Daldan dala atladım
Oyun dünyası içerisinde kendisine sağlam bir yer edinmiş ve iyiden iyiye konsept haline gelmiş olan Tony Hawk serisi, verdiği yeni bir meyve ile karşımızda duruyor. Tony Hawk’s American Wasteland aslında birkaç ay önce konsollarda piyasalara sürülmüştü. Ancak, şimdi PC’lere de port edildi, heyecan ve kombolarla dolu aksiyonu bilgisayarlarımıza taşıyor. Seri hakkında bilgisi olmayanlara da yüzeysel bilgiler verelim; Tony Hawk serisi, bir kaykay simülasyonu ve kaykaylarımız ile her türlü artistik hareketi, çevresel bütün etmenleri kullanarak gerçekleştirebiliyor, bunları tekrarlı ve uygun zamanlamalar ile yaparak kombolar haline dönüştürmeye çalışıyoruz. Bunun birlikte ulaşmak istediğimiz maksimum puanlara ulaşıyor ve kendimizi bu konuda daha da geliştirme şansına sahip oluyoruz.
American Wastelend’in de en çok vaadettiği şeyler; heyecan, adrenalin ve bir araya getirdiğimiz manyak kombolardan sonra bize gelecek olan gaz. Yalnız bazı ön uyarılarda bulunmakta da fayda var, öncelikle tüm hareketleri hakkıyla ve zamanlamalarına uygun yapabilmeniz için, oyunun kontrolünü sağlam biçimde sağlamanız gerekiyor. Klavye, maalesef hareketleri verimli yapabilmemiz için maksimum performansı sağlamıyor. Herşeyi hakkıyla yerine getirebilmek için, joystick’e ihtiyacınız var. Ancak onunla birlikte kolay bir yönlendirme ve artistik hareket zinciri oluşturabilirsiniz. Bunun dışında, bunları klavye ile yapmaya çalışmak son derece zor olacaktır ve kontrol sağlamak için ekstra bir çaba sarfetmeniz gerekecek. Bu yüzden, oynayabilmek için joystick edinmek daha akıl karı olacaktır. Bir de şöyle bir durum söz konusu, yapımcılar anladığım kadarıyla American Wasteland’i sadece seriyi başından beri takip eden ve artık gurusu olmuş oyuncular için hazırlanmışlar. Çünkü, içerisinde ilk defa denemek isteyenler için az biraz oyundan ve hareketlerden bahseden herhangi bir tutorial bölümü yok ve bu da aslında gayet büyük bir eksi niteliğinde. Birden bire karşımızda oyun modlarını buluyoruz ve bunları kullanarak çözmeye çalışmak, zaten kontrolleri zor olan bir yapımda bizi iyiden iyiye yormaya başlıyor.
Modlar olarak Story Mode, Classic Mode ve HighScore gibi bölümler bulunuyor. Story Modu aslında güzel bir fikir olmuş. Tek tek bölümler geçmek ve bunun yükleme süreleri ile uğraşmak yerine, büyük bir harita içerisinde çeşitli insanlar ile konuşup onlardan görevler alıyor ve yerine getirmeye çalışıyoruz. Genelde, konuştuğuz elemanlar bizden çeşitli artistik hareketleri ve komboları, belirli zaman aralıkları içerisinde yapmamızı istiyorlar. Bu moddan daha ayrıntılı olarak da bahsedeceğiz. Classic modda, bilgisayar bize sırayla çeşitli görevler veriyor. Yine Story modundaki görevlerle benzerlik gösteriyorlar. Belirli zaman aralıklarında bizden X puan kadar hareket yapmamız isteniyor. Bölüm içlerinde kazandığımız puanlar ile, mod’lara başlamadan önce seçtiğimiz kaykacının çeşitli özelliklerini arttırabiliyor ve daha sağlam artistik hareketler yapabilmelerini sağlıyoruz. HighScore bölümü ise tamamen şehir içerisinde serbest olarak dolaşabilmemizi sağlıyor. Aslında yapımcılar, oyuna ısınabilmemiz için bu bölümü uygun görmüşler ve kafamıza göre takılmamızı sağlamışlar. Ancak, kombo ve hareket olayı, American Wasteland’de o kadar kabarık ve fazla ki, hepsini tek başımıza çözebilmemiz neredeyse imkansız ve klavye kontrolleri ile daha da zor hale geliyor. Zaten bu yüzden başlarda, büyük oranda serinin takipçilerine hitap ettiğinden sözetmiştik.
Story modunun başında kendimize ana karakterimizi seçiyoruz ve ardından onunla Los Angeles’a bir yolculuk gerçekleştiriyoruz. Şehre geldiğimizde ilk başta bizden saç şeklimizi ve elbiselerimizi değiştirmemiz isteniyor. Cebimizde bulunan az buçuk parayla bunu yaptıktan sonra, şehrin etrafında bulunan çeşitli NPC’lerden görevler alıyoruz. Bu görevleri başardıkça, hem cebimizdeki parayı, hem de puanlarımızı arttırıyoruz. Tabii, bir yandan karakterimiz de gelişiyor ve daha da iyi bir kaykaycı haline geliyor. Gideceğimiz görevlerin yerleri, üstteki mavi çizgiye denk gelen simgeler aracılığıyla belirtiliyor. Bazıları bizi kıyafet mağazasına, bazıları kuaföre, bazıları da daha değişik yerlere yönlendiriyorlar. Bunun dışında, işimiz sadece artistik hareketler yapmak değil. Classic modda, bazı yükseltilerde çeşitli harfler göreceksiniz. Bu harfleri bir araya getirip SKATER ya da COMBO yazdığınız zaman ekstra puanlar kazanabilecek duruma gelebiliyorsunuz. Şehir içleri, puanlar kazanabilmek için mini oyunlarla dolu. Araçların arkalarına tutunup ilerleyebilir ve belirbli bir süre boyunca dengede kalıp puan kazanabiliriz, ya da kenar yerlere tutunup denge gösterilerinde bulunabiliyoruz.
Görevlerin geneli artistik hareketler yapma mantığı üzerine kurulu olsa bile, giderek daha da zorlaşıyorlar ve bizi daha da zor artistik hareketler ve kombolar bekliyor olacaklar. Eğer klavyeden oynuyorsak, NumPad tuşları ile çeşitli manevraları ve komboları yapabiliyoruz. Ancak, işte daha önce de bahsettiğimiz gibi kontrol problemi son derece fazla açığa çıkıyor. Bunun dışında, en enteresan özelliklerden birisi, bisiklet de kullanabilmemiz. Şehrin bir yerinde, elemanlardan birinin yanında gidip onla konuştuğumuzda, onun bisikletini sürerek çeşitli artistik hareketler yapmaya başlıyoruz ve o da bir görevi teşkil ediyor. Yine belirli bir zaman aralığı içerisinde onun bizden istediği kadar puanı toplamaya ve para kazanmaya çalışıyoruz. American Wasteland’de hareket bisikleti sürebilme olayı, oyuna oldukça renk katmış.
İlk başta oyunu çalıştırırken, bize grafik kartımıza göre nasıl bir grafiksel detayda çalıştırmak istediğimiz soruluyor. Biz deneme amaçlı olarak en yüksek seviyede çalıştırdık. Oyun içi grafiklerini gördüğümüz zaman da aslında bayağı şaşırdık. Çünkü, yüksek detaydaki grafikleri seçmiş olmamıza rağmen, grafiksel beklediğimiz detayda değildi ve hatta hatalar da bayağı fazlaydı. Kaykaycımız birçok kez bazı objelerin, özellikle de araçların içerisine giriyordu ve çeşitli animasyon hataları da söz konusuydu. Bunu bir bakıma, konsollardan port edildiği için bu hale geldiği şeklinde de yorumlayabiliriz ancak bunun dışında çeşitli grafiksel öğeler son derece sönük kalıyor ve zamanımızın görüntü teknolojisine uyan bir durum teşkil etmiyor. Yanlış hareketler yapıp yere düştüğümüz zaman, karakterimizden çıkan kanlar da oldukça yapmacık duruyorlar ve bize düştüğümüz ve daha dikkatli olmamız gerektiği hissini pek vermiyorlar. Bu yüzden aslında, American Wasteland’de bir bakıma oyuncu – oyun ilişkisinde kopukluklar da bulunuyor. Eğer, seriyi ilk defa denemeye kalkıyorsanız, bu kopukluk çok daha fazla olacaktır.
Kurallara bağlı kalmak
Biz maceramıza devam ederken bir yandan başka kaykaycılar da kendi çaplarında çeşitli harekteler yapıyorlar ancak genelde tüm hareketler programlanmış biçimde karşımıza çıkıyor ve şehir bize kendisini gerçek zamanlı olarak tanıtmıyor, bunun eksikliği de aslında bir yerden sonra kendisini hissettirmeye başlıyor. Genel olarak özetlersek, American Wasteland’i beğenmek için öncelikle Tony Hawk serisini uzun yıllar takip ediyor olmanız gerekiyor. Bu sayede, temel hareketlere ve kombolara bir alışkanlığınız oluşmuş olur. Seriye olan alışkanlığın yanında, ayrıca bir de joystick sahibi olmamız gerekiyor. Bu sayede alışmamız çok daha kolay olacaktır ve oyundan maksimum zevki o zaman alabilirsiniz. Bu kıstasların dışında kalanlar için, American Wasteland üzgünüz ki sıkıcı bir hal alabilir ve bir süre sonra kapatma isteği duyabilirsiniz. Yalnız, yapımcıların bu oyuncuları düşünmesi de gerekirdi. Kombolar hakkında ufak ipuçları veren ya da tutorial tarzı bir bölüm olmalıydı. Ancak, bu olmayınca, oynamak da zorlaşıyor. Yine de Tony Hawk adına saygımızdan ve fikrin güzelliğinden dolayı, artı puanları da hakediyor tabii ki.
Yorumlar (6)
bütün serisini oynadım pro skater 4 ü bitirmeme gram kalmıştı bunuda aldım oynadım bence bu oynun dirisi gelmiş geçmiş sen güzel oyunlardan birisi olmayı hak ediyor[;)]
Thug 2yi al kontrollerini biraz daha kolaylaştır eğlenceli hale getir.Grafiklerede bir iki rötuş yap al sana American Wasteland.BMX kontrolü beklediğim kadar iyi olmamış.Ben daha kolay bir kontrol umuyordum.Ama genel anlamda bakarsak seriye yakışır bir oyun olmuş.
thug 2 ile neden karşılaştırdın tabi ki ondan daha iyi;)
thug2'ye göre nasıl grafikler??
Bu oyunda bi kısır döngüdür gidiyor. Hep aynı ek görev gibi.
Bence serinin en iyi oyunu 4. oyundu.