1/7

Su artık H2o değildir

Su artık H2o değildir

Burhan Mızrak
Burhan Mızrak 3.06.2010 - 12:31
En son katta oturduğu için sürekli merdivenleri koşarak çıkardı...
En son katta oturduğu için sürekli merdivenleri koşarak çıkardı. Apartman boşluğunda; yağmur damlalarının cama vurduğunda çıkardığı seslerden başka hiçbir ses yoktu. Son kata geldi. Çantasında anahtarını aradı, anahtar çantanın en dibindeydi, buldu ve çıkardı, kapının anahtar yuvasına taktı, kapıyı açtı ve içeri girdi. Annesi hemen yattığı yerden kalktı.
—Oğlum sen mi geldin?
Ahmet biraz yorgun biraz da nefes nefese bir halde, ”Benden başka kim olabilir ki anneciğim” dedi.
Bu sözleri söylerken saatine baktı. Saat gecenin 02.30’u olmuştu. Annesi Ahmet’in yanına geldi. “Çok geç kaldın bitanecik oğlum, bir terslik yoktur inşallah” dedi.
Ahmet dizlerine kadar gelen büyük su çizmelerini çıkardı.
“Yok, anneciğim, bir terslik olmadı, gün boyu yağan yağmurdan dolayı organizasyon iptal oldu. Dağıtacağımız suların ve yemeklerin yanında kaldık. Dışarı çıkmadan bekledik öylece sonrada kapıya kadar bıraktılar” dedi.
Annesi:
“Yağmurluğunda çok güzelmiş iş yerinden mi verdiler? Ellikleri de varmış hatta şapkası da! Yağmurluğun içerisinde suya düşsen boğulmazsın” dedi.
Hafiften alıngan bir tavırla; Bana niye yağmurluk almadın? Kelimelerini de ekledi.
Ahmet annesinin gönlünü almak istercesine;
-Anne ya ben giymeyeyim sana vereyim, benim senden başka kimim var? Kıymetlim benim.
Derken annesinin yanağına bir öpücük kondurdu.
Annesi “Aç mısın? Üzerindekileri çıkartayım” dedi.
Ahmet’in elindeki şemsiyeyi aldı, yere koydu. Yağmurluğunun fermuarını açtı. Sırtından ceket alıyormuş gibi yağmurluğu çıkardı. Sonra da şemsiye ve yağmurluğu banyoya götürdü.
Ahmet bu sırada mutfağa geçti.
“Anne yemekte ne var” diye bağırdı.
Annesi de Ahmet’e kızarak, “Saat gecenin 3’ü. Ne bağırıyorsun? Komşular başımıza toplanacak” dedi. Mutfağa doğru geldi annesi, “Dünden kalma mercimek çorbası ve biraz ekmek var, yer misin” dedi. Ahmet “Elinden zehir olsa içerim annem benim” dedi.
Ahmet’in annesi yemeği ısıtmak için dolaptan çıkardı. Ahmet’in yiyebileceği kadarını aldı, geri kalanını buzdolabına koydu. Çorbayı ısıtıp masanın üzerine koydu. Ahmet bu sırada yatmak için kıyafetlerini değiştirtirdi ve mutfağa geldi.
Yemeği yemek için masaya oturdu. Soğuması için üfleyerek mercimek çorbasını içmeye başladı.
Annesi de masaya oturdu,
-Bu yağmur Mayıs ayında birden bire nereden çıktı diyor haberler, meteoroloji tahmin edememiş. Nisan ayındaki güneş yağmurları değilmiş bu yağan.
Ahmet hiç oralı olmamışçasına, “Aman anne ya yarın bir gün yağmur kesilir” dedi. Sessiz geçen bir kaç dakika sonra. Ahmet annesinin kendisine baktığını hissetti. İş yaparken birileri Ahmet’e bakınca eli ayağı dolaşıyordu. Ahmet tam bu sırada bir kaşık çorbayı üzerine döktü.
“Anne ya ne bakıyorsun bak döktüm üzerime” dedi.
Annesi, “Benim gül oğlum, babandan kalan tek mirasım sensin, biraz izleyeyim kıymetlimi” dedi.
Ahmet hemen gülerek “Kıymetli mi anne o, kaç defa dedim Yüzüklerin Efendisi’nde diyordu ya kıymetlimissss”