İlk olarak Xbox 360 sahiplerinin kavuştuğu bu gizlilik ve aksiyon dolu yapımın en büyük özelliği daha evvelki oyunlardan farklı olarak yepyeni bir oyun anlayışını benimsemesi. Sam Fisher denildiğinde aklınıza gelen siyah kıyafetler bu oyunda tarihe karışıyor. Her bölümde bulunduğumuz mekana uygun olarak yeni kıyafetler giyinen Sam, adeta defile yapıyor. Tekli oyuncu bölümlerinde “Çift Ajan” olma sebebi ile bambaşka bir oyun sistemi ile bizi serbest bırakırken, ahlaki değerlerimizi de ölçen olaylara denk gelebiliyoruz. Çoklu oyuncu mod'larında da epeyce gelişim sağlayan Ubisoft, Sam Fisher’ı yeniden yaratmışa benziyor.
Özlemişiz be Sam Abi
Splinter Cell’in en büyük özelliği entrikalar dolu bir hikayeye sahip olmasıdır. Double Agent da bu konuda bizi şaşırtmıyor ve sürekli heyecan verici olaylarla kafamızı karıştırırken, “hadi canım” dedirtecek gelişmelerle şok etmeyi başarıyor. Oyuna ilk başladığımız noktada yanımızda bir takım arkadaşı görünce şaşırmamamız elde değil. Yoksa takım çalışması ile ilerleyeceğimiz bir oyun mu bu, yoksa “double” kelimesinin anlamı “ikili takım” mı diye düşünmeye başlamışken takım arkadaşımızın öldürülmesiyle şoke oluyor, ama yaman bir ajan olduğumuz için de yolumuza devam ediyoruz.
Temel konu gizli bir örgüte girebilmek için tıpkı bir suçlu gibi görülmemizin gerekmesi. İlk görevin ardından bağlı bulunduğumuz ekip NSA, bizi görev gereği tanımamazlıktan geliyor ve hapse tıkılmamıza göz yumuyor. Amerika’nın ortasında gizliden gizliye operasyonlar yürüten John Brown's Army (JBA) ismindeki terörist örgütün içine sızmak için hapiste arkadaşlar ediniyoruz. Bir yolunu bulup hapisten kaçtığımızda ise bu gizli üssün içine girmiş bulunuyoruz. Tabii ki örgütün başındakiler hemen bize güvenmek istemiyorlar ve çeşitli görevlerle sınanıyoruz. Hatta oyunun üçüncü bölümünde bir alıştırma operasyonuna katılıyoruz ki, üçüncü bölümde de alıştırma bölümü mü olur diyor insan. Ama işin aslını öğrenince işte budur diyorsunuz. Çünkü bizi alıştırma bölümüne sokan adam 25 dakika süre veriyor biz ise bu kısmı 5 dakikada geçtiğimiz için geriye kalan 20 dakika boyunca bina içinde dolaşıp gizli bilgileri ele geçirmeye çalışıyoruz.
Aslında Double Agent sadece bir büyük görevden oluşan, ama 9 farklı kısma ayrılmış kocaman bir operasyon. Asıl amacımız JBA’nın gizli üssünde bilgi toplamak. “Undercover” denilen bu gizli bölümler içerisinde kimseye görünmeden kapılardan geçmeli, gizli odalara girmeli, konuşan insanların seslerini kaydetmeli, dosyalar arasından bilgileri çalmalı ve kimi zaman ise parmak izlerini tarayarak NSA’ya bilgi aktarmalıyız. Tabii tüm bunları bize verilen görevi tamamlayıp arta kalan zamana sığdırmalıyız ve hiçbir biçimde kimseye gözükmemeliyiz. Aksi halde hemen yakayı ele veriyor, oyuna veda ediyoruz.
İki taraf için de
Yeni oyun sistemine göre yaptığımız her hareket JBA ve NSA tarafından farklı algılanıyor. Söz gelimi bir adamı öldürmemiz istenildiğinde NBA buna karşı çıkarken ve öldürmemiz halinde bize olan güveni azalırken, içine sızmaya çalıştığımız örgüt olan JBA ise bizi tebrik edip daha fazla bağlanıp güvenmeye başlıyorlar. Oyun boyunca amacımız bu iki dengeyi ayarlayıp hem JBA’nın güvenini kazanıp bilgi sızdırmaya devam etmek, hem de NSA tarafından bir ajan olarak görülmemizi sağlamak.
Bölüm içlerinde eskiye oranla daha fazla aksiyona izin veriliyor. Aslında her bölümde hiç kimseyi öldürmeden çıkışa ulaşmamız mümkün, ama öldürdüğümüzde de çok fazla bir şey kaybetmiyoruz. Her sivili öldürdüğümüzde NSA’daki güvenirliğimiz azalsa da, onun için yaptığımız bir yan görev, güven seviyesinin yeniden artmasını sağlıyor, bu sayede zorlanmadan bölümleri tamamlayabiliyoruz.
Çilingir Sam
Splinter Cell’in en büyük özelliklerinden olan kapıların şifrelerini çözmek ya da maymuncukla kilit açmak gibi olaylar yine sıklıkla karşımıza çıkıyor. Xbox 360’ta analog kolu çevirerek ve titreşime dikkat ederek açtığımız kilitlerin haricinde yeni eklenen bir de kasa açma modeli mevcut. Kasaları açarken analog kolu sağa veya sola doğru döndürüyoruz ve çentikleri aynı yönde durdurmaya dikkat ediyoruz. Birkaç denemeden sonra alışacağınız bu sistemin haricinde daha evvelden tanıdık olduğumuz şifre hackleme sistemi de yine yerli yerinde duruyor. JBA üssüne sızdığımız bölümlerde, yeni bulmacalarla karşılaşıyoruz. Mesela bir bölümde mayın üretme makinesinin başına geçiyoruz ve analog kolu kullanarak patlayıcı başlığı mekanizmanın içine yerleştirmeye çalışıyoruz. Bir diğer bulmacada ise (bunu ben beceremedim) bir maili çözmemiz isteniyor ve tıpkı Sudoku’da olduğu gibi aynı rakamların yan yana denk gelmeyeceği biçimde dizmeye çalışıyoruz.
Genel oynanış tarzına baktığımızda değişen fazla bir şey göze çarpmıyor. Yine düşmanlara yakalanmadan köşe bucak saklanıyor ve eğilerek yavaş yavaş ilerlemeye çalışıyoruz. Tek fark ise daha evvelden ne kadar karanlıkta bulunduğumuzu gördüğümüz barın artık olmaması. Ayrıca eskisi kadar sıklıkla kullanmadığımız gece görüşü ve ısı dürbünü gibi oyuncakları pek kullanmadığımız için sanki gereksiz yere bu oyunda bulunuyorlarmış gibi bir his uyanıyor. Düşmanların yapay zekası ise evvelki oyunlarla hemen hemen aynı. Gürültü yaptığımızda sesin olduğu yere geliyorlar ve bizi gördükleri zaman hemen bir siperin ardına geçip ateş etmeye başlıyorlar.
Görsel yönden oyuna bakarsak, en güzel grafikli Splinter Cell oyunu karşımızda duruyor. Açıkçası oyunu Xbox 360 platformunda denediğim için daha yüksek seviyede grafikler bekledim, ancak PC’deki versiyonu ile aynı seviyede olduğunu tahmin ediyorum. Karakter animasyonları ve detayları en üst düzeyde. Özellikle Sam, her bölümde farklı kıyafeti ile dikkat çekiyor ve sıcak bölümlerde alnından akan tere kadar detayla ekrana yansıtılmış. Öte yandan ışık ve sis efektleri inanılmaz derece güzel gözüküyor. Çevre dokuları için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Kimi dokular baştan savma yapılmış ve bir yansıma efekti var ki evlere şenlik. Özellikle gemi görevinde bir panelden yansıyan efekte baktığımda gözlerime inanamadım. Bölümle hiç alakası olmayan bir manzaranın yansıması vardı. Bunun gibi ufak tefek hataları görmezden gelirseniz görsel açıdan çok başarılı bir sunum var, ancak ben daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum ve Gears of War’u dört gözle bekliyorum.
Ses ve müzik konusunda yine her zaman olduğu gibi en üst düzeyde Double Agent. Açılış sahnesinden başlayarak tüm oyun boyunca ara ara çalan müzikler tıpkı ajan temalı sinema filmlerini andırıyor. Seslendirmeler her zamanki kadro tarafından gerçekleştirildiğinden değişen bir durum yok.
Sonuç olarak değerlendirirsek, yine yapacağını yapmış Ubisoft. Son derece kaliteli ve akıcı bir senaryoya sahip bir oyun Double Agent. İki taraf için de görev yapmak, bölümler arasındaki serbestlik oynanabilirliği artırıyor. “Undercover” ismi verilen oyun mod'u gerçekten çok başarılı ve bölüm sonunda bir kez daha aynı bölümü oynama isteği duyuyorsunuz. Her platformda birer versiyonu çıkan Double Agent’ı her oyuncunun mutlaka denemesi gerekli.
Yorumlar (6)
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>15.11.2006 20:42:00 - old_sn@ke demiş ki:</b><br>agalar size çok önemli bir sorum olacak oyunda takıldım yahani hapisten yatağın altından kaçıyoruz sonra geçiyoruz bayağı bir sonra bi tane kilitli kapağı açıyoruz içeri sızıp orda bir polis memuru var onu öldürüyorum sonra bir tane masa var pc felanda var orda ufak bir oda o masanın üstünden bir alet alıyoruz ama ne işe yaradığını sözemedim ama asıl sorun o odadan çıkınca 2 tane kapı var ama ikside açılmıyor bayağı bir uğraştırdı beni ama geçemedim ve çağreyi geçmiş olanlara sormakta buldum orasını geçenlerden yardım bekliyorum( tşk.Bu arada samin kızının ölmesine ve samin sokak serserisi olup hapislere düşmesine çok üzüldüm bakalım daha neler görecez o karizmatik agent ne hallare düştü. </font></td></tr></table><br></center> ulan adam taa 2006 da spoiler vermiş.ben de şimdi okudum iyi mi? tam da gidip almayı düşünüyodum yaa..
ben ps2 de oynuyorum güzel bir oyun ajancılık ve adamları gizli gizli öldürmeyi sevenlere tavsiyemdir
SM3 detegi yok sadece açılmıyor oyun , ulan varya aklıma gelen bütün küfürler senin olsun ubisoft
cidden güsel bi oyuna benzio.İnternette izlediğim demosu bana cnbce deki prison break dizisini hatırlattı.Neyse okullar tatil olur olmaz oynayacam bu oyunu[:s]
agalar size çok önemli bir sorum olacak oyunda takıldım yahani hapisten yatağın altından kaçıyoruz sonra geçiyoruz bayağı bir sonra bi tane kilitli kapağı açıyoruz içeri sızıp orda bir polis memuru var onu öldürüyorum sonra bir tane masa var pc felanda var orda ufak bir oda o masanın üstünden bir alet alıyoruz ama ne işe yaradığını sözemedim ama asıl sorun o odadan çıkınca 2 tane kapı var ama ikside açılmıyor bayağı bir uğraştırdı beni ama geçemedim ve çağreyi geçmiş olanlara sormakta buldum orasını geçenlerden yardım bekliyorum( tşk.Bu arada samin kızının ölmesine ve samin sokak serserisi olup hapislere düşmesine çok üzüldüm bakalım daha neler görecez o karizmatik agent ne hallare düştü.
sp nin bütün versiyonlarını oynadım bi DA yı oynıyamadım:( ram 256 (istenen 1gb) piksel shader2.0(3.0) piksel shader ı nasıl yükseltebilirim illa ekran kartımı[:{]