Galactica
Supreme Commander güzel bir açılış videosu ile başlıyor. Aslında video bize hikayede tam olarak ne var ne yok kısa bir özet geçiyor. Gelecekte geçen SC’de insanlar (UEF) Kuantum kapılarını bulmuşlardır. Stargate’i bir anda aklımda çağrıştıran bu kapılar, insanların uzak noktalara bir anda gitmesini sağlıyor (Bkz- Yıldız Geçidi’deki temel işlev). İnsanlar gittikleri yerlerde koloni kurmaya başlıyorlar. Bu bağlamda karşılaştıkları yeni uzaylı ırkın gezegenlerini de işgal edip, yaşanmasız hale getirirler. Uzaylılar (Aeon) insanlardan intikam almak ve insanların yaptıkların zulmün hesabını sormak istemektedir. Bunlara artı olarak insanların geliştirdikleri, aslında yarattıkları yeni bir ırk daha vardır. Gustav Brakman tarafından insan beyni ile yapay zeka birleştirilip, yeni ırk yani Cybran’lar ortaya çıkıyor. İlk zamanlar insanlar tarafından kullanılan bu ırk, zamanla başkaldırı yapıyor; Brakman’nın önderliğinde Dünya’yı ele geçirmek ve özgürlüklerini istiyorlardır. Sonunda insanlar, uzaylılar ve Cybran ırkı arasında büyük bir savaş patlak veriyor. Cybran ırkı bana Cyclon’ları hatırlatırken, özellikle giriş videosundaki bazı kısımlar, Galactica’yı iyice anımsattı arada. Mesela Brakman’nın videoda gösterilen ana gemisinin Galactica’ya olan benzerliği veya Dünya üzerinde patlayan atom bombaları, Caprica’nın işgalini yansıttı. Belki de çok fazla Battlestar Galatica izlememden dolayıdır. Lafı toparlayacak olursak bu üç ırk arasındaki amansız mücadeleyi yönetiyoruz.
"Savaştan önce ve sonrası" Faction yani ırklar United Earth Federation (UEF), Aeon Illimunate ve Cybran Nation olarak isimlendirilmiş. Daha önce oynadığım Beta versiyonda ne yazık ki, oyunun Campaign kısmı yoktu. Bu yüzden senaryo işleyişi ve hikaye tam olarak nasıl gidecek, doğrulacak bilmiyordum. Oyunun menüsü beta’da sağ tarafta yer alırken bu sefer ortaya kaymış. Ana menü hareketli arka plan önünde duruyor. Arka tarafta ise büyük bir savaşın videosu gösteriliyor. Ona fazla takılmadan Campaign, Multiplayer, Skirmish, Tutorial, Extras, Options, Credits ve Quit seçeneklerine dalıyoruz.
Tek başına
Oyunun Single Player kısmını iki mod oluşturuyor. Bir tanesi Skirmish, diğeri ise senaryo mod’u. Campaign’e tıklayıp başladığımız zaman üç ırktan birisini seçeceğiz. Her ırkın kendine has bir amacı ve hikayesi var. Ama her bağlamda seçtiğimiz ırk, diğer ikisiyle etkileşimde oluyor. İster Cybran olun, ister Aeon veya UEF; hepsinin hikayelerinin ve kahramanlarının Supreme Commander içine nasıl girdiğini anlatan mükemmel sinematikleri var. Gelelim esas meseleye ırklar arası denge nasıldır? Taş-kağıt-makas kombinasyonunu yaratmak her strateji oyununda mümkün olamıyor. Yapımcılar beceremeyebilir, zaten böylesi projeler çöpe gider. Irklar arasında açıkçası görünüş dışında ve bir iki birim dışında pek bir fark yok. Bu da aslında SC’nin dengeli olması için yapılmış, önemli noktalardan biri. Her bir birimin karşı tarafta illaki ilacı bulunuyor. Yer birimlerine saldırımı oldu, hemen çıkartalım oradan Mobile Anti Air Gun bakalım neler olacak. Kısaca her ırkta diğer ırkların birimlerine karşı koyacak birer üniteleri var. Gas Powered Games gerçekten denge konusunda iyi bir iş çıkarmış. Şu güçlü, bu zayıf, dayanıksız üniteler vs… gibi polemikler oyuncular ve SC arasında yaşanmıyor.
Oyunun türü gerçek zamanlı strateji. Bilinen mantık; üs kur, adam bas ve düşmanı yok et. Bunları yazmak kolay ve klasik RTS aksiyonları sayılabilir. Gelelim asıl dikkat çekici noktaya, SC’nin kendine özgü bazı numaraları var. Bunlardan ilki savaşların büyüklüğü ve birim sayısı. Campaign’de oyunu oynarken harita en başlarda ufacık, ancak görev yaptıkça açılıyor da açılıyor. Sonunda öyle bir noktaya geliniyor ki; kocaman bir harita üzerinde bilmem kaç yerde bulunan birimlerinize, diğer noktalardaki üslerinize emir verip, aralarında mekik dokumakla zaman geçirdiğinizi anlayabilirsiniz. Haritaların ufaktan büyüğe doğru gitmesi oyunun senaryo kısmında. Skirmish ve Multiplayer’da devasa büyüklükte haritalarda ciddi anlamda fazla birimle beraber, rakiplerle çarpışıyoruz.
Savaşlar oldukça büyük, sayıca fazla olabiliyor. İşte Supreme’nin ilk ayırt edici noktalarından birisi böyle. Ama korkmaya gerek yok, sihirli Shift tuşu ve etkileyici “Zoom” özelliği imdada koşuyor. Aslında oyunun kilit noktasını zoom ve Shift oluşturuyor. Zoom in ve Zoom out yaparak kocaman harita üstünde ne nerede görebiliyorsunuz. Kuş bakışından savaşın cereyan ettiği noktayı bulabilir, daha sonrasında aynı noktanın dibine girebilirsiniz. Yakınlaştıktan sonra birimlerinize emirleri verebilirsiniz. Ama o da nedir? Siz Kuzey’de savaştasınız, ancak Güney bölgesinde bir savaş daha var. Fakat oraya takviye göndermek için birim basmak lazım. Ama Mass ve Power lazım, kısaca kaynak lazım. Olamazzzzz!!! Diye triplere girebilirsiniz. Shift işte burada lak diye araya giriyor. Şöyle ki; üssünüze tıkladınız hemen bir işçi seçip Shift’e basılı tutarak bilmem kaç işi sırayla yaptırabilirsiniz.
Yönetim
Oyunda üç seviyelik bir gelişme süreci var. İlk seviye başlangıç, ikincisi gelişme ve üçüncüsü ise sonuç olarak Dilbilgisi kıvamında nitelendirilebilir. Çünkü ilk seviye cidden zayıf birimler var ve pek bir esprileri yok. İkinci seviye biraz daha gelişmiş oluyor, ama üçüncü seviye de ip kopuyor. Zaten Multiplayer’da oynarsanız, en zevkli savaşlar ve mücadeleler üçüncü seviyede olacak. Birimler seviye atladıkça şekilleniyor. Genel olarak birimler arasındaki seviye farkı 3 kata yakın bir şekilde. Eğer birinci ve son seviyeyi hesaplarsak aradaki fark 9 kata çıkabilir. Bu da birinci seviye birimlerin, ikinci ve üçüncüyle karşılaştıkları anda yaşayacağı sonu açıklayacaktır. Birim üretmek için üç ana bina var; Air, Naval ve Land Factory olarak isimlenmişler. Binalarımız da seviye atlıyor (Klavye kısa yolu U tuşu) ve seviye atladıklarında çıkardıkları birimler değişiyor. Yani hazır olan birimler level atlamıyor. Örnek verirsek Land Factory’den il seviyede çıkardığımız Heavy Assault Bot, Land Factory ikinci seviyeye geçtiği otomatik olarak ikinci seviye olmuyor. Heavy Assault Bot ve diğer birinci level üniteler yerine; Amphibious Tank, AA Flak Artillery gibi ayrı ve farklı birimler geliyor. Aynı şekilde ana bina üçüncü seviye olduğunda, üçüncü seviye ayrı birimler oluyor. Aynı şekilde Land, Air ve Naval Factory’den çıkan Engineer yani işçilerinde seviyelerine göre yapacağı binalar farklı oluyor. Şimdi şöyle bir soru gelecektir karşıma, “Bu kadar birimi ben ne yapayım?” cevap çok basit kullanacaksın. Supreme Commander’da bu çeşitliliğe rağmen, her birimle bina bir şekilde kullanılıyor ve rakip üzerinde etkili oluyor. Supreme Commander’ın kendisine de Upgrade yapma imkanımız var. Geliştirme imkanımız oluyor ve işe yarayacaktır. Bunlara ek olarak bir de süper ünitelerimiz var. Bu süper üniteler artık üçüncü seviyeye gelip, aşıp taşmışsak üretiliyor. Oldukça güçlü oluyorlar, fakat maliyetleri oldukça fazla. Üretilirken baya bir kaynak yiyorlar, hatta bazıları hareket etmek ve savaşmak için kaynağa ihtiyaç duyuyor. Böylece kaynaklarımızı sömürülebiliyor. Ama savunmasını kuran sağlam bir düşmanın ana üssünü yok etmek veya büyük zorlu bir savaşı kazanmak için, bu özel birimlere ihtiyacımız olacaktır.
Kaynak kaynak diye bahsettim. Kaynak olarak “Mass” ve “Power” olmak üzere iki türlü kaynağımız var. Mass’ı çevrede bulabiliyoruz. Zaten harita üstünde kendisini belli ediyor. Yapmamız gereken üstüne hemen bir Extractor kurmak olacaktır. Power yani gücü ise kendi yaptığımız jeneratörlerden üretiyoruz. Supreme’nin mikro’ya değil, makro’ya daha dayalı olduğu işte burada çıkıyor. Çünkü Power ve Mass, oyunun kalbi.
Diğer kısımlar
Yazı başından beri Multiplayer ve Skirmish’ten bahsedip durdum. Gelelim bu iki diğer kısma. Multiplayer ve Skirmish’te toplamda 39 farklı harita var. 80 x 80 Km’den, 10 x 10 Km’ye kadar birçok farklı boydalar. Skirmish ve Multiplayer arasındaki tek fark, Multiplayer’da diğer oyuncular ile oynamak. Skirmish’te ise sadece yapay zekaya karşı oynayabiliyoruz. Multiplayer ve Skirmish içinde 4 farklı oyun mod’u bulunuyor. Bunlar;
1)Assassination: Supreme Commander birimini kaybeden yenilir
2)Supremancy: Bina ve işçiler yok olan oyunu kaybeder
3)Annihilation: Tüm üniteler yok olan taraf kaybeder
4)Sandbox: Düşmanlar tamamen yok olsa da, tek başına oynamaya devam ediliyor
Bu dört oyun mod’undan birini seçip, başka oyuncularla veya yapay zekaya karşı kapışabilirsiniz. Ayarlar arasında Unite Cap 250’den başlıyor ve son olarak 1000 ünitede son buluyor. Ayrıca; savaş sisini açma kapama, oyun “Pause” olduğundaki bekleme zamanını ayarlama, siviller olsun mu olmasın mı, oyun hızı, Prebuilt Units ve hilelerin açılıp kapanması ayarları bulunuyor. Eğer karşınıza yapay zekayı almak isterseniz; Normal, Challenge, Supreme, Horde, Balanced veya Tech zorluk seviyelerinden birini alabilirsiniz. Normal, Challenge ve Supreme seviyeleri, klasik olarak tabir ettiğimiz kolay, orta ve zora eşitler. Diğer seviyeler ise direk olarak zor klasmanda, farklı özelliklerle bulunuyor. Mesela en zor olan Tech’te, 3. seviye olmuş yapay zeka karşınıza çıkabiliyor. Genel olarak yapay zekadan bahsedersek, yapımcılar oyuncuyu yorduracak bir zeka geliştirmişler. Oyundaki birimlerin hepsini kullanıyor ve özellikle siz ne yapmışsanız, direk olarak onun karşıtını ileri sürüyor.
Teknik endam
Supreme’nin grafikleri böylesi bir oyun için oldukça yeterli ve kaliteli. İlk zamanlar oyunun grafikleri donuk ve puslu gelebilir. Fakat yüzlerce birimin farklı yerlerde aynı anda çarpışmasını düşünüp, bunların hepsinin yine aynı anda ekran getirildiğini düşünürsek; grafik motorunun başarısını anlayabiliriz. Kaplamaların kalitesi düşük tutularak, SC’nin iyice ağırlaşması engellenmiş. Genel olarak haritalarda pek fazla bir şey de bulunmuyor. Ancak harita tasarımları başarılı. Modellemeler filan gözlerin ayırt edebileceği kadar hoş yapılmış. Yani bir birim diğerine benzemiyor. Fakat grafikler dışında en etkili kısımları sinematikler yapıyor. Açıkçası sinematikler kaliteli yapılmış.
Aynı şekilde seslendirmeler ve ses efektlerini de beğendim. Arada birkaç çığırtkan patlama efekti bulunsa da, bunlar tümden her şeyi bozacak cinsten değiller. Sinematiklerdeki, görevlerdeki ve brifinglerdeki seslendirmeler başarılı yapılmış.
Supreme Commander, grafiksel ve ses anlamında başarılı gözüküyor. Ancak oyunun belkide en büyük hatası teknik tarafta yatıyor. Çünkü savaşlar büyüdükçe, performansta ciddi bir yavaşlık söz konusu oluyor. Bu hata beta’dan beridir vardı, bu durumu halen çözememişler. Tamam fazla sayıda birim yüzüne ağırlaşma olabilir, ama bu kadar çok olması ne yazık ki kötü. Bu yüzden güçlü bir sistem ihtiyacı var. Donuk grafikler ve ufak çaplı savaşlardaki akıcılık sizi yanıltmasın. Haritalar büyüdükçe ve savaşlar arttıkça, performansta geriye bir ivme başlıyor. Yeni yayınladıkları yama dışında, umarım bu durum içinde kritik bir güncelleme yaparlar. Bu yüzden grafiklere ciddi anlamda abanmanızı tavsiye etmiyorum. Yoksa bilgisayarınız felç geçirebilir. 1024 x 768 gibi normal bir çözünürlükte, orta hatta düşük ayarlarda oynamak rahatlatıcı ve akıcı olacaktır.
Güzel hikaye
Extras kısmından Replay seçeneği ile maçların özet görüntülerini seyredebilir, Mod Manager sayesinde farklı mod’lar oynayabilirsiniz. Supreme Commander, genel olarak getirdiği bazı yenilikler ve özellikleriyle ilgi çekici. Ekonomik sistemi, devasa haritalarda büyük savaşlar, yüzlerce birimin ekranda aynı anda savaşması ve bunları yaparken oyuncunun elini ayağını birbirine dolandırmaması; öne çıkan kısımları. Fakat savaşlar büyüdükçe yavaşlaması ve ağırlaşması, en büyük eksisi. Gönül daha fazla puan vermek isterdi, ama bu eksi kısım bunu engelliyor. Ama her şeye rağmen Supreme Commander yeni bir tecrübe yaşatıyor. Kesinlikle her strateji severin arşivinde bulunması gereken bir oyun derim.
Chris Taylor, Chris Taylor diye yazının başında belirttim, devamında da belirteceğim. Peki kimdir bu Chris Taylor? Diye bir soru alırsam, aslında oldukça tanıdık bir isim kendisi. Direk olarak Dungeon Siege 1 ve 2 desem, aklınızda bir ışık oluşacaktır. Artık DS’yi bilmeyen pek bir oyuncu kalmadı. Chris Taylor, aslında hepimizin bildiği Dungeon Siege serisinin yaratıcısı, Gas Powered Games’in kurucusu. Ama onun tanınmasını sağlayan ve bir yapımcı olarak kaliteli olduğunu gösteren en önemli oyun, Total Annihilation’nın kendisidir.
Chris Taylor, Cavedog Entertainment’tan ayrılıp 1998’in Mayıs ayında Gas Powered Games’i kurdu. Buradan Aksiyon-RPG türündeki ilk Dungeon Siege’yi, 2002’de piyasaya sürdü. Ayrıca aynı sene Gamespy tarafından oyunlardan sözü en çok geçen kişilerden biri de seçildi. 2005 yılında Dungeon Siege 2’yi çıkardı. DS 2’den sonra ünlü yapımcı, üzerinde çalıştığı Supreme Commander’a daha çok yoğunlaştı.Supreme Commander, bazılarına göre Total Annihilation 2’nin kendisi olarak kabul ediliyor. Chris Taylor da SC’nin (Supreme Commander), Total Annihilation’nun “Ruhani Halefi” olduğunu söylüyor. Oyun E3 2006’nın en iyi RTS’si olarak da seçilmişti.
Bazı ipuçları
*Oyundaki birimler, ırklar, kaynak yönetimi, mod yapımı vs... birçok detay için www.supcomuniverse.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
*Oyuna başladığınız zaman Shift’e basarak Mass Extractor, Power Generator ve Factory binasını hemen yapın. Bu yapay zekaya karşı hatırı sayılır bir zaman kazandıracaktır.
*Yapay zeka direk olarak ekonomiye abanıyor. Hemen asker çıkartmıyor. Yeri belliyse direk Rush yapma imkanı olabiliyor.
*Yapay zeka tarafından ana üssünüzde genelde kaynaklarınıza saldırı olacaktır. Kaynak binalarınızı korumak için önlem alın.
*Hava saldırısı CPU tarafından oldukça çok kullanılıyor. Yerde giden üniteleriniz yanında bir adet Anti Air birimi bulunsun. Oldukça işe yarayacaktır.
*Oyunda genel olarak klavyedeki ana kısa yolları bilmekte fayda var. Oldukça hızlı olmayı ve zaman kazandırmayı sağlıyorlar. İlk başta çıkan klavyedeki ana kısa yollar;
B+L= Land Factory
B+A=Air Factory
B+S=Naval Factory
B+E=Mass Extractor
B+F=Mass Fabricator
B+P=Power Generator
B+W=Wall
B+D=Point Defense
B+N=Anti-Air Turret
B+T=Torpedo Launcher
*Görevlerde ilerledikçe savaşlar büyüyecektir. Eğer performans yerlerde sürünüyorsa, çözünürlüğü ve ayarları düşürün. Böylece yavaşlamayı azaltacaktır.
Yorumlar (6)
mükemmel oyun..
Ya bu oyunu alcamda yorumlar korkuttu
şu anda company of heroesi oynuyorum 10. bölümdeyim.O bitince bu oyunu almayı düşünüyorum çıkmadan öncede takibindeydim.Level bu ay demosunu verdi benim dvd romdan mıdır dvdden mi bilmiyorum yükleme hatası veriyor oyun kurlurken ve yüklenmiyor:(company of heroes u bitireyim bu oyuna yatay geçiş yapıcam[8)]
ark oyun resımlere baktıgımda begendım guzel bır oyuna benzıyor ark oyun sızce nasıl bılenınız varsa soylesın bu oyun saknı tıberum wars ben zemiş
bana robotech i hatırlattığı için oynuyorum[:D] ama çok kastırıyo bilgisayarı.bir de işler bazen kontrolden çıkıyor savaşlar da sakız gibi uzayabiliyor.
oyunu aldım 2 dvd ama pek hoşuma gitmedi birimler arttıkça ortalık karışıyo:) grafikler pek hoş deil gibi geldi yoksa company of heroes in üstüne hiç bi strateji gitmiyo mu ne?[:D]