The Witcher 3: Wild Hunt

Platformlar Nintendo Switch, PC, PlayStation 4, XBox One
The Witcher 3: Wild Hunt
  • Yapımcı - Yayıncı CD Projekt Red - Bandai Namco
  • Çoklu Oyuncu: Yok
  • Oyun Türü: Aksiyon,Role Playing Game
Merlin Puanı 93
30 Kişi Oyladı
Okur Ortalaması%83
Artılar Dolu dolu, uzun ömürlü oyun içeriği. Görsel olarak inanılmaz başarılı. Arka planı olan, derinlemesine işlenen görevler. Gezmekle bitmeyecek devasa oyun evreni.
Eksiler Yeni iksir kullanma sistemi hiç olmamış. Ara sahnelerdeki takılmalar.
Özel İnceleme
Emin Çıtak
Emin Çıtak 22.05.2015 - 13:13

Devasa bir oyun dünyasına hazır olun!

Bu sefer hikaye anlatmak yok. Bu sefer uzun giriş cümleleri ve Geralt’ın hikayesinden alıntılar yok. Bu sefer aşağıya konan bir müzik eşliğinde inceleme okuyunuz ibaresi yok. Bu sefer söylenebilecek tek bir şey var: Eğer oyunlara değer veren biriyseniz, gidin ne yapıp edip The Witcher 3’ü oynayın!

Daha önce hiç The Witcher oynamadıysanız bile bu oyunu oynayın. Skyrim’den beri kendinizi bırakacak devasa bir oyun evreni arıyorsanız bu oyunu oynayın. RPG, FPS, strateji… Fark etmez. Hangi türü seviyor olursanız olun bu oyunu oynayın. “Grafiklere önem veririm!” diyorsanız bu oyunu oynayın ve muhteşem manzaraların tadını çıkartın. “Önemli olan oynanıştır!” diyorsanız yine oynayın, dağ, tepe, ırmak, ova gezip Nekker avlayın. “Kurgu ve hikaye olmazsa olmaz!” tarafındaysanız düşünmeden alın. Oyun dünyasının en muhteşem kurgularından birine kendinizi bırakın. Oyun oynamayı sevmiyorsanız, yine oynayın, çünkü her güzel şeyin bir başlangıcı vardır.

Ve başlangıçlar için Kaer Morhen’den daha mükemmel bir yer düşünemiyorum.
The Witcher’ın hikayesini benim gibi oyunlardan takip ediyorsanız olabilecek en sürprize, en harika açılış sahnelerinden birine kendinizi hazırlayın. Utanmadan iddia ediyorum, The Witcher III: Wild Hunt’ın açılışını kapsayan ilk 20 dakika öyle nefis ki Bioshock: Infinite’ten beri bir oyunun başlangıcında bu kadar etkilenmemiştim. (Belki Shadow of Mordor araya kendini sokabilir.)

The Witcher oyunlarındaki olay örgüsünün öncesinde geçen kitapları okuyanlar, büyük ihtimalle The Witcher 3’ü bizden daha fazla bekliyordu. The Witcher 3 onlar için Yennefer’le, Ciri’yle hasret gidermekti. Mürekkebin ıslattığı satırlardan canlanan karakterlere doyasıya sarılmaktı. Bizim –daha doğrusu benim- içinse yeni dostlarla tanışmaktı.

Oyuna başladığımız ilk bölge bile inanılmaz geniş ve detaylı hazırlanmış.
Her şeyden önce The Witcher 3 insanın içine işleyen bir CD Projekt destanı. Muhteşem ezgilerle bezenmiş müziklerinden tutun da her bir parçası incelikle oluşturulmuş görevlerine kadar emek kokuyor. Hani bu öyle bir emek ki kendimi uzun zaman sonra Tamriel topraklarına yakın bir yerde hissedebildim. Zaten önceki oyunlarda da inanılmaz güzel olan görev ekranındaki yazılar, The Witcher 3’te de kendini belli ediyor. En ufak takip görevinden, hayalet avına kadar her bir görevin inanılmaz bir arka plan hikayesi var. Tamam, önceki oyunlarda da öyleydi, kabul ettim de bir sorun var: The Witcher 2’in toplam görev sayısı muhtemelen üçüncü oyunun ilk iki bölgesinde geçiliyor. Öyle bir bolluk, bereket var.

Yüzlerce görev için tek tek arka plan hikayeleri yazılması, hatta alakasız görünen “basit” yan görevlerin hayret verici bir şekilde birbirine bağlanması The Witcher 3’ün en güçlü yanı olarak göze çarpıyor.

Aynı zamanda görevleri yaparken size tanınan özgürlük had safhada. Birden fazla yapılacak şey oluyor ve bunları nasıl ve ne şekilde yaptığınız tamamen size kalmış.

Benim oyuna vurulduğum görevse –ki birçok arkadaşım aynı görevden inanılmaz etkilenmiş- White Orchard’ta karşımıza çıkan bir hayalet görevi. Takip, tuzak, gizemleri çözme… Hepsi ustalıkla monitörlerinize yansıyor. Hele görevi bitirirken bir diyalog var, akıllara zarar. Gerek karşımızdaki insanın gözlerinin buğulanması gerek sesindeki o kırılganlık…

“Ben de Witcher’ları kalpsiz sanırdım, efendi Witcher! Çok teşekkür ederim.”

Görev sisteminin çevresinde şekillenen ve bir süre sonra oyun dünyasının Game of Thrones’una dönüşen The Witcher 3’ün senaryosu anlatamayacağım kadar dolu dolu. Politika ve onun olmazsa olmazı entrikalar yine oyunun merkezini oluşturuyor.

Geralt’ın oyunun fragmanında havalı bir şekilde söylediği “Dünyanın bir kahramana ihtiyacı yok, bir profesyonele ihtiyacı var.” repliği her seferinde en acımasız şekilde önümüze sunuluyor. Hele “Ben ana hikayeden devam edeyim, kurguyu hiç dağıtmayayım diyorsanız” The Witcher 3 sizi tokat manyağı yapıyor. Gururunuz ve eşyalarınızı tamir etmenize yarayacak altın arasında birçok kez karar vermek zorunda kalacaksınız.

Çünkü oyundaki her şey para! Eşyalarınızı tamir ettirmek ateş pahası, en basit tamir işlemi bile cebinizi boşaltıyor. Tüccarlara bulduğumuz eşyaları satabiliyoruz ama o eşyaların ayrıştırılabiliyor olması sizi sıkıntıya sokabiliyor ki ayrıştırmak bile parayla. Onu geçtim, oyunu eğer yüksek zorluk seviyelerinde oynuyorsanız canınız meditasyon yaparak dolmuyor. Sadece ilgili yeteneği açmanız halinde gündüzleri belli oranda sağlık puanı yenilemesi kazanıyorsunuz. Bu yüzden değerli altınlarınızı sıklıkla yemeklere harcıyorsunuz. İksir ağacında ilerleyip, yeteneklerinizi iyice oturtana kadar bu durum devam ediyor.

Gel de şu oyunun grafiklerine kötü de şimdi. Gündöndüler kızar sonra...

İşler karıştı değil mi? Fark ettiyseniz oyunun her bir mekaniği birbirinin içine geçmiş durumda. Hikayesinden, oynanışına, diyaloglarına kadar her anlamda “tam” bir oyunun içindesiniz.

Bu yüzden ilk derdimiz para kazanmak! Kasabalar ve köylerdeki görev panolarındaki ilanları toplayarak haritanın birçok noktasını aktif hale getiriyorsunuz. Ardından boş görünen harita bir anda soru işaretleriyle dolmuş oluyor. Ana göreve devam etmeden önce bu bölgeleri temizlemek size inanılmaz katkı sağlıyor. Genel olarak hazine/düşman metasındaki soru işaretli bölgelerde deliler gibi yağma yapıp ceplerimizi doldurabiliyoruz.

sözü her seferinde en acımasız şekilde önümüze sunuluyor.>
The Witcher ilk kez açık dünya ile bizlere sunuluyor ve açıkçası benim en çok endişelendiğim konuların başında bu vardı. Açık dünya oyunu yapmak zordur. Hele ki böylesine derin bir kurguya sahip oyunu açık dünya haline getirmek başlı başına büyük bir risk. Uzun yıllar içinde bu işin formülü çözen iki firma var: Bethesda Softworks ve Rockstar. Bu adamlar neredeyse 15-20 yıldır bu işi yapıyor ve artık iyice ustalaşmış durumdalar. CD Projekt Red'in, Geralt'ı ovada koşturacağım derken ana hikayeden bizi uzaklaştıracak diye çok korkmuştum. Hatta çevremdeki insanlara sürekli ikinci oyunun harita yapısının korunması gerektiğini söylüyordum.

Oyun Skyrim gibi bir açık dünya sunmuyor ki bu nokta çok ama çok önemli. Yani atınıza atlayıp daha ilk bölümde Kaer Morhen'e gidemiyorsunuz. Oyun sizi bölgelerle sınırlıyor. Zaten tam olarak bunu yapması gerekiyordu. Hem açık dünya tecrübesini sonuna kadar yaşama buluyoruz hem de Witcher'a hiç yakışmayacak bir sandbox'ın ortasına düşmüyoruz.

Haritada yapabileceklerinizin bir sınırı olsa da, bunları yapmak çok uzun vakit alıyor. Yine de açık dünya yapısı Skyrim ve GTA gibi sandbox yanı güçlü oyunlara değil, Dragon Age serisinin son halkası Inquisition’a daha çok benziyor. Haritayı senaryoda ilerledikçe bölgeler halinde açıyorsunuz. Harita bölgeler halinde olduğu için sizi bittiği anda uyarıyor ve geri dönmenizi söylüyor. Ben bu halini daha çok beğendim ama bazı oyuncular bu durumdan memnun kalmayabilir.
Hal böyle olunca Bethesda ve Rockstar oyunlarına has o sürpriz yapısı da yok olmuş oluyor. Aynen Inquisition’da olduğu gibi bölge içinde gezip, yol işaretleri vasıtasıyla hızlı seyahat yapıyorsunuz. Dragon Age’te de kamplar arasında hızlı seyahat edebiliyorduk hatırlarsanız.

Bu yollar arasında yaratıklarla karşılaşmak Geralt’ın kaderinin bir parçası ve bize en çok yardımcı olacak şey okumak. Bir yaratığı kestiğinizde veya onunla ilgili araştırma yaptığınızda oyun bilgileriniz güncelleniyor. Hangi yaratık için hangi yağın kullanılması gerektiği, bomba ve sign seçimleri gibi önemli veriler yaratık güncenize işleniyor. Zaten oyunlarda bir şeyler okumayı seven oyuncular için The Witcher III bulunmaz bir nimet. Görev açıklamaları yaratık/karakter açıklamaları, bolca bulacağınız günceler ve notlar sizi oyun dünyasına biraz daha yaklaştırıyor. Üstelik bu metinler ve görevlerin bir kısmı Witcher’ın kitaplarına önemli göndermelerde bulunuyor. Vaktiniz varsa, zaman ayırırım diyorsanız bol bol okuyun.

Geralt'ın iz sürme yetenekleri neredeyse her görevde önemli rol oynuyor.
The Witcher'ın övülmesi gereken yönlerden biri de dövüş mekanikleri olmalı. Halen mükemmel değiller ve arada yaşadığım kopuk hareketler canımı sıkıyor. Yine de hem animasyonlar hem de Dualshock 4'ün bize sunduğu varyasyonlar oldukça çeşitli olunca The Witcher serisinin en büyük problemlerinden biri çözülmüş oluyor.

Bir RPG oyununda iki saat oynayıp oynanış hakkında yorum yapmak imkansızdır. Yetenekleriniz tam oturmadan, sistemi tam kavramadan kötü demek biraz işin kolayına kaçmak gibi. The Witcher III’te başlarda tekleyen dövüş sistemi bir açılıyor, pir açılıyor. Adrenalin ve dayanıklılık barında tam hakimiyetinizi sağladıktan sonra Geralt resmen şov yapmaya başlıyor.

Yetenek ağacı her RYO oyununda olduğu gibi Wild Hunt’ta da sizin oynanışınızı direkt etkiliyor. Bir yeteneğe puan vermek tek başına işe yaramıyor. Puan verip açtığınız yetenekleri Geralt’ın 4 bölmeden oluşan yetenek ağacına yerleştirmeniz gerekiyor. Burada planlamanızı gerçekten de çok iyi yapmanız gerekiyor çünkü gereksiz yere harcanan yetenek puanı kullanamayacağınız özellik anlamına geliyor. Geralt’ın yetenek ağacı seviyenize göre açılıyor. 4 bölmeye ayrılan toplamda 12 özellik sığdırabileceğiniz yetenek ağacınızı stratejik kullanmanız çok önemli.

Görev açıklamaları yaratık/karakter açıklamaları, bolca bulacağınız günceler ve notlar sizi oyun dünyasına biraz daha yaklaştırıyor.
Size tavsiyem ilk başta belli özelliklere yüklenin. Ben Igni’ye çok sırtını yaslayan bir oyuncuyum. Aynı zamanda hızlı ataklar saldırı şeklimi belirliyor. Bu yüzden daha çok bu iki özelliğe yüklenerek ilerlemeyi tercih ediyorum. Yetenekleriniz geliştikçe daha da dallanıp budaklanıyorlar, bu yüzden o çok değerli puanlarınızı iyi kullanın, çok kullanmayacağınız bir işareti gereksiz yere üst seviyeye çekmeyin.

Yetenek ağacındaki özel mutajen bölgeleri de oyunun ilerleyen aşamalarında inanılmaz yararlı oluyor. Çevreden ve yaratıklardan topladığımız mutajenler yardımıyla Geralt’ın özelliklerini daha keskin ve güçlü hale getirebiliyoruz. Mutajen’lerin dört farklı versiyonu bulunuyor ve her renk özelliklerimiz ile uyumlu oluyor.  Yetenek ağacının bir bölgesini mavi ile gösterilen Sign (Geralt’ın yaptığı büyüler) ile donatıyoruz. Sonra da mutajen’i yerleştirerek ağacın bu bölümünü tamamen sign’lara özel hale getirebiliyoruz.

Her seviye atlamanızda yetenek puanı kazanırken, bu yetenek puanlarını haritaya dağılmış olan güç alanlarından da edinebiliyoruz. Bence soru işaretlerini açmak için başlı başına yeterli bir sebep.
Yetenek sistemi, artık tam tadında olan dövüş mekanikleriyle birlikte Geralt’ı durdurulmaz bir güç haline getiriyor. Dediğim gibi Witcher III’ün savaş mekaniklerini –basitçe- kötü olarak betimleyebilmek için oyunu sadece birkaç saat (hatta çok daha az) oynamış olmanız filan gerekiyor.

Bu kadar anlattım ettim ama yine de The Witcher III: Wild Hunt’ın oynanış mekanikleri belli ölçüde sorunlu. Aynı Souls/Bloodborne oyunlarında olduğu gibi hızlı adımlarla kaçabiliyoruz, doğru anda savunmaya geçerek karşımızdakini etkisiz hale getirebiliyoruz ama bazen hareketlerin kesik kesik olması can sıkabiliyor. Özellikle hedefle sistemini hiç beğenmedim, hatta oyunu gamepad değil de klavyeden oynuyorsanız hedefleme seçeneğini hiç kullanmayın. Ben hedefleme kullandığım savaşlarda inanılmaz zorlanırken, doğru hareket ederek düşman gruplarını kolayca alt etmeyi başarabildim.

Dinamik hava koşulları, aydınlatma ve çevrenizdeki detaylar daha önce hiçbir açık dünya oyununda görmediğim bir incelikle işlenmiş.
Bunun dışında gerçekten de Simya/Alchemy olmamış.  O kadar olmamış ki anlatamam. Benim için The Witcher serisini bu kadar değerli yapan en önemli unsurlardan biri iksirlerin hazırlanışı ve kullanımıydı. Yeni nesil The Witcher’da simya sisteminin diğer oyunlardan hiçbir farkı kalmamış. Oyunun hardcore ve kendine has yapısına CD Projekt kendi elleriyle darbe vurmuş.

İlk olarak artık iksir hazırlamak için meditasyon yapmanıza gerek yok. İstediğiniz zaman menüye gidip iksir yapabiliyorsunuz. Böylece durum ne kadar tehlikeli olursa olsun, hızlı bir şekilde teçhizat stoklarınızı yeniliyorsunuz. Hatta yüksek zorluk seviyelerinde canınız da tazelenmediği için meditasyon sadece gece gündüz döngüsünü değiştirmeye yarıyor diyebilirim.

Eğer önceki oyunları oynamadıysanız size olayın nasıl işlediğini bir anlatayım:

Geralt bir göreve çıkar. Mesela bir mağaraya gidecek. Önce mağara girişinde oturur meditasyon yaparsınız. Hangi iksirlere ihtiyacınız olabileceğini belirlersiniz. Sonra bu işlemi bomba ve kılıca sürülecek özel yağlar izler.

Ardından iksirlerinizi ve bombalarınızı hazırlarsınız. Mağaralar genelde karanlık olduğu için Cat Potion iş görür. Böylece hem takip gerektiren yerlerde (üçüncü oyunda dedektif mod gelmiş, bu özellik de kalkmış) hem de karanlık bölgelerde rahat edersiniz. Swallow, can tazeleme özelliği nedeniyle iş görecek başka bir hayati iksir.

Son aşamada iksirlerinizi içersiniz ve mağaraya dalarsınız. İksirlerin etki süresi 10-15 dakika arası değiştiği için kendinizi yarışın ortasında bulursunuz. Taktiksel, dibine kadar hardcore ve son derece özel.

The Witcher III: Wild Hunt söz konusu olduğunda anında bu iksirleri kullanmak mümkün. İyi de The Witcher zaten eşsiz bir simya geleneğine sahipken, neden diğer oyunlarla aynı sistemi getirdiniz ki? Açık dünya bir oyun yapacağız diye niye bu harika özellikten vazgeçtiniz ki? Çok rahat hybrid bir yapıya gidilebilirdi ama gidilmemiş. Bizim zamanında insanlara Witcher’ı insanlara anlatırken en heyecan duyduğumuz özelliği kesip atmışlar.

Son dönemin en merak edilen konusuysa malumunuz grafiklerin düşürülme davası. CD Projekt yakın zaman içinde bu konuda bir açıklama yaptı. Ben oyunu incelemek için PlayStation 4’te ve biraz da PC’de oynama (PC’de sadece 7-8 saat oynayabildim) şansı buldum. Oyun her iki platformda da muazzam görünüyor.

Nilfgaard mı Temeria mı? Cevabınız ne olursa olsun savaş acımasızca karşımıza çıkıyor.
Dinamik hava koşulları, aydınlatma ve çevrenizdeki detaylar daha önce hiçbir açık dünya oyununda görmediğim bir incelikle işlenmiş. Bu konuda CD Projekt’i suçlayabilirsiniz ama gördüğüm onca şeyden sonra inanın benim içim el vermiyor. Bu oyuna hayranlık duymak veya bir firmayı çok sevmekle alakalı bir şey değil. Oyun hem harika görünüyor hem de çok stabil çalışıyor. Ara sahnelerdeki ufak düşüşler haricinde PlayStation 4’te çok iyi iş çıkartıyor. Konsolda yükleme ekranlarından yakınanlara ilaç nitelinde sürelerle geliyor. CD Projekt Red böylesine iyi çalışan bir oyunu ayaklarımız altına sermişken, oyun gerçekten de harika gözükürken ben böyle bir suçlama yapamıyorum.

Zaten muhteşem müzikler ve son derece başarılı seslendirmeler The Witcher III’ün eşsiz atmosferini tamamlayan yapı taşları oluyor. The Witcher III’ün müzik albümü oyunla birlikte veriliyor ve uzunca bir süre baştan sona dinleyeceğinize eminim. Harika yazılan diyaloglar da seslendirme sanatçı tarafından aynı ustalıkla oyuna yansıtılmış.

Sonuç olarak, The Witcher III: Wild Hunt olmuş arkadaşlar, hem de çok güzel olmuş. Oyuncu dostu satış politikaları, normalde dandik koleksiyon sürümü adı altında verilen içeriklerin oyunun normal versiyonuyla beraber verilmesi, tam 16 adet bedava DLC (iki tanesi geldi bile) ve her şeyden önce Rivia’lı Geralt’ın muhteşem macerası için CD Projekt’e ne kadar teşekkür etsek az.
Yorumlar 311
MK Okuru
MK Okuru 14.08.2020 02:00
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 19.05.2020 01:48
May the
Kalan Karakter : 300 Gönder
Stormınseme97
Stormınseme97 14.11.2019 02:10
Güzel oyun.
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 1.08.2019 21:41
!!!LÜTFEN YARDIM!!! The Witcher 3 en sevdiğim serinin en sevdiğim oyunudur fakat trissle yaptığımız bir görevde lağımlarda KATAKAN diye bir canavar çıkıyor (vampir) ölmüyor *** ne kadar canını azaltsamda görünmez olup fullüyor onun yüzünden oyunu oynayamıyorum lütfen yardım edin
MK Okuru
MK Okuru 27.09.2019 22:50
Vampir yağı ve dimetriyum bombası kullanmanı tavsiye ederim. Bunun haricinde olabildiğince hasar almamaya çalış. Ve yıldırım ve diğer iksirleri de kullanmayı unutma.
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 19.07.2019 15:31
bu güne kadar oynadığım en güzel oyun baş yapıt keşke hiç bitmese sürekli oynasam oyun bitmesin diye ana görevlerden uzak duruyorum!
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 12.08.2017 15:49
Arkadaşlar türkçesi warmi oyunun yada alt yazisi. rpg hic oynamadm ps 4 dum war oynayabilirmiyim sizce oneriyormusunuz
MK Okuru
MK Okuru 1.09.2018 20:53
Türkçesi var ve kimseye kulak asma al.ben god of war 4 üde oynadım ve bunun hikayesi inanılmaz ve god of wardwn iyi ve dövüs sistemide oynadıkça çeşitleniyo
Kalan Karakter : 300 Gönder
Bunları Kaçırma