığın pek bir özelliği yok. Etrafı yıkıp dökmek, üstünüze enerji dalgası göndermek ve yanınıza gelip size vurmaktan başka bir şey yapmıyor. Zaten sıkı bir FPS oyuncusuysanız, bu yaratığı kolayca geçebilirsiniz. Aynı şekilde son boss olarak karşımıza çıkartılan, Viktor Radek’in de pek bir numarası bulunmuyor. Helikopterden size karşı iki adet roket ve makineli tüfekle ateş etmekten başka bir şey yaptığı yok. Genelde yapay zekâda bazı zamanlar sakatlıklar olsa da, bolca düşmanı üstüne ekleyip, oyuncuyu iyi oyalıyor ve zaman geçirtiyor. Bazı kısımlarda yanımızda savaşan Jessica’nın da yapay zekâsı da gidip geliyor. Arada ateş edip, bazı zamanlar size hiç yardım etmediği anlar oluyor.

Sin Episodes içinde silah yelpazesi ne yazık ki çok az. Toplam da üç silahla idare ediyoruz, bunların yanında artı olarak el bombası bulunuyor o kadar. Judge Dredd’in silahına benzer bir magnum, pompalı tüfek ve bir adet makineli tüfeğimiz mevcut. Üç silahın da ayrıca alternatif atış mod’ları da bulunuyor. Magnum düşmanları tek bir atışta bile öldürebilecek özel bir mermi ateş ediyor. Pompalının ikinci atışında sarı bir ateş efekti eşliğinde güçlü bir saçma atıyor. Makineli tüfeğin alternatif mod’unda ise patlayıcı bomba atabiliyor. Her silahı farklı yerlerde kullanacaksınız. Normal tabancanızın ateş gücü çok kuvvetli olmasa da, sıkıştığınız zamanlar da size oldukça yardımcı olacak. Pompalı klasik olarak yakından kuvvetli, ancak uzaktan vuruş derecesi düşük. Makineli tüfeğin ise detayı da var. SWAT oyunundan hatırlayacağımız gibi, makineli ateş ettiğimiz zaman yukarı doğru istem dışı kalkabiliyor. Kısaca buna silahın tepkisi diyoruz. Silahlarda Zoom yapma imkânımız var. Pompalı ve normal tabancamızda, bu olay sadece nişan yeri tam göz hizamıza geliyor. Makineli tüfekte ise bir adet dürbün karşımıza çıkıyor. Böylece uzakta bulunan düşmanlarımızı çok rahat bu şekilde avlayabiliyoruz. Makinelide ateş ederken, kesinlikle sürekli olarak ateş etmeyin.
Çok kısa ama sık aralıklarla ateş edin. Böylece yakındaki düşmanlara karşı daha etkili olursunuz, diğer türlü ise silahın tepkisinden dolayı başınız belaya girebilir. El bombası oyunda kalabalık düşmanlardan kurtulmak için ilacınız olacak. Sin’de bolca sayıda rakipleriniz var. Onların toptan imhası için çevrede bulunan variller patlatmak veya el bombası atmanız birebir. Patlayan el bombası veya varil ile yanarak can çekişen düşmanınızın sağa sola koşup, bir de yardım istemesi önemli detaylardan biri.

3D Mark

Yapımda belli stats’larımız oluyor. Bunlar hangi silahı ne derece, ne kadar kullandığımızı, ne kadar hit yaptığımızı, kaç sağlık ile çatışmalara girdiğimizi, oyundaki bulduğumuz gizli yerleri vs… kısaca tüm detayları size gösteriyor. Bunları grafik ve yazımsal olarak önünüze sunuyor. Grafik olarak sanki bir donanım parçasının, performans testini gösterir gibi bir hali var. Belli bir puan alıyorsunuz ve isterseniz bu puanı Valve’nin server’larına upload edip, sıralamaya da girebilirsiniz. Sin’i oynayıp bitirdikçe, bu puanlama da değişiyor çünkü yaptıklarınız her yeni oyunda faklı oluyor. Belki çok iyi belki de çok kötü oynayabilirsiniz; Artı, seçilen zorluk seviyesi de bunları etkiliyor. Bu puanlama sistemi E3 fuarında tanıtılmıştı. Yapımcıların amacı bu sistem ile farklı puanlar kazandırmak, oyuncunun yeteneklerini sınamak ve Emergence’yi, yeniden oynatabilmek. Açıkçası detayları ile neler yaptığınızı görmek oldukça güzel, ancak yeniden oynatabilirliği, işte orası tartışılır.

Zorluk seviyesi iki kısımdan meydana geliyor. Biri normal zorluk seviyesini seçme, diğeri ise oyunun size karşı biraz daha insaflı olması ve yardım etmesi. Ritual firması zorluk seviyesi ile kullanıcıların yeteneklerini ölçeceklerini vurguluyorlar. Casual, en kolay ve Extreme, en zoru seçip yapay zekânın hiddetini belirleyebilirsiniz. Artı olarak size olan yardımı hızlı veya hiç olarak ayarlayabilirsiniz. Yapay zekâ bazı zamanlar dengesizlikler yapsa da, artan zorluk seviyesi ile gücü, dayanıklılığı da artıyor. Bu yüzden oldukça can yakabiliyorlar. Sin’i bir kere bitirdiğiniz zaman artı olarak açılan iki seçenek daha var. Bunlardan biri oyunu hiç save etmeden oynama, diğeri ise sinematikleri es geçmek. Artık bunları seçip seçmemek size kalmış.

Oyundaki ana karakterle ile hemen maceranızın başında tanışıyorsunuz. Zaten baygın, kendinizi yatmış bir vaziyette buluyorsunuz. Başınızda kendini her şeyiyle belli eden Elexis ve onun kankası Viktor bulunuyor. Onlar sizle konuşurken içeriyi Jessica basıyor. Onunla da burada tanışıyorsunuz. Binadan çıkıp arabaya bindiğiniz vakit, Jessica size olanları anlatıyor. Dadam! arabadaki ekranda sizinle bağlantıya geçen J.C.’de karşınızda hazır duruyor. Bundan sonrasında ise bu dört ana karakterle de oyun içinde muhatap oluyorsunuz. Jessica ile zaten içli dışlı olacaksınız. Belli bölümlerde size yardım edecek ve en çok onunla diyaloğa gireceksiniz.

Negatif kutup

Sin Episodes: Emergence hoş ve eğlenceli bir oyun. Ancak yapımın eksileri ve tartışılabilir bir yanı bulunuyor. Bazı oyuncular, Sin’in oynanış süresinin kısa olduğunu belirtiyorlar. Oyun bana göre de kısa geldi. İyi bir FPS oyuncusu, Sin’i kolay bir lokmada bitirebilir. Zaten oynanış olarak eski tip FPS mantığına sahip. Ancak Steam, Ritual ve Half-Life.net’in forumlarında kısa süre ile ilgili bir savunma bulunuyor. Bazı kullanıcılar, projenin dizi gibi yayınlanacağı için bu sürenin normal olduğunu söylüyorlar. İşte yapımın bu kısmı tartışılabilir. Ancak kanımca bana kısa geldi, biraz daha uzatılabilirdi. Oyundaki en büyük eksiklik yeniden oynanabilirlik. Yapım çizgisel ve belli yollardan ilerliyor. Sin’de alternatif yollar olsaydı, biraz daha iyi olabilirdi.
Bunlar haricinde oyun içindeki bölümler de gizli yerler mevcut. Buralarda cephane, zırh, sağlık ve bir anda sağlığımızı 200’e kadar çıkartan Health Pack’i bulabiliyoruz. Bu Health Pack’i ben de sadece iki kere bulabildim. Ancak oldukça işe yarıyor ve 200 sağlıktan aşağı geri sayım yapmıyor. Yani vuruldukça sadece sağlığınız düşünüyor. Normalde yaşam gücünüzün 100 olduğunu belirtirim. Gizli yerleri bulmak, daha fazla puan yapmak ve bir kez daha tadına doymak için Sin Episodes oynanabilir. İki veya üçüncü kez olsa da, bir kere daha oynanabileceğinde kabak tadı vereceğini sanıyorum. Yapacaklarınız hep aynı ve belli olduğundan bu durum sıkabilir. İşte bu gibi Single Player kısmı sıkan oyunlarda, Multiplayer ilaç gibi gelmektedir. Mesela Wolfenstein’nın tek kişilik senaryosunu beğenmeyen insanlar oldu. Ancak oyunun Multiplayer’ı o kadar tuttu ki, Enemy Territory adında Single Player’ı sonradan iptal edilen bir ek paketi yapılıp, internet üstünden yayınlanmıştı. Multiplayer iyi ya da kötü, tek kişilik senaryodan sıkılan bir oyuncuyu biraz olsa rahatlatabilir. Ancak Sin Episodes: Emergence’da ne yazık ki, Multiplayer yok. Bu bana göre oyunun en büyük ofsaytı çünkü Half-Life 2 temelini sağlanmışken, HL2’nin çoklu oyuncusunu da Sin’e uygun hale getirilip adapte edilebilirdi. Böylece Single Player’dan sıkılan oyuncular, Multiplayer’da oynarlardı. Ayrıca çoklu oyuncu olup, birde yapımcıların puanlama sistemi içinde olsaydı, o zaman harika olurdu. Böylece kullanıcıların asıl yetenekleri ortaya çıkmış olurdu. Ne yazık ki, bu es geçilmiş ve oyunun oynanabilirliğini oldukça aza indirgiyor. Buna artı olarak üç adet silah olması da can sıkıcı. Bari en azından iki adet daha üstüne konulup, beş tane silah oyunda yer alabilirdi. Bazı zamanlar ölen düşmanlar, kapılar ile duvarların içinde kalabiliyor, kontrollerde de bazı zamanlar bir iki ufak sorun çıkabiliyor.

Finish him

Oyunda Health Pack’ler yardımı ile sağlığımızı koruyoruz. Bunlar ölen düşmanlarımızdan, sağda solda bulunan kutulardan ve çevreden bulunabiliyor. Düşmanlardan çıkan ufak sağlık tüpleri direk olarak düşen yaşam gücümüzü arttırsa da, normalde Health Pack’leri bir makine içine koyuyoruz ve onu kullanarak canımızı arttırıyoruz. Normal olan sağlık tüpleri bu şekilde işliyor. Ancak çevrede gerekli makine yoksa, bir kere ateş edip onları kırın. Böylece içindeki iyileştirici gaz dışarı çıkacaktır. Siz de o gazın içinde durun ve düşen sağlığınızı öylece arttırın. Secret Level’lar da yani gizli yerlerde 100 olan canımızı 200’e çıkartan devasa sağlık paketleri de var. Ancak onları bulmanız gerekiyor.

Sin Episodes: Emergence güzel ve üstünde emek harcanmış bir yapım. Zaten dizi gibi olacağını biliyorduk Jessica’ya verilen ilaç ile sağlık durumunun kötüye gitmesi ve oyun içinde iki kere karşılaştığımız o dev yaratıkların şehri istila etmesi, ikinci bölümde oldukça işlerin sarpa saracağını özetliyor. Heyecanlı bir son ile ilk bölümü bitirdik. Sin’nin eski tip bir anlayışı olsa da, oldukça eğlenceli bir oynanışı var. Fizik modellemesi, hoş grafikleri ve iyi sesleri ile ön plana çıkıyor. Ancak yeniden oynanabilirliği için, işte orada yavan kalmış durumda. Kısa süresi ve Multiplayer’ın olmayışı en büyük iki eksikliği olarak göze çarpıyor. Birde Source grafik motoru ve bazı mekânların Half Life 2’ye benzeyişi yüzüne, arada sırada “Ben Half-Life 2 mi oynuyorum” havasına girebilirsiniz. Ancak bu bir eksi özellik değil, sadece aynı teknolojinin kullanılmasından dolayı bir benzeyiş. Her şeye rağmen Sin’i, Steam üstünden satın alabilir ve oynayabilirsiniz. İlk Sin oyunu da yanında bedava olarak dağıtılıyor. Multiplayer şimdilik olmadığı için bir dezavantaj. Ancak yapımcılar daha ileri ki bölümler de, Sin’in içine Multiplayer'ı dâhil edecekler. Silah sayısı da artacaktır, o zaman oyunun eksileri artıya dönüşür. Şimdilik bunlar olmadığından, oyunun puan hanesinden eksileri düşürüyorum. İkinci bölümde görüşmek üzere.
Finish him

Oyunda Health Pack’ler yardımı ile sağlığımızı koruyoruz. Bunlar ölen düşmanlarımızdan, sağda solda bulunan kutulardan ve çevreden bulunabiliyor. Düşmanlardan çıkan ufak sağlık tüpleri direk olarak düşen yaşam gücümüzü arttırsa da, normalde Health Pack’leri bir makine içine koyuyoruz ve onu kullanarak canımızı arttırıyoruz. Normal olan sağlık tüpleri bu şekilde işliyor. Ancak çevrede gerekli makine yoksa, bir kere ateş edip onları kırın. Böylece içindeki iyileştirici gaz dışarı çıkacaktır. Siz de o gazın içinde durun ve düşen sağlığınızı öylece arttırın. Secret Level’lar da yani gizli yerlerde 100 olan canımızı 200’e çıkartan devasa sağlık paketleri de var. Ancak onları bulmanız gerekiyor.

Sin Episodes: Emergence güzel ve üstünde emek harcanmış bir yapım. Zaten dizi gibi olacağını biliyorduk Jessica’ya verilen ilaç ile sağlık durumunun kötüye gitmesi ve oyun içinde iki kere karşılaştığımız o dev yaratıkların şehri istila etmesi, ikinci bölümde oldukça işlerin sarpa saracağını özetliyor. Heyecanlı bir son ile ilk bölümü bitirdik. Sin’nin eski tip bir anlayışı olsa da, oldukça eğlenceli bir oynanışı var. Fizik modellemesi, hoş grafikleri ve iyi sesleri ile ön plana çıkıyor. Ancak yeniden oynanabilirliği için, işte orada yavan kalmış durumda. Kısa süresi ve Multiplayer’ın olmayışı en büyük iki eksikliği olarak göze çarpıyor. Birde Source grafik motoru ve bazı mekânların Half Life 2’ye benzeyişi yüzüne, arada sırada “Ben Half-Life 2 mi oynuyorum” havasına girebilirsiniz. Ancak bu bir eksi özellik değil, sadece aynı teknolojinin kullanılmasından dolayı bir benzeyiş. Her şeye rağmen Sin’i, Steam üstünden satın alabilir ve oynayabilirsiniz. İlk Sin oyunu da yanında bedava olarak dağıtılıyor. Multiplayer için şimdilik olmadığı için eksi düşünüyorum. Ancak yapımcılar daha ileri ki bölümler de, Sin’in içine dâhil edeceklermiş. Silah sayısı da artacaktır, o zaman oyunun eksileri artıya dönüşür. Şimdilik bunlar olmadığı için, oyunun hanesinden eksileri düşürüyorum. İkinci bölümde görüşmek üzere.

Oyun Bilgileri

Yayıncı
Valve
Platformlar
PC
Oyun Türü
Aksiyon

Sistem Gereksinimleri

Bilgi
1.2 GHz işlemci, 256 MB ram, DirectX 7 destekli ekran kartı
Okur Tepkisi Bu içerik sende ne uyandırdı? İlk tepkiyi sen bırak

Yorumlar (6)

Yorum yap, MK Puanı ve Enerji kazan

Topluluğa katılmak için giriş yap. En az 20 kelimelik onaylanan yorumlar 3 MK Puanı ve 3 Enerji kazandırır.

MO
MK Okuru

şu victorun olduğu yerde takıldım kilitledi beni konuşuyo ardından hiç bir şey olmuyo ne yapıcam ?

0 puan
O
onur88 Büyü Kâtibi

abi bırakın ya! beş para etmez bir oyun.

0 puan
K
Kalevera Çırak

Bu formu açan biri olurda yardımcı olsun lütfen .barisgc arkadaşın baksettiği yerden oyun devam etmiyor.Büyük ihtimal yapay zeka olayı orada bitiyormudur nedir ölebişey olsa gerek oyun devam etmiyor.Yada yapılacak bişi varda ben çözemiyorum ki zannetmiyorum bilipte söylemek isteyen bi arkadaş olursa çok memnun kalacağım.Hayır oynayacak oyunda kalmadı o yüzden.

0 puan
M
marjinal Çırak

bu oyun HL2'nin yavrusu gibi bir şey.Oyunu oynarken gerçekten HL2 oynuyormuş gibi hissettim kendimi[:)]

0 puan
M
maviay1 Çırak

ne abi ya 32 mb ekran kartında calısıyo 256 ramla de ucar

0 puan
K
Kalevera Çırak

barisgc'nin dediği yerde bende takıldım bi yardım etsenizde geçsek.

0 puan