1/2

Team One! The Original

Ant Köksal 3.06.2010 - 12:31
Team One! görev başında. YİİNNEEEEEE

TİM VAN
(the original)

(saat 09.15, İçerenköy, Merlin Hedkuartırs)

Murat: Arkadaşlar.. Dostlarım.. O kadar mutluyum ki.. Sizlerle bu sevinçli anımı paylaştığıma.. Yani.. Mutluluktan uçuyorum şu anda.. Hepinizi seviyorum.. Hepinizi..
Ant: Ne diyo lan bu? Sevgi mevgi?
Berk: Ne biliyim olum ben.. Bu arada o sidiyi derhal çıkartıyosun çantandan.. Attığını görmedik sanki.. Ne çalarsak ortağız demedik mi, niye arkamdan iş çeviriyon?
Ant: Kalbimi kırıyosun Berkçim.. Hayır pantolon cebinden çıkan siyah ve uzun şeyin coystik kolu olduğunu bilmesem hem aklıma kötü şeyler gelecek hem de gerçeği söylediğine inanıcam.. Ama o kol işi bozuyor işte..
Berk: Hay aksi.. O kadar da dikkat etmiştim halbuki..
Murat: Hah hah.. Alın dostlarım, alın.. Ben Ant’ın yazılarındaki gibi psikopat bir insan değilim ki.. Paylaşmayı severim.. Alın, her şeyim sizin olsun.. Sizi bugün buraya toplamamın sebebine gelince..
Can: Fantayı getirsenize olum buraya da! Hep kendinize koyuyonuz.. Neyse ben bi şişe daha açıyım bari..
Fatih: Ya kardeşim pasta bitti ya.. Murat nerde pastalar? Hep stok yap demiyo muyuz biz sana, ne yiycez şimdi?
Murat: Hemen.. Hemen yapıyorum sevgili dostum.. Fırını ısıtıyim dur..
Erce: Nıhahaha.. Lan olum bu “Paşabol” hakikaten zevkliymiş ha.. Nerden buldunuz bunu?
Koray: Antla Berk bulmuş bunu işte.. Sırayla kediyi tekmeliyolarmış, niye bunu oyun haline getirmeyelim diye düşünmüşler.. Aha gol! Valla gol!
Erce: Hadi be, ofsayt işte..
Murat: Arkadaşlar.. Paşa hassas bi siyam kedisidir, yani iple bağlayıp futbol topu haline getirerek icat ettiğiniz oyundaki espriyi ve yaratıcı zekayı takdir ediyorum ama.. Aha vazo gitti.. Sağlık olsun.. Paşa da gitti galiba..
Erce: Murat bu kedi öldü, başka var mı?
Murat: Bulurum sevgili arkadaşım.. Ama bi hayvan hakları savunucusu olarak, yaptığınızı hareketi takdire şayan bulmadığımı..
Koray: Aha Paşa yavrulamış! Yirmi tane falan var valla.. Tamam olum, buldum, Paşalardo oynuycaaz.. Sen git ıstaka bul..

(saat 11.24, aynı lokeyşın)

Murat: Arkk.. Arkhööeh.. Ehheöh.. Köeh.. Arkadaşşş.. Böeh!
Ant: Ya söyleyin şuna da sussun ya.. Kafamız şişti.. Yarım saattir arkadaşlar diye baarıyo.. Sesi de kısıldı, şurda iki Diablo oynıycaz konsantre olamıyorum..
Emir: E ağabeycim iki kişiyle de zevki çıkmıyo ki.. Daha kalabalık olacan ki keyifli olsun..
Ant: E dur ben kaveye telefon açıyim hemen.. Okeyden sıkılmışlardır zaten.. Komple gelsinler..
Emir: E evde yer kalmıycak..
Ant: Murat gider..
Murat: Sizinleehh.. Paylaşmak istediğmmh.. Derginn..
Uğur: Ne dedi bu?
Berk: Dergi mergi diyo galba..
Ant: Evet evet dergi dedi.. Murat ne dedin? Ne? Sesin kısıldı konuşamıyosun.. İki kelime.. Yazıyosun.. Yazmak.. Kaada yazmak.. Parşömen? Kil tablet? Nereye yazıyon?
Murat: Eneeen.. Ebeninh..
Berk: Dergi çıkarıyoz diyo lan, annadım ben! Eyoo! Dergi!
Fatih: Fotoğraf makinesi olan var mı? Ben gidiyom..
Erdinç: Nereye gidiyon be?
Fatih: Petek Dinçöz’le röportaj yapmaya.. Artık gasteci sayılırım, bir iki poz da resmini çekerim Petekçiğimin..