Merlin'in Kazanı Merlin'in
Kazanı
Oyun İncelemeleri

Demon's Souls

Zaferin yolu savunmadan geçer, hata ise mutlak ölümdür!

İnceleme Özeti
Platformlar:
PlayStation 3
İnceleme Platformu:
PlayStation 3
Çoklu Oyuncu:
Var
Oyun Türü:
Aksiyon
Demon's Souls kapak görseli
+

Artılar

  • Müthiş kaliteli bir oyun, insana bir şeyler başardığını hissettiriyor, çevrimiçi iletişim adeta devrim niteliğinde, hikaye sunumu çok iyi, sürekli oynama isteği oluşturan oyun yapısı, uzun mu uzun oyun süresi
-

Eksiler

  • Oyun çok zor, hatta zor kelimesi oyunun zorluğunu anlatmaya yetmiyor, save sistemi insanı insanlıktan çıkartabilecek düzeyde, sabırlı biri değilseniz oyunu almanızla değiştirmeniz bir olur, çok fazla bug var, zaman zaman yaşanan frame sorunları
Son bir yıldır takip ettiğim bir oyundu Demon’s Souls (DS), aslında PS3’e özel olarak geliştirilmesine rağmen, birçok PS3 sahibinin dahi bu yapımdan pek haberi yok. Ama PS3’ün bu nesildeki en büyük eksiği olan RPG konusunda, “Tamam sorun yok, ben varım” diyen ve bunun kuru gürültü olmadığını gösteren, sessiz sedasız gelen etkileyici bir yapım. Henüz Amerika ve Avrupa’da çıkmadığı için birçok oyun severin bahsettiğim gibi haberi yok; haberi olanlarda ne yazık ki İnternet üzerinden alışveriş yapamıyorlarsa, oyunu bulmaları oldukça zorlaşıyor. Ancak çıkmadan önce yapılan iddialı açıklamalar ve bir oyunda olmasını en çok istediğim devasa ölçülerdeki yaratıkların DS’da kol gezmesi, bu oyunu alma konusundaki dürtülerimi iyice havaya soktu. Aslında batı ülkeleri için çıkacak olan versiyonuna kısa bir zaman kalsa da, elime fırsat geçince hemen değerlendirdim ve oyunun Asya versiyonunu edindim. Bu versiyonun için de (Japon değil, Çin ve Kore) İngilizce ses desteği de olduğu için, açıkçası ortada oyunu rahat rahat oynama dışında bir problemde kalmamıştı. Ben de ileride oyunu alacaklara yardımcı olması için, incelemeyi detaylı makale tarzında hazırladım.

Oyuna başladıktan 14 saat sonra…

-Bu sefer başaracağım sanki… Zaten başarmalıyım da yani, sabahtan beri aynı yerdeyim!
-Sadece iki darbe kaldı.
-Evet, ilk darbeyi indirdim, süper gidiyorum, bir kere de daha açık ver işini bitireyim. Hadi, hadi, hadi…
-Ooo hayır yine mi yaa! Nasıl kaçamadım ben bu darbeden?
-Daha kaç kez deneyeceğim! 27’inci kez ölüyorum.
-Üfffff…
-Hadi ölmek neyse de, o ruhu tekrar almam gerekiyor şimdi…
-8200 küsur Soul vardı yaa, keşke Nexus’a dönseydim!...
-Ama ne olursa olsun yem etmem o Soul’ları kimseye…
-Tabii ilk olarak biraz daha Soul Level kasmam lazım, bu böyle olmayacak anlaşıldı!
-Neredeydi bu Red Eye Knight, iyi Soul veriyordu bu eleman…

Demon's Souls - 1
Bir ruhum vardı, da neredeydi bu yahu? Sanırım kaybettim…

PS3’ün başına büyük bir heyecanla oturarak, yapımcı firmanın sürekli bahsetmiş olduğu “Zor” oyun yapısını fena halde merak ediyordum. Oyun güzel bir sinematikle başlıyor ve bize hikaye hakkında kısa bir bilgi verse de, tam olarak ne olup bittiğini yapımın ilerleyen anlarında öğreniyoruz. Ama DS’in genel değerlendirme faslına geçmeden önce şu hikaye işini aradan bir çıkartalım. Oyunumuz Boletaria adında bir krallıkta geçiyor. Burası herkes salak bir tek ben zekiyim mantığını benimsemiş Allant adında bir kral tarafından yönetiliyordur.
Bu kralımız, oturduğum yerden bu ülke topraklarını nasıl büyütebilirim diye düşünürken, Nexus tarafından krallığı başarıdan başarıya koşturmak için ruhların gücü verilir. Fakat bizim zeki kral, her şey köprüyü geçene kadardı diyerek, gücü eline alınca iyiden iyiye doyumsuz bir hale gelir. Ama kralımızın unutulmuş eski bir kötülükten pek haberi yoktur, zaten amacı da daha ne kadar güçlenirim olduğundan çevresiyle de pek ilgilenmez.

Günlerden bir gün bu Old One olarak bilinen unutulan kötülük, Boletaria topraklarına bir sis eşliğinde acımasızca çöker ve sisin içinden de bin bir türlü, küçüklü büyüklü iblisler çıkmaktadır. Kral Allant ise gelin bakalım, geleceğiniz varsa göreceğiniz de var diyerek, cebren ve hile ile kurduğu devasa ordusunu şeytanların üstüne salar. Lakin küçük bir ayrıntı her şeyin bitişinin habercisidir adeta… İblisler her öldürdüğü insanın ruhunu emmektedir ve bu emilen ruh iblisleri daha da güçlendirerek, savaşı kazanılması iyice imkansız bir hale dönüştürür. Kral ben ne yapacağım diye düşünürken, Maiden in Black adında kör bir bayan ortaya bir kehanet atar ve der ki, “Biri çıkacak ve bu toprakları huzura kavuşturacak; fakat bu sizin son umudunuz olacak”.

Demon's Souls - 2
Bir sis perdesi daha, bakalım bu sefer ki şeytanlık ne?

İşte biz de burada devreye giriyoruz. Ekrana gelen sinematiği geçtikten sonra, ilk işimiz Boletaria topraklarını kurtaracak olan karakteri yaratmakla başlıyor. İsmini, cismini belirledikten sonra 10 sınıftan bir tanesini seçiyoruz. Bu sınıfların genel kontrol mekaniği hemen hemen aynı, sadece bazı özel yetenekleri kullanıp, kullanamama durumu söz konusu… Kimi sınıfların büyü konusunda becerisi çok yüksekken, kimileri yakın mesafe dövüşlerde etkili oluyor. Tabii siz kendi kişisel tercihinize göre seçiminizi yapıyorsunuz. Ayrıca karakterin yüzünü belirleme kısmı dışında bu yaratma işlemleri pek detaylı değil. Kısa bir süre uğraştan sonra, Tutorial bölümü ile oyuna başlıyoruz.

Bu anlar heyecanımın hat safhaya ulaştığı dakikalar; çünkü o zamana kadar sadece yarım yamalak bir videosunu izlediğim oyunda, açıkçası nelerle karşılaşacağımı bilmiyorum. Bir süre ilerledikten sonra kontrollerin nasıl olduğunu göstermek için bir iki hafif düşman geliyor, zaten oldukça kısa süren bu bölümün sonunda, bir sisin içinden geçerek dev gibi bir yaratığın yanına giriyoruz. Yahu daha etim ne budum ne? Yapılır mı bu ey yapımcı demeye kalmadan, iblis ilk darbesinde beni adeta ezip geçiyor.

DS’ye başlayalı daha birkaç saniye olmasına rağmen, karakterim yere serilmişti. O anda bu oyun bitmez diye aklımdan geçiriyorken, meğerse zaten ölmemiz gerektiğini gözümüzü Nexus’da açınca fark ettim. Bu Nexus ise, ölümle yaşam arasında ruhani güçlerin hat safhada olduğu bir yer. Oyunda karakterimizle ilgili hemen hemen her şeyi burada hallediyoruz. Nexus’taki NPC’ler sayesinde tüm geliştirmeleri, büyüleri burada ediniyoruz. Yani sizin anlayacağınız oyundaki en güvenli ve en önemli mekan.
Demon’s Souls’un genel işleyiş yapısını da Nexus’da öğreniyoruz, mekanın etrafını saran ve her biri bir dünyayı temsil eden 6 adet taş, oyunda gideceğimiz yerleri gösteriyor. Yalnız bu taşlardan birisi karanlık ve kırık bir şekilde görünüyor. Bunun sebebi ise büyük olasılıkla önümüzdeki aylarda yeni bir dünya için DLC paketinin geleceğinin habercisi diyebiliriz. Başlangıçta sadece bir dünyaya girebiliyoruz, zaten o da oyuna gerçekten giriş yaptığımız an oluyor. O bölümü geçtikten sonraki yaşadığım acizliğe değineceğim. Diğer tüm taşlar açılıyor ve istediğinize istediğiniz zaman giriş yapabiliyorsunuz. Ancak yeterli güce ulaşamadan ileriki seviyedeki dünyalara giderseniz, iblisler tarafından ağır bir bozguna uğrayabilirsiniz.

14 saat önce…

Boletarian Palace adındaki ilk bölümümüze adımımı attığım anda beni oldukça büyük ve heybetli bir kale karşılıyor. İlerlemeden önce ilk olarak nelerim var diye bir bakıyorum. Ekranda 3 farklı bar mevcut. Biri sağlık için, biri büyüler için sonuncusu da kalan enerjimizi gösteriyor. Sağlık barımız ruh formundayken sınırlı bir şekilde gözüküyor, beden formunda ise tam kapasite olarak çalışıyor. Bu ruh ve beden formunu daha sonra detaylı bir şekilde açıklayacağım. İlk başta Catalyst (Asa) olmadığı için büyü barıda bir işe yaramıyor. Son olarak enerji barımız içinse tüm hareketlerimizin yansıması diyebilirim. Yani koşarken, kılıcınızı savururken, darbe yerken sürekli azalıyor. O yüzden en çok dikkat etmeniz gereken yer, eğer enerjiniz azsa, gelen darbeyi savuşturamaz ve ölmeniz çok kolaylaşır. Kendi kendine dolduğu için mücadele esnasında saldırıya geçmeden önce sürekli tam dolmasını bekleyin. Sol alt köşede ise envanter sistemi var. Artık maceraya başlayabilirim.

Demon's Souls - 3
Görünüşte gideceğim yol boş gözüküyor olsa da, temkinli gitmekte yarar var diyorum ve yavaş yavaş ilerlemeye başlıyorum. Birkaç adım sonra muhtemelen değişime uğramış bir insan karşıma çıkıyor. Alışkanlık işte direk dalıp, işini bitireyim diyorum ve saldırıya geçiyorum. Ancak tam o anda zombi kılıklı düşmanda bana saldırıyor ve aynı anda yenilen kılıç darbeleri ile ikimizde büyük ölçüde zarar görüyoruz. Neyse öldürürüm ben bunu diyerek düşüncesizce bir saldırı daha gerçekleştiriyorum ki, rakibim benden önce davranarak işimi bitiriyor. Birçok oyunda normal şartlarda bu tip mücadelelerin ardından sahip olduğumuz karakterin sağlık barı çok az etkilenirdi; lakin DS’da sadece iki vuruşta, hem de oyunun en kolay düşmanı tarafından öldürülmüştüm. Ama en azından artık direk saldırmamam gerektiğini de öğrenmiştim. Her ölüşümüzün ardından yer aldığımız bölüme Archstone adında bir noktadan başlıyoruz. Ayrıca bu Archstone’lar aynı zamanda insanı insanlıktan çıkartan, ama daha sonra değineceğim kayıt (Save) noktamızı oluşturuyor.
Neyse olur böyle şeyler diyerek, artık daha dikkatli olmam gerektiğinin de farkına vararak, tekrar Boletaria kalesinin önünde belirdim. Nasıl olsa oradaki düşman öldü, koşabilirim diye düşünerek ilerlemeye başladım, ama beklemediğim bir anda arkamdan gelen hızlı iki darbe, benim tekrar hayata gözlerimi yummama sebep oldu. İkinci kere öldüğümde hakladığım düşmanların, bölüme yeniden başladığımızda kaybolmadığını, aksine yine orada hazır kıta beklediğini öğrenmiştim. Yaklaşık 10 dakika geçmişti ve ben oyunda henüz birkaç adım atıp, ölmekten ileriye gidememiştim.

Üçüncü kez güzel kale manzarası eşliğinde uyanarak tekrar yola koyuldum. Bu dakikadan sonra “önce savun, sonra saldır” düşüncesini benimseyerek ilerlemeye başladım. Bu şekilde gayet başarılı, ama biraz zorlanarak da olsa az çok ilerledim, ta ki karşıma kalkanı ve mızrağı olan iki asker çıkana kadar. Ben bunları nasıl öldüreceğim diye düşünürken, onlar bu süre zarfında beni yaklaşık bir 20 kere indirdiler. Tabii bu ölümlerden sonra başladığım yer biraz önce bahsetmiş olduğum Archstone noktası olduğu için, her ölümden sonra kaldığım yere gelebilmek için aynı düşmanlarla aynı mücadeleyi veriyor ve bazı anlar kaldığım yere dahi gelemeden öldüğüm oluyordu. Zombi kılıklı rakiplerle, askerleri bir şekilde ortadan kaldırıp, kalenin tepesine çıkmayı başarmıştım ki, orada bana bakan Blue Eye Knight beni pek hoş karşılamadı. Gitmem gereken yol, o mavi gözlü şövalyemiz tarafından korunduğu için, düşük level seviyesindeki benim için onu öldürmek adeta bir cehennem azabına dönüştü. Öldürdükten sonra ise karşıma gelenlerin sayıca çoğalması ve beni öldürmesi, ayrıca yine tekrar aynı noktaya gelebilmek için sarf edilen çaba, günümüzde birçok oyunun toplam süresi, yani yaklaşık 8 saatimi almıştı.

Demon's Souls - 4
Kara bulutlar iyice çöktü, bu karanlık iyiye işaret değil!

Oyunda ilerledikçe çekmeniz için karşınıza gelen bazı kollar, yapımın başlarında kapalı olan birkaç kapıyı açarak, en başta kat etmiş olduğunuz onca yolu, bir nebze olsun kısaltarak, gitmeniz gereken yere çok daha kısa sürede ulaşmanızı sağlıyor. O yüzden yer aldığınız bölümlerdeki her noktayı çok dikkatlice araştırmalısınız. Ayrıca sadece kısa yollar için değil, gitmeniz gereken yol üstündeki kapıları da bazı anlar bu şekilde açıyoruz. DS’deki ilk bölüm sonu canavarımızla karşılaşmak için büyük bir kapıyı açmamız gerekiyor. Açıkçası hiç beklemediğim bir şekilde, yaklaşık 20 dakikalık bir mücadele sonunda ilk deneyişimde geçmeyi başardım. Zaten oyundaki en kolay ikinci boss olduğunu da belirteyim. Yapımın isminden de anlaşılacağı üzere her şey Soul yani ruhlar üzerine kurulu. Öldürdüğünüz her düşmanın ruhunu alıyoruz. Bu düşmanlar ne kadar büyük ve güçlüyse alacağınız ruhların sayısı ise o derece artıyor. Aslında bu ruhları, oyundaki para olarak da açıklayabiliriz. Çünkü bu ruhlar karşılığında bir şeyler alıyor ya da bir şeyleri geliştiriyorsunuz. O yüzden bu ruhlara gözünüz gibi bakmanız şart, tabii oyun da sadece iblislerin ruhları yok sizin de var.
Demon’s Souls boyunca 2 farklı şekilde oynuyoruz. Bir ruh bir de beden formunda… Ancak kesinlikle beden formunda oynamamanız gerekiyor. Zaten oyunun çok büyük bir bölümünü ruh halimiz ile oynuyoruz. Çünkü belirttiğim gibi iblislerin olduğu gibi bizimde ruhumuz var ve öldüğümüz takdirde ruhumuz öldüğümüz noktaya düşüyor. Tabii düşen ruhla beraber eğer harcamadıysanız tüm ruhlar (Bundan sonra Soul diyeceğim) yani başka bir değişle paralarda gidiyor. O yüzden oyuna tekrar başladığınız da ilk işiniz öldüğünüz yere gidip ruhunuzu geri almak oluyor.

Burada da iki çok önemli nokta karşımıza çıkıyor. Şimdi ilk olarak eğer ruh formunda öldüyseniz ve o anda yanınızda çok sayıda Soul biriktirmediyseniz, o ruhu tekrar geri almanıza gerek yok. Ama dediğim gibi oyunda biriktirdiğiniz Soul’lar fazla ise geri almanız sizin için oldukça faydalı olacaktır, ama zorunlu değil. İkinci olarak da, neredeyse sürekli ruh formunda oynuyoruz; ancak her boss öldürüşünüzde, ruh halinden çıkarak beden formuna bürünüyorsunuz. Tabii bunun için sadece boss öldürmeyi beklemeye gerek yok, özel bir taş sayesinde istediğiniz anda beden formuna gelebiliyorsunuz. Bu şekilde olunca sağlık barınız tamamen doluyor, giymiş olduğunuz zırh ses çıkarmaya başlıyor, yani tamamen bir vücut oluyorsunuz. Fakat bu durum ne yazık ki oynanışa çok büyük etki ediyor. Eğer ki, beden formunda ölürseniz bulunduğunuz dünya karanlık bir hale bürünüyor ve tüm düşmanlar normalden daha güçlü hale geliyor.

Demon's Souls - 5
Oyuna başlarken nötr olarak başlıyorsunuz; ancak DS eksi ve artı olarak toplamda 7 kademeye sahip. Beden formunda öldükçe eksiye, ölmeden boss’ları geçtikçe de artıya dönüştürüyorsunuz. Bunlara Black World Tendency ve White World Tendency deniyor. Peki bunlar nasıl oluyor derseniz, eğer beden formunda 3 kez ölür ve ruhunuzu geri almazsanız bulunduğunuz dünya tamamen karanlık bir hale gelmekle beraber, dediğim gibi düşmanlarda çok daha güçlü bir hale geliyor. Dünyaları aydınlık bir hale getirmek için de, beden formunda Nexus’a hiç dönmeden ve ölmeden +4 yapmanız gerekiyor. Buda 3 boss öldürmeniz gerekiyor demek. Fakat üst üste ölmeden 3 boss öldürmek neredeyse imkansızdan da öte bir şey. Uğraşmaya çalışmayın çünkü sinir krizleri geçirmeye kadar gidiyor, denedim oradan biliyorum.

Trophy’i %100 yapmak için ne yazık ki Black World yapmanız şart! Tabii dünyayı kararttıktan sonra tekrar düzelte biliyorsunuz. Bunun için de, oyunda dünyaların Black ya da White durumuna göre açılan kapılar ya da bölgeler yer alıyor. İşte buralarda sizleri bekleyen Black Phantom’lar var; ancak bunlar müthiş zorlu düşmanlar olmasına rağmen, yenilmez değiller. Eğer ki bunu başarırsanız o dünya tekrardan nötr bir hale gelerek, ilk başladığınız şeklini alıyor. Ama şunu da belirteyim, bu Black Phantom’lar sadece World Tendency durumunda ortaya çıkmıyorlar; World Tendency’i isterseniz Pure White (Saf iyilik) yapın, yinede fark etmez, oyunun her anında bu düşmanlarla karşılaşabilirsiniz. Black durumunda karşılaştığınız Black Phantom’ler özel karakterler ve bunların tek farkı yaratmış oldukları etkiler diyebiliriz.
6 saat önce…

Demon’s Souls otomatik olarak kendi kendine kayıt yapıyor, bunu sağ üst köşede mavi yuvarlak bir işaret çıktığında anlıyorsunuz. Ancak buna kanıp tamam kayıt oldu kapatayım derseniz, oyuna tekrar girişinizde kötü bir sürprizle karşılaşabilirsiniz. Çünkü yazımın başlarında bahsetmiş olduğum Archstone noktaları oyuna giriş yapabildiğiniz tek yer, bu yüzden yapımın neresinde kayıt yapılmış olursa olsun bulunduğunuz bölümün Archstone noktasından başlıyorsunuz. Özellikle büyük bölümlerde bu çok büyük bir işkenceye dönüşüyor. Eğer bir sonraki boss dövüşünü kazanıp, yeni bir Archstone noktası açmazsanız bu sürekli böyle devam ediyor. Siz bölüm sonu canavarına ulaşmak için sarf ettiğiniz çaba sonucunda, ufak bir hatanız ölümünüze sebep olursa, işte o anda bulunduğunuz bölümün başına döndüğünüzü görmek, sizi sinirden baya bir güldürüyor. Üstüne bir de düşen ruhunuz ve eğer harcamadığınız birikmiş Soul’larınız varsa, bu durum iyice sinir stres sahibi olmanıza yol açıyor.

Yapımdan nefret etmekle, sevmek arasında gidip geldiğiniz ilk bölümün ikinci kısmı benim tam olarak 6 saatimi çaldı. Yeri gelmişken şunu da belirteyim, her bölüm kendi içinde farklı kısımlara ayrılıyor. Bu kısımlar bir sis ile örtülmüş durumda, siz o noktaya gelince sisten geçiyor ve bölümün diğer kısmını açmış oluyorsunuz. İşte bölümlerde 1-1, 1-2, 1-3, 1-4, 2-1, 2-2, 2-3, 3-1 vs… şeklinde ilerliyor. Her kısımda bir bölüm sonu canavarı mevcut. Mesela sırf ilk dünyada 4 farklı ve oldukça zorlu boss var. Oyundaki toplam boss sayısını ise ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Tabii bu boss’ların dışında karşınıza çıkan Black Phantom’lar, yolunuzu ateşle kesen devasa ejderhalar gibi düşmanları saymıyorum bile…

Demon's Souls - 6
6 saatimi çaldı diyorduk, evet oyundaki ikinci boss aslında çok zor olmamasına rağmen, eğer savunmayı ihmal ettiğiniz takdirde tek vuruşla ölebildiğinizi söylemiştim ya, işte ben de bu duruma maruz kaldım. Neredeyse 30 kez denediğim, üstüne bir de her seferinde yol üzerindeki kalabalık ve zorlu düşmanlarla mücadele ettiğim bu süreç bittiğinde tam 6 saat geçmişti. 1-1 ile 1-2’yi geçmek toplamda 14 saatimi almıştı. Yalnız dikkat edin birinci bölümün tamamından bahsetmiyorum. İlk bölümü tam anlamıyla bitirmem yaklaşık 70 saatimi aldı.

Aslında DS’de hiçbir düşmanın ölmeme gibi bir durumu yok. Siz ne kadar level kasarsanız onlarda o kadar güçsüz bir hale geliyorlar. Öldürmeye çalıştığınız bir düşman size çok zor geliyorsa, gidip level kasarak güçlenebilir ve birkaç darbede indirdiğiniz düşmanları bu defa tek darbede indirebilirsiniz. Oyun size bu konuda çok fazla seçenek sunuyor. Örneğin yaratığı yaklaşmadan öldürmek istiyorsanız gidin Magic kasın ya da Dexterity kasın ok yay kullanmadaki beceriniz yükselsin. Anlatmak istediğim oyun aslında sizin işinizi kolaylaştırmak için çok güzel yollar gösteriyor, eğer sabırlı olursanız çok zevk aldığınız bir yapım haline geliyor DS.
Son anlar

Demon’s Souls’da muhteşem diyebileceğimiz harika bir fikrin hayata geçişini de görüyoruz. Oyuna bağlandığınızda etrafınızda hayalet görünümünde yürüyen karakterler göreceksiniz. İlk başta bunların ne olduğunu pek anlayamıyorsunuz tabii, daha sonra yerlerde duran kan izleri, ayrıca yine yere yazılmış yardımcı notlar. Biraz garip geldiği kesin, ama DS’da öylesine başarılı ve güzel çevrimiçi bir iletişim tekniği var ki, tam anlamıyla kusursuz işliyor. O görülen hayaletimsi karakterler aslında sizin gibi gerçek oyuncular. Bunu sanki onlarca insanla aynı multiplayer oyuna girmişsiniz gibi farz edin, buradaki tek fark single bölümde oluşunuz. Ayrıca bahsetmiş olduğum yerdeki kan izleri ise işte bu insanların ölüp, ruhlarının düştüğü yer. Ama asıl olay kan izinin üzerine gelip, istenilen tuşa basınca ortaya çıkıyor. O karakteri oynayan insanın son birkaç saniyesi ve nasıl öldüğünü görüyorsunuz. Bu durum size bazı anlar çok yardımcı olabiliyor. Örneğin bir uçurum kenarındasınız, aşağıda atlanabilecek bir yer var; ancak emin olamıyorsunuz. O anda yerde duran kan izine tıklayarak, karşınıza gelen görüntüde o kişinin uçurumdan atladığı için öldüğünü görüyorsunuz ve anlıyorsunuz ki oradan atlanmamalı. Tabii bir de bahsetmiş olduğum yere yazılmış notlar var ki, bu adeta bir devrim diyebiliriz.

Demon's Souls - 7
Şöyle ki, oyunda size sunulmuş kelime ve cümle grupları var. Bunların sayısını oldukça fazla, o anda içinde bulunduğunuz bir durumu, bu notlar sayesinde sizin gibi oyunu oynayan diğer insanlara yardımcı olması için kullanabiliyorsunuz. Tabii diğer herkes de bu notları kullanabiliyor. Örneğin ilk defa gördüğünüz bir yere giriyorsunuz, ama neyle karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz. Daha önce oraya gelmiş birinin bıraktığı not gözünüze ilişiyor ve açıp okuyorsunuz, “Dikkat et ileride düşman pusu kurmuş”. Bir tuzakta öldünüz oraya bir sonraki gidişinizde, hemen not bırakıyorsunuz “İleride tuzak var” ve bunun gibi birçok not; örneğin Black Phantom var, bu yolun ilerisinde anahtar var, merhaba, hoş geldin gibi oyunda işinize yarayacak her türlü cümle ya da kelime mevcut. Bu notlara oy da (Rate) verebiliyorsunuz ve verdiğiniz oy, o notu bırakan kişiye sağlık olarak gidiyor ve sağlık barı tamamen doluyor.

Bazı insanlar ise direk “This is harsh, evaluate me” notunu bırakıyor yani oyla beni diyor. Yüzlerce, binlerce insanın oyladığını göreceksiniz, bu notu gördüğünüzde… Ama tabii ki bu not bırakma durumu, ilk defa izlediğiniz bir filmin sonunu bilerek öğrenmeye de benziyor. Çünkü gideceğiniz yönde ne olduğunu bu notlar yüzünden öğreniyor ve oyunun size yansıtmak istediği sürpriz ne yazık ki kaçıyor. Ancak DS bazı zamanlar o kadar zorluyor ki sizi, yere bırakılan bu notlar sizin defalarca hayatınız kurtarıyor diyebilirim. O yüzden hor görmemek lazım, not bırakmak lazım, not bırakanlara da oy vermek lazım diyorum.
Kale manzaralı ev, arka cephesi cehenneme bakıyor!

Oyunun görsel kalitesi ise oldukça tatmin edici, bazı bölümlerdeki düşük kaplama boyutları dikkat çekse de çok fazla sırıtmıyor. Zaten DS, oynayan kişiyi o kadar içine çekiyor ki, grafikmiş şuymuş buymuş pek ilgilenmiyorsunuz. Mekanlar ise oldukça başarılı, ayrıca bir yere ulaşmak için hep birden fazla yol var ve bu da oynanabilirliği rahatlatan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Yani eğer bu düşmanın oradan nasıl geçeceğim diyorsanız, başka bir yol bulma imkanınız var. Zaten oyunun kullanıcıya yardım ettiği tek nokta da bu diyebilirim. Onun dışında her daim kaderinizle baş başa kalıyorsunuz.

Ses konusunda ise karakterler çok fazla konuşmuyor, ama yaratıkların, bilhassa dev düşmanların sesleri oldukça güzel. Kılıcını salladığınızda düşmanın zırhına çarptığını gerçekten hissediyorsunuz, bu konuda ses gayet başarılı bir şekilde yansıtılmış. Biraz da co-op olayından bahsedeyim. Demon’s Souls’da co-op olarak arkadaşlarınızla ya da tanımadığınız herhangi başka birileriyle de oynama imkanınız mevcut. Ama çok iyi olduğunu söylemek güç, öncelikle co-op oynamak için oyuna davet eden kişinin beden formunda ve bir tanede Black Phantom öldürmüş olması gerekiyor. Giren kişi ise ruh formunda olacak. Oyuna girmek isteyen kişi belli bir noktaya mavi renkte taş bırakıyor. Bu yerde mavi bir yazı olarak gözüküyor; siz de beden formundaysanız, zaten bu yazıyı görüyor ve ister oyuna çağırıyorsunuz, isterseniz de kabul etmiyorsunuz.

Demon's Souls - 8
Her seviyeden her oyuncu çağrılmıyor. Çağıran kişi ile gelen kişi arasındaki level farkı en fazla 10 olmak zorunda, aksi takdirde bu iki oyuncu aynı oyunda yer alamıyor. Co-op’un kötü yanı ise bazı anlar sizin oyununuza sızan kötü karakterler var, aslında bunlarda gerçek oyuncu, ama bazı taşlar sayesinde Black Phantom olarak başka birinin oyununa giriyor ve diğer oyuncuyu öldürebiliyorsunuz.

Vay başıma gelenler!

Makale tarzında bir yazı olacağını belirtmiştim; bu yüzden de oldukça detaylı anlatmaya çalıştım, ama yine de oyunu almayı düşünen kişiler için kolaylık sağlaması açısından, bazı ipuçları ve hayati önem taşıyan belli başlı bilgileri de vereyim:

-Kılıcınızı sallamadan önce ilk olarak düşmanın nasıl saldırdığını anlamaya çalışın, çünkü dikkatsizce yapılan her saldırı sizin aleyhinize, büyük olasılıkla da ölümünüze sebep oluyor.

-Savunma, oyundaki en önemli unsur. Ne kadar başarılı ve dikkatli bir şekilde savunma yaparsanız, düşmanı yenmeniz de o kadar kolaylaşır. Siz yeter ki bu konuda konsantrasyonunuzu kaybetmeyin, çünkü düşman eninde sonunda açık veriyor.
-Oyun çok zor olmasına rağmen kolaylaştırmak da sizin elinizde. Eğer ki karşınızdaki düşmanı yenemiyorsanız, yenebildiğiniz düşmanlara yönelin ve seviyenizi yükseltin. Bu sayede zorlandığınız düşmanlar size çok daha kolay boyun eğecektir.

-Kayıt sistemi çok kötü olmasına rağmen, kestirme yollarla birleşen, açılmayı bekleyen kapılar gideceğiniz yerlere daha kısa sürede ulaşmanızı sağlıyor. O yüzden bir bölüme başladığınızda her noktayı iyi gözlemleyin, çünkü çekeceğiniz bir kol, bulunduğunuz yere tekrar ulaşma konusunda size kolaylık sağlayacak bir kapıyı açabiliyor.

-Düşmanlardan kazandığınız Soul’lar yani paralar, sizin için çok önemli. Bu yüzden üstünüzde yüklü bir meblağa ile öldüğünüz takdirde, bölüme tekrar başladığınız da ilk işiniz öldüğünüz yere gidip ruhunuzu geri almak olsun. Bu sayede o paralara tekrar kavuşabiliyorsunuz.

-Bölümleri çok dikkatli inceleyin, her noktaya bakın. Oyunda edineceğiniz Item’ler bu şekilde çıkıyor karşınıza ve bunlardan bazıları çok kullanışlı ve önemli olabiliyor.

Demon's Souls - 9
-Yapım içerisinde bulacağınız yüzüklerden bazıları işinize inanılmaz derecede yarayacak. En önemli ve kullanışlı birkaç tanesini belirteyim:

*Cling Ring, fazladan %25 HP veriyor.
*Fragrant Ring, MP barını siz hiç ellemeden yavaş yavaş dolduruyor.
*Thief Ring, düşmanların sizi normalden daha geç fark etmesini sağlıyor.
*Ring of Herculean Strength, eşya taşıma kapasitenizi arttırıyor.
*Ring of Great Strength, giymiş olduğunuz zırh ağırlığınızı yükseltiyor, eğer sahip olduğunuz kapasitenin yarısı ağırlığında bir zırh giyerseniz, çok daha hızlı hareket edebilirsiniz.
*Ring of Avarice, öldürdüğünüz düşmandan daha fazla Soul (para) almanızı sağlıyor.


-Oyunda ne yazık ki eşyalarınızı satabilme bölümü yer almıyor; bu yüzden kullanmadığınız eşyalarınızı kesinlikle Nexus’da yer alan Stockpile Thomos adlı NPC’ye verin ve o sizin yerinize saklasın.

-Bölüm sonu canavarlarını öldürdükten sonra, o yaratıkların Demon’s Souls’larını alacaksınız. Bu Demon’s Souls’ları kesinlikle harcamayın; çünkü oyunun ilerleyen zamanlarında kurtaracağınız NPC’lerden, bu Demon’s Souls’ları kullanarak çok işinize yarayacak Magic (büyü) ve Miracle (Mucize) alacaksınız.

-Her dünyada Black Phantom denilen özel bir düşman yer alıyor. Bulunduğunuz dünyayı beden formunda ölerek karanlık bir hale getirdiğiniz takdirde, bu düşmanlarla karşılaşıyor ve onları öldürerek oldukça özel şeyler alıyorsunuz.
-Magic kullanmak için Catalyst, Miracle kullanmak için de Talisman of God’a ihtiyacınız var.

-Hangi sınıftan karakter seçmiş olursanız olun, Magic seviyenizi yüksek tutun. Bazı düşmanları sırf Magic sayesinde öldüreceksiniz.

-Miracle olarak kesinlikle Evacuate alın; çünkü oyun boyunca işinize en çok yarayan Miracle olacak. Bu sayede oyunun her anında Nexus’a dönebileceksiniz. Bunun içinde seviyeniz 40 civarında olduğu zaman, 4-1 bölümüne gidin ve biraz ilerledikten sonra kalenin hemen köşesinde duran eşyayı alın, bu Talisman of God.

-Nexus’da yer alan Blacksmith Boldwin sayesinde kılıcınızı, kalkanınızı vs… eşyalarınızı gerekli taşları bulduktan sonra geliştirebiliyorsunuz. Ancak yüksek seviye eşyalar ise 2-1 bölümünde yer alan Blacksmith Ed tarafından geliştiriliyor. Örneğin oyunun başında kullandığınız Long Sword’u Blacksmith Boldwin’den geliştirebilirken, daha sonraları bulacağınız Dragon Long Sword ise sadece Blacksmith Ed tarafından Upgrade ediliyor.

Demon's Souls - 10
-Oyunu kesinlikle beden formunda oynamayın. Birincisi öldüğünüz takdirde o dünya daha zor bir hale geliyor. İkincisi ise beden formunda başka insanların sizin oyununuza girme ihtimali artıyor ki, bazı kişiler sırf suikast için başkalarının oyununa giriyor ve öldüğünüz takdirde level kaybedebiliyorsunuz.

-Yapımda boss öldürdükçe iyi, zararsız NPC’leri öldürdükçe kötü bir karakter oluyorsunuz. Bu da dış görünümünüze yansıyor ve kötü iseniz Black Phantom, iyi iseniz Phantom haline bürünüyorsunuz.

PlayStation 3’ün en iyi oyunu!

Ara başlığa bakıp, "Hadi canım sende" diyenler çoğunluktadır kesin. Ancak şahsi fikrim: Kalitesi, süresi (150 saatten fazla), içerik, oynanabilirlik, senaryo, yeterli seviyedeki grafik ve ses derken tüm bu kalitenin bir oyunda yer alması, açıkçası bazı bug gibi hatalar dışında DS adeta bir sanat eseri olmuş. PS3 çıktığından beri onca iddialı yapım geldi geçti, ama bugüne kadar beni bu kadar etkileyen, uzun yıllar sonra gerçekten oyun oynadığımı, bir şeyler başardığımı hissettiren tek yapım oldu Demon’s Souls. Eğer alınmaya değer bir ürün arıyorsanız ve sabırlı bir insansanız almanız gereken DS, daha iyisi yok.

Oyun Bilgileri

Yapımcı
From Software
Yayıncı
Atlus
Platformlar
PlayStation 3
Oyun Türü
Aksiyon
Okur Tepkisi Bu içerik sende ne uyandırdı? İlk tepkiyi sen bırak

Yorumlar (6)

Yorum yap, MK Puanı ve Enerji kazan

Topluluğa katılmak için giriş yap. En az 20 kelimelik onaylanan yorumlar 3 MK Puanı ve 3 Enerji kazandırır.

C
clubber80 Çırak

çok güzel anlatım detaylar ilerleyiş çok iyi anlatılmış kitap okuma havasında ,sanki kendimi oyunun içinde hissettim .bu oyunu oynamak istiyorum

0 puan
D
Dogannof Çırak

Oyun bloodburne ile aynı tarzda . Ben oyunu çok beğenmedim çünkü ne oyun içi bir diyalog ne oyun arası hikayeler ne de senaryo kalitesi var. Evet oyun birşeyler basardıgını hissrttiriyor ama Ne için başarıyoruz sorusunu soruorm sürekli :) vur kır ilerle .. oyunu oluşturan unsurlar sadece bunlar o yüzden bana zayıf geldi.. Ama tabi bu benim görüşüm. Bu tarzdan hoşlanan arkadaşlar için bloodburne ü de tavsiye ederim

0 puan
MO
MK Okuru

desene bunu cafede bitirmeye çalışan biri küçük bir kafe açacak kadar parayı cepten cıkarmalı ben 4 saat oyndadıktan sonra bıraktım ve o zaman anladım

0 puan
Y
youkiboy Simyacı

Bu oyunu bitirene saygı duyarım arkadaş..

0 puan
MO
MK Okuru

level 600

0 puan
MO
MK Okuru

bu oyun dünyasının zirvesi olan bir oyundur üstüne gelmez gelemez

0 puan