Merlin'in Kazanı Merlin'in
Kazanı
Oyun İncelemeleri

HALO 2

Konsolda FPS oynadığınızı mı zannediyordunuz?

İnceleme Özeti
Platformlar:
PC, XBox
İnceleme Platformu:
PC
Çoklu Oyuncu:
Var
Oyun Türü:
Aksiyon
HALO 2 kapak görseli
+

Artılar

  • Grafik, ses, müzik, oynanabilirlik, yapay zekâ, atmosfer ve hikaye mükemmel. Multiplayer modları konsoldan beklenmeyecek kadar çeşit sunuyor.
-

Eksiler

  • Toplam oyun süresi kısa. Çift silah seçeneğine geçildiğinde ekranın büyük kısmını silahlar kaplıyor.
İçerik No İçerik
1 HALO'yu "HALO" yapan nedir?
2 Oyuna genel bir bakış
3 Silahlar
4 Araçlar
5 Ayrıntılar
6 Online oynamak bir başka güzel

1- HALO’yu “HALO” yapan nedir ?

“Oyun” diye adlandırdığımız bilgisayar programları, bazen hayatımızın akışını değiştirecek kadar ileri gidebiliyorlar. Kimi oyunlar var; başında biraz daha kalabilmek için insanın dersten, işten kaytarmasına neden oluyor. Kimisi paralar döktürüyor uğruna. Kimisi, yüksek performansta çalışmak için müstakbel kullancısını aylar evvelden para biriktirmeye itiyor. Fakat bazıları var ki; tek başına koskoca konsolu almak için yeterli sebep oluyor…

Bir oyun uğruna hiç aklınızda olmayan, sadece merak ettiğiniz bir konsolu almak delilik değil ise bahsi geçen oyun herhalde sanat eseri olmalıdır. HALO ilk duyurulduğunda; dönemin bilgisayarları ile boy ölçüşebilecek bir sistemden kurulu X-BOX adında bir konsola çıkacağı söylenmişti. Hem oyuna hem de konsola yabancı olduğumdan pek üstünde durmamıştım ama ne yalan söyleyeyim merak etmekten de kendimi alamadım. İlk görüntüler yayınlanmaya başladığında biraz daha dikkatimi çekmeye başladı oyun. Özellikle oyun fuarlarında yayınlanan videolar, sadece oyun meraklıları tarafından değil tüm eleştirmen kesimler tarafından da epey ilgi toplamıştı. İzlediğim videoların ardından, kişisel bilgisayarımda göremediğim kadar güzel grafikler ve son derece başarılı aksiyon aklımda kalmıştı. Elindeki silahı ustaca kullanan adam, garip yaratıklar öldürüyor, dört bir yana fosforlu renklerde kanlar sıçrıyordu. Elbette dikkat çeken sadece grafikler değildi. Uzay giysileri içindeki usta silahşor, karizmatik bir arazi taşıtını kullanmaya başlayıp yanındaki askerler de yukarıdaki makineli tüfeği kullanarak ona eşlik edince işler değişti. İzlediğim sadece bir tanıtım videosuydu sırf o aracı kullanabilmek için bile oyunu oynamayı düşündüm. Sonra aksiyon derinleşti ve yaratıkların yapay zekâsı dikkatimi çekti. Hiçbiri yok yere saldırmıyor, akıllıca hareket ediyordu. Artık kafama koymuştum; bu oyunu ne pahasına olursa olsun oynamalıydım.

Neye niyet neye kısmet

Xbox tüm dünya’da satışa çıktığında Türkiye’ye gelmeyecek olması tıpkı benim gibi oyun delisi olan herkesi bir anda üzdü. Microsoft’un satış politikası ve “kopya ile mücadele” adı altındaki saçma düşüncesi üzerine, bırakın konsolunu, oyunu bile sınırlarımızdan içeri giremedi. Dolayısıyla uzun süre X-Box isteğim sadece hayal olarak kaldı. Ben hala HALO oynayabilmek için yanıp tutuşurken, Microsoft rekorlar kırarak oyununu ve konsolunu satmaya devam ediyordu. En yakın rakibi PlayStation 2 ile büyük rekabet girmişti ve teknik olarak rakibinden kat be kat üstündü ama yine de oyun konusunda bir türlü rakibini yakalayamıyordu. HALO ve bir iki tane kendine özgü oyunu dışında doğru dürüst oyunu olmayan X-box’a göre PS2 çok daha geniş yelpaze sunuyordu. Oyunların “bulunabilirliğine” önem veren insanlar ise yanına bile yaklaşmıyordu X-Box’ın.

Microsoft’un asıl ilgi alanı PC olduğundan HALO’nun da PC platformunda boy göstermesi kaçınılmazdı. Ben ve benim gibi pek çok oyun sever de konsola ulaşamadıklarından PC versiyonunu beklemeye başladılar. Nihayet tarihler eylül 2003’ü gösterdiğinde, PC versiyonundan bir adet edinip bilgisayarımın başına geçtim. Oyunun kutusunu açtığım andaki şaşkınlığı asla kelimelerle ifade edemem. Konsolda bir DVD dolusu olan oyun nasıl olmuştu da bir adet CD’ye sığdırılmıştı bir türlü anlayamadım. Kurulumun ardından bir darbe daha yaşadım. Normalde her türlü oyunu rahatlıkla çalıştırabilen bilgisayarım, HALO’yu oynarken o kadar yavaş kalmıştı ki; delicesine oynamak istememe rağmen yarıda bırakmak zorunda kaldım. Hevesim kursağımda merakla beklediğim oyunu bir türlü oynayamıyordum. Açıkçası sırf bu oyun için bilgisayarımı upgrade etmeyi düşündüm ama mali yönden sıkıntı içerisinde olduğumdan bu isteğim sonuçsuz kaldı. Yaklaşık bir ay ne yapsam diye kendi kendime sordum durdum. Ve sonunda önemli bir adım atıp PlayStation2’mi satarak, X-Box almaya karar verdim.

Bir oyun için konsol mu alınırmış…

Şu anda düşünüyorum da ne kadar basit bir nedenle almışım X-Box’ı; sadece HALO oynayabilmek için. Kutu elimde eve gelirken, ne işlemcisini gücü ne de oyun bulunabilirliğinin düşüklüğü umurumdaydı. Tek isteğim bir an evvel HALO’yu oynayabilmekti. Endişem ise; game-pad ile nasıl nişan alacağımdı. Bunların haricinde aklıma iyi ya da kötü hiçbir şey gelmiyordu.

DVD’yi çalıştırdığımda hala kulaklarımda olan o müthiş müziği dinledim. Hatta havaya girip tempo tuttum. Oyun başladı ve PC’den daha iyi ekran görüntülerini televizyonda görünce çok şaşırdım. PC’de ancak bir bölümü geçmeye dayanabilmiştim. X-Box üzerinde ise tuvalete gitmek için ilk kalkışımda 4. bölümde idim. Olağanüstü kontroller, televizyon ekranında görebileceğiniz en yüksek düzey grafikler ve mükemmel aksiyon beni alıp götürmüştü. İzlediğim demolar, oyunun ne denli kaliteli bir senaryoya sahip olduğu düşüncesini vermişti. En çok beğendiğim noktalardan biri ise düşmanların silahlarını da kullanabilmek olmuştu.

Konsol başındaki ikinci oturumum da oyunla ilgili görüşlerim daha da üst düzey seviyeye çıktı. Hemen bitirmek istediğimden ve kontrollerin zor olacağını düşündüğümden kolay modda oynuyordum ama düşmanlar bana hiç kolaymış gibi gelmedi. Açık söylemek gerekirse, “Unreal”dan beri bu kadar akıllı düşmanlara hiçbir oyunda rastlamamıştım. Her biri siper alıyor, ateş etmek için bir anda çıkıyordu. Yapışkan bombalarını akıllıca kullanıyor, haritaların önemli noktalarını hemen ele geçiriyorlardı. Özellikle üzerlerinde koruyucu zırh olan yaratıklar zırhları sıfırlandığında hemen bir sipere saklanıyor, kalkanları şarj olduktan sonra savaşmaya devam ediyorlardı. Açıkçası PC’de oynarken bu kadar akıllı olduklarını fark edememiştim. (Veya bu kadar akıllı değildiler!)

HALO’yu tek oturumda, sabah 4 civarında bitirdim. Son iki bölümde izlediğim entrikalara ve insanın ağzını açık bırakacak kadar kaliteli senaryoya alkış tuttum. Tüm oyun boyunca kafamda kurduğum senaryonun ve oyunun sonu ile ilgili düşündüğüm her şeyin yanlış çıkması beni gerçekten etkiledi. Oyunu bitirip yatağıma uzandığımda HALO’nun verdiğim parayı sonuna kadar hak ettiğini düşündüm. Ayrıca PC versiyonunun bununla neredeyse hiç alakası olmadığına kadar verdim. 2 sene evvel yapılmış bir oyunun 2003 tarihinde değerlendirmek zaten başlı başına bir hata idi.

İnsan bir oyunu bitirdi mi; başka oyuna geçmek ister. Hele benim gibi her şeyden çabuk sıkılan bir insansa; DVD’yi alır tozlanmaya en müsait çekmeceye koyar. Oysa ki benim bir gün sonra yaptığım ilk iş; oyunu bir üst zorluk seviyesinde bitirmek oldu…

HALO, konsol dünyasının en çok satan, en çok beğenilen ve X-Box eleştirmenleri tarafından seçilen en iyi oyunu idi. Tarihler 9 Kasım 2004’ü gösterene kadar…

2- HALO 2’ye genel bakış

En zor beğenen eleştirmenleri bile dize getiren HALO’nun, çok yüksek notlar alıp sadece X-Box üzerinde değil tüm oyun platformlarındaki FPS’ler arasında en iyilerden biri ilan edilmesi; yapımcıları açısından hem iyi hem de kötü olsa gerek. İyi; çünkü sadece bir oyunla konsollarını dünyaya duyurmuş, kısa sürede rekor satışlar yapmış, “Bungie” ismini tüm dünya’ya kabul ettirmişlerdi. Kötü yanı ise; HALO 2’nin ilkinden daha iyi olması için yapımcıların gerçekten çok çalışmaları gerekiyordu. Çünkü ilk HALO, senaryo açısından çok güçlü bir yapımdı. Bilimkurgu filmlerine konu olacak kadar başarılı bir hayal gücü ile üretilmiş, kült sayılabilecek yapıda idi. Yapay zeka çok iyiydi ve soluk kesen aksiyon ile başarıyla harmanlanmıştı. En önemlisi ise; oyunun multiplayer modu konsollarda göremeyeceğimiz kadar çok alternatif sunuyordu. Kısacası HALO 2 projesine başladıklarında Bungie’nin işi hiç de kolay değildi.

İlk yaptıkları iş; oyuna güzel bir senaryo hazırlamak oldu. İlkinden daha etkileyici olmalı insanı ekrana bağlamalıydı. Daha sonra grafikleri ilerletmeleri gerekiyordu. İlk oyun için; “X-Box’ın tüm gücünü kullanan oyun” sıfatını kullananları yanılmak için yoğun çalışma içine girdiler. Son olarak da multiplayer modunu en üst düzeye çıkarmalılardı. Çünkü ilk oyunun online ve LAN üzerinde oynanan modları büyük ilgi görmüştü.

Tarihler 9 kasım’ı gösterdiğinde Amerika’da satışa çıktı HALO2. Akıllarda, “acaba” ile başlayan pek çok soru vardı. DVD’yi konsola yerleştirene kadar kafaları kurcalayan sayısız sorular…

Tüm sorular yanıtını buluyor

İyi ya da kötü, tüm düşüncelerinizi bir kenara atın. Aklınızda bir tek şey olsun; “Master Chief, büyük entrikalar ve gizemli efsaneler eşliğinde HALO’nun sırrını çözmüştür. Onun muazzam güce sahip bir silah olduğunu öğrenmiş, büyük mücadelenin sonunda yok etmeyi başarmıştır. Şimdi dünya’ya geri dönmektedir.” Tamam. Şimdi mükemmel maceraya başlamak için hazırsınız. İlk oyunun iki kahramanı; Master Chief ve Covenant’ların komutanı giriş demosunda bizleri selamlıyor. Master Chief dünya’ya (daha doğrusu yörüngede dünyayı koruyan gemilerden birine) dönüşünde büyük sevgi gösterisi ile karşılaşıyor. Alkışlayanlar, başarısını yere göğe sığdıramayanlar, şeref madalyasını alışını merakla izleyenler… Diğer taraftan malubiyetin tek sorumlusu olarak gösterilen Covenant’ların komutanı, büyük konsey önünde mahkemeye çıkarılıyor. Malubiyetin cezasını, ibret-i alem için büyük bir kalabalığın önünde elektrik işkencesine maruz kalarak çığlıklar eşliğinde çekiyor. Konsey soruşturmanın ardından Master Chief’in kimliğini ve yerini öğrenince hiç vakit kaybetmeden tarihin en büyük istilasını yapmak üzere tüm gücü ile dünya’ya saldırmaya karar veriyor.

Master Chief’in madalya töreni, alarm sirenlerinin acı yankısı ile bölünüyor. Radarda gördüklerine inanamayan askerler hemen savaş pozisyonlarını alıyorlar. Karşılarında daha evvel hiç görmedikleri kadar çok sayıda düşman savaş gemisi olması umutsuz sürecek savaşın ilk işareti. Diğer tarafta mahkeme sonucunda; komutanın idam edilmesi yerine bir şans daha verilmesi kararlaştırılıyor ve uzayın gizli noktasında bulunan ikinci HALO’nun faaliyete geçmesi için oraya gönderiliyor. Master Chief tarafında savaş sürekli daha kötüye gidiyor çünkü istilanın ardı arkası kesilecek gibi durmuyor. Nihayet savunma çökünce dünya’ya ulaşan bazı birlikleri yok etmek yine Master Chief’e -yani bize- düşüyor.

Hikaye o kadar yüksek tempo ile başlıyor ki; insan kendini alamıyor. Samimi söylemek gerekirse bu kadar gaz vererek başlayan bir başka oyuna rastlamamıştım. Hikayenin gidişatı ise tıpkı ilk oyunda olduğu gibi; insanı şaşırtmayı bilen ve sonraki adımı yanlış tahmin ettiren yapıya sahip.

İyi ile kötü mücadelesinde kavram kargaşası

HALO 2 yazısını okuyan sizlerin elbette asıl merak ettiği; “ilk oyundan ne gibi farkı olduğu ve “alınabilir” kılan nelerin olduğu”. DVD’yi konsolunuza yerleştirdiğiniz anda fark edeceğiniz üzere oyunu grafikleri epey gelişmiş. Özellikle ara demolardaki grafikler Doom3’ü anımsatır nitelikte. Tabii ki oyuna geçinde grafiklerde biraz düşüş oluyor ama devasa haritalar içinde bu kadar detayın bulunması bile mucize denilebilecek kadar güzel. Grafiklere tekrar değineceğiz ama oyunun esas farkı; çift silah kullanabilmekte aslında. Eğer demoları ya da videoları izlediyseniz sizlerinde bileceği üzere HALO 2’de artık aynı anda çift silah kullanabiliyoruz. İster aynı silah olsun, ister farklı; tek elle kullanılabilen her silahın kombinasyonunu yaratabiliyorsunuz. Çok yoğun yaşanan düşman saldırıları karşısında, tek başınıza yeterli olamadığınız için çift silah tek umudunuz oluyor. Özellikle ellerinize birer SMG aldınız mı; düşmanınızı kevgire çevirmeniz kaçınılmaz. Çift silahın tek kötü yanı aynı anda bomba kullanamıyor olmanız. Özellikle ilk oyunda rahat kullanılabilirliği ile çok sık başvurduğumuz bombaları kullanabilmek için elimizde mutlaka tek silah olmalı.

Dikkatlerden kaçmayan bir diğer özellik ise karakterimizin oldukça fazla zıplayabilmesi. Neden bu kadar yükseğe zıpladığımıza dair her hangi bir açıklama yapılmıyor ama haritalar da ona göre düzenlendiğinden hedefinize ulaşmada herhangi bir artı sağlamıyor. İlk oyunda görünmez olup ellerindeki ışın kılıçları ile üzerinize saldıran düşmanları hatırlıyor musunuz? Hepimiz nasılda imrenmiştik onlara. HALO 2 ile artık ışın kılıçlarını kullanabiliyoruz. Yakın mesafede oldukça yüksek hasar veren bu kılıçlar ile mermilere karşı dayanıklı düşmanları alt edebiliyoruz.

En iyiyi en sona sakladım. Fark ettiyseniz, HALO 2’nin hikayesini anlatırken; bir iyi bir de kötü tarafa değindim. (kim iyi kim kötü oyunun ilerleyen bölümlerinde daha iyi anlayacaksınız) İşte tam oyun hareketlenip kendini sevdirdiği anda, dünya’daki görevinizi bitirir bitirmez, Covenant’ların senaryosunu oynamaya başlıyorsunuz. İlk demoda işkenceye maruz kalan, ilk oyunda düşmanımız olan covenant komutanını kontrol etmek harika bir gelişme. HALO için devrim niteliğinde olan bu durum hem senaryoyu iki yönlü yaşamamıza hem de görünmezlik kabiliyeti ve seri hareketleri ile kontrol ettiğimiz Covenant’ı daha iyi tanımamıza yardımcı oluyor. İki yönlü ilerleyen hikaye; tıpkı kitaplarda olduğu gibi biraz ondan biraz öbüründen kat edince atmosfer mükemmelleşiyor, diğer tarafta olacaklara karşı merakı yükseltiyor.


3- Silahlar:

HALO 2’deki silahlar genel anlamda ilk oyun ile hemen hemen aynı. Bazıları ek özellikler kazanmış, bazılarının hasar miktarı değiştirilmiş. Yeni eklenen bir iki silah dışında ilk oyunu oynayanlar yadırgamayacaklardır.

İnsanlar:

Çift silah moduna uygun olanlar:

HALO 2 - 1Magnum: İlk HALO’daki pistol’un evrim geçirmiş modeli. Zoom yapabilme yeteneğini kaybetmiş ama daha yüksek hasar gücüne sahip. Kafaya nişan alınması halinde kesin ölüm sağlayan bu silah, özellikle multiplayer modunda oldukça eğlenceli anlar yaşanmasına neden oluyor.


HALO 2 - 2Sub Machine Gun (SMG): Tanrım bu silahı seviyorum. Çok seri ateş eden ve kurşunları su içer gibi tüketen bu otomatik silah, normal çatışmalarda vazgeçemeyeceğiniz bir kullanım sunuyor. Özellikle çift silah seçeneğine geçildiğinde çıkan mermilere hiçbir düşman dayanamıyor.


HALO 2 - 3Battle Rifle: Yarı otomatik ve orta menzilli standart tüfeğimiz. 2x zooma sahip olan bu tüfek düşük hasar vermesi sebebi ile özellikle ilk bölümlerde kullanılabilir nitelikte. İlk oyundan hatırlayacağınız; düşmana sinsice yaklaşıp arkadan vurma tekniğini, bu silahla düşük seviye düşmanlara karşı hiç merminiz kalmadığı zamanlarda normalde de kullanabiliyorsunuz.

Çift silah moduna uygun olmayanlar:



HALO 2 - 4Grenade: İlk oyunda sıkça kullandığımız el bombası. Geç patlaması yüzünden plasma bomb kadar etkili olmayan grenade, bu ikinci oyunda çabuk gerçekleşen patlama süresi ile daha kullanışlı olmuş.


HALO 2 - 5 Rocket Launcher: Her bilimkurgu oyunun vazgeçilmez silahı roketatar, yine gözde silahlar arasında. Özellikle çok daha sık araçlarla karşılaşıyor olmamızdan dolayı ilk başvuru kaynağımız olan roketatar, ikinci oyun ile birlikte güdümlü olma özelliği kazanmış. Böylece çok daha etkili hale gelmiş. Multiplayer’ın en gözde silahı.


HALO 2 - 6 Shotgun: Bir Çin atasözü der ki; “İster dağa çık, ister uzaya uç, istersen geleceğe git ama yanına bir shotgun al!” Çinliler gerçekten bu işi biliyorlar. Çünkü bugüne kadar yapılmış her FPS oyununun değişmez silahı olan shotgun yine iş başında. Özellikle son bölümlerde ölmemekte ısrar eden yaratıklara karşı önemli silahlardan.


HALO 2 - 7 Sniper Rifle: İlk oyunda da bulunan sniper tüfeği bu kez daha da güçlendirilmiş. Üstüne eklenen minik ekran daha karizmatik görünmesine sebep olmuş. Kafaya yapılan atışlarda düşmanın gücü ne olursa olsun kesin çözüm sunuyor.




Covenant'lar


Çift silah moduna uygun olanlar:

HALO 2 - 8 Plasma pistol: Tabir-i caiz ise oyundaki en güçsüz silah. Çift elde kullanıldığında bile iyi sonuç vermeyen bu silahın tek artısı bir süre tetiğe basılı tutup daha güçlü plasma atabilmesi.


HALO 2 - 9 Needler: Görünüş ve hız itibari ile en güzel silahlardan. Tetiğe basılı tutulduğunda düşmana çok seri bir biçimde iğneler fırlatır. İğneler kısa bir süre sonra patlar ve zarar verir. Çift kullanımda oldukça seri atış yapan silah, en güçlü yaratıkları bile dize getiriyor.


HALO 2 - 10 Plasma Rifle: İlk oyunda SMG’den sonra en sevilen silah. Aslında SMG’nin düşman cephesindeki karşılığı diyebiliriz. Seri atışları ve yüksek hasarı ile ilgi çekiyor. Çift silah modunda oldukça yüksek hasar veriyor. İlerleyen bölümlerde bulacağınız kırmızı modelleri daha güçlü.


Çift silah moduna uygun olmayanlar:

HALO 2 - 11 Carbine: İnsanların “Battle Rifle” silahının tam bir karşılığı. Orta menzilde atış yapıyor. Atışları kesinlikle seri değil ama oldukça yüksek hasar veriyor. 2x zoom yapabiliyor.









HALO 2 - 12 Beam Rifle: Covenant’ların sniper tüfeği. Aynen insanların ki gibi yüksek zoom kapasitesine sahip. Tek atışta düşmanını deviriyor ancak seri atışa müsait değil. Üst üste iki atış yapınca hemen ısınıyor.


HALO 2 - 13Brute Shot: Roketatarın değişik versiyonu. Uzak mesafede isabet ettirmek için ok misali biraz yukarı nişan almayı gerektiren silah, ucuna monte edilmiş olan kesici kısım ile yakın dövüşte de etkili oluyor.


HALO 2 - 14 Energy Sword: İlk oyunda görüp imrendiğimiz, düşmanımızın en karizmatik silahlarından olan ışın kılıcı. Yakın dövüşün değişmez ismi. Multiplayer oyunlarının göz bebeği.


HALO 2 - 15 Plasma Grenade: HALO’nun en kullanışlı el bombası. Atıldığı zemine ya da düşmana yapışan bu bomba oldukça etkili. Tek dezavantajı; düşmana isabet ettirdiğinizde öleceğini anlayan düşmanın sizin üzerinize koşuyor olması.



4- Araçlar:

Bungie çalışanları araçlara da silahlar gibi birkaç yenilik eklemişler. Yeni araçlar oldukça kullanışlı ve araçlar arası kapışmalar hiç olmadığı kadar hareketli.

İnsanlar:

HALO 2 - 16 M12 LRV Warthog: HALO ismi ile özdeşleşen, insanların en önemli aracı. Şoför, şoför yanı ve üstteki makineli olmak üzere üç kişiden oluşan ekibi taşıyabilen araç, tek başınıza iken gideceğiniz yere çabuk ulaşmanız haricinde hiçbir artı sağlamıyor. Özellikle multiplayer modunda çok gözde olan bu araç, takım çalışmasına son derece uygun.


HALO 2 - 17 Scorpion Tank: Bir tank ancak bu kadar güçlü, ancak bu kadar kullanışlı olabilir. Çok güçlü top atışı yapan araç, aynı zamanda makineli tüfeği de kullanılabilir kılıyor. Tek başınıza hem silahları hem de aracı kullanabilmek sanıldığından daha kolay. Özellikle köprü savunması görevinde bunu daha iyi anlayacaksınız.

Covenant'lar:

HALO 2 - 18 Banshee: Tıpkı ilk oyunda olduğu gibi, kıvraklığı ve seri atış yapan lazer silahı ile göklerin efendisi. Bir haritayı boydan boya temizlemeye yetecek kadar avantajlara sahip olan banshee, dikkatli kullanıldığında tek bir mermi harcamadan bölüm tamamlamaya yetiyor. Multiplayer modunda ise araçlar arası kapışmaların en estetik görünüme sahip olanları Banshee’ler arasında yaşanıyor.


HALO 2 - 19 Ghost: Karanın en kıvrak aracı. Seri atış yapan plasma silahı ile yer birliklerini temizlemenin en kolay yolu. Sol trigger ile turbo moda geçen araç karşısına çıkanı ezerek gücünü gösteriyor. Tek eksisi; rakip tarafından çok kolay ele geçirilmesi.


HALO 2 - 20 Wraith: Kullanmaya ilk başladığınızda kontrolü zor olan bu araç çok güçlü cannon topları atıyor. İnsanların en güçlü aracı olan Scorpion Tank’larını 3 vuruşta yok eden Wraith, çok dayanıklı, ancak yavaş. Uzak mesafede isabet oranı çok düşse de yakın mesafede küçük araçları ve yer birliklerini silip süpürüyor.

5- Ayrıntılar

Oyunun genel yapısını benimsedik, silahları ve araçları tanıdık, hikayeyi az çok öğrendik. Şimdi sırada ayrıntılara inmek var. Bir oyun çok iyi olabilir ancak mükemmel olması için pek çok ayrıntı ile süslenmiş olması gerekir. HALO 2 buna çok iyi bir örnek. Daha evvel bahsettiğim gibi çift silah kullanabilme seçeneği FPS’ler arasında özellikle de konsol FPS’lerinde devrim niteliğinde. Ayrıca kontrollerin hiç beklenmedik ölçüde rahat olması oyuna şüphe ile bakanları rahatlatabilir.

İlk oyunda belki de en çok tepki gösterilen konu insanların araçları olan Warthog’ların “Yok edilememe” gibi garip bir güce sahip olmaları idi. Oysa HALO 2’de her araç kolayca hasar alabiliyor ve şiddetli patlama ile çevreye zarar veriyor. Uçanlar başta olmak üzere her aracın hasar aldığı bölgede deformasyonlar oluyor. Önce görsel olarak meydana gelen bu deformasyon daha sonra, bir taraftaki turbo motorunun çalışmaması ya da tek kanadın kopması yüzünden uçamama gibi problemlere yol açıyor. Her araç patlamasına yakın elektrik kaçakları ve sallantılar yaşıyor. Uyarı niteliğinde olan bu tepkileri hissettiğiniz anda araçtan uzaklaşmalı patlamasını tamamlamasını beklemelisiniz. Bir ayrıntı da her aracın çift patlama evresi geçirmesi. Yani büyük hasar alıp patlayan bir araç masum masum dururken bir anda kendi enerji reaktöründen ses çıkarmaya başlıyor ve kısa bir süre sonra ilkinden daha büyük hasar vererek patlıyor. Bu ufak ayrıntıyı, hem savunmanız açısından, hem de düşmanlarınızı tuzağa düşürmek açısından bilmek iyi olacaktır.

Komutanlar yarışıyor

İki farklı karakteri yönetiyor olduğumuzu söylemiştik. Her ikisi de kendi ırkının komutanı olduğundan askerleri ile birlikte savaşa girdiklerinde büyük hürmet görüyorlar. Her zaman ilk hak bizim oluyor. Yani elinizdeki silahların mermileri bitmeye yüz tutmuşsa ya da daha iyi silahı olan bir asker yanınızdaysa hemen yanına gidip onun silahını alabiliyorsunuz. Sadece Covenant komutanı için geçerli olan görünmezlik özelliği özellikle yüksek zorluk seviyelerinde önemli rol oynuyor. Görünmez modda (elinizde ışın kılıcı olsa dahi) kimseyle savaşmazsanız asla fark edilmiyorsunuz. Dikkat etmeniz gereken unsur; süreyi iyi ayarlamak. Yukarıda gösterilen yuvarlak işaret, modu aktif ettiğinizde saatin aksi yönüne dönüyor ve tamamlanmadan bir saklanma noktasına geçmeniz gerekiyor.

Araçların düşman tarafından ele geçirildiğini kısaca söylemiştim. Hatırlarsanız ilk oyunda araca bir kere bindiniz mi; tek kelime ile padişah oluyor rahatça çevreyi savaş alanına çeviriyordunuz. Fakat bu sefer araca bindiğinizde düşmanı yanınıza fazla yaklaştırmamanız gerekiyor. Çünkü düşman kolayca sizi araçtan atıp sürüş koltuğuna kendisi geçebiliyor. Elbette aynı durum bizim için de söz konusu. Üzerimize hızla gelen bir ghost aracını doğru zamanlama ile yakalayıp hemen kontrolümüze geçirmek mümkün. Ağır zırhlı araçları ise ele geçiremiyoruz ancak bomba yerleştirip kolayca yok edebiliyoruz. Önce, tıpkı ele geçiriyormuş gibi “X” tuşuna basıyor ve asılı duruyoruz. Daha sonra sol trigger ile bir bomba yerleştirip aşağı atlıyoruz.

Master Chief kuralları koymak üzere geri döndü

Nihayet teknik detaylara geldi sıra. HALO 2’nin X-Box üzerindeki en iyi grafikli oyun olduğunu kabul ederek konuya giriyorum. Şu ana dek bu konsol üzerinde gördüğümüz en iyi grafikleri Ninja Gaiden ve Riddick sunmuştu. HALO 2 ise; X-box işlemcilerinin sınırlarını zorluyor. Oyun boyunca göreceğiniz her harita pek çok ayrıntı ile dolu. İlk oyunda olduğu gibi boş durmuyor. Grafik gelişimden daha emin olmak için ilk oyunu kısa süreli oynayarak fikir sahibi olmak istedim. İki oyunu karşılaştırınca; ilk oyunun boş teneke kutuları kadar detaysız olduğu düşüncesine kapıldım. Bu ikinci oyunda ise; duvarların, araçların ve karakterlerin her biri çok daha detaylı modellenmiş. Işık efektleri epey etki yaratıyor. Özellikle karakterlerin yüzlerine yaklaşıp baktığınızda bayağı detaylı olduklarını fark ediyorsunuz. Yine de kimi yerlerde grafik seviyesinin düştüğü oluyor. Ara demolar, oyun motoru ile yapılmış olmasına rağmen daha üst seviyedeler ve bir anda oyuna dönünce aradaki fark gözden kaçmıyor. Grafiksel açıdan bir eksi de düşman cesetlerine yaklaştığınızda aniden detay seviyesinin yükselmesi. Elbette kısıtlı RAM yüzünden kullanılan bir teknik ancak, kimi zaman yaklaştığınız cesedin detayı yükseldiğinde sanki hareket ediyormuş gibi bir düşünce yaratıyor kafalarda.

İlk oyunu hatırlarsanız, gayet büyük haritalar ile isminden söz ettirmişti. Bu sefer ise haritaların devasa boyutlara ulaştığını söyleyebilirim. Oyunun hiçbir zaman yükleme için durmaması hızlı ilerleyen temposunun hiçbir zaman düşmemesini sağlıyor. İlk oyunun en önemli özelliklerinden olan otomatik kayıt etme özelliği ikinci oyunda da yine can kurtarıcı oluyor. Oyun en kritik anlarında kendiliğinden yapılan quicksave’ler sayesinde, ölseniz dahi oraya en yakın checkpoint noktasından başlıyorsunuz.

HALO 2 ses ve müzik olarak tıpkı ilk oyunda olduğu gibi ortalamanın çok üzerinde grafik çiziyor. Belki savaş esnasında takım ruhuna dair güzel sözler ve askerler arası bağırıp çağırmalar duymuyoruz ama tüm silahların kendine özgü sesi, patlama efektleri ve ortama göre değişen müzikleri gayet başarılı. Özellikle kimi bölümlerde çalan orkestral müziklerin ardından yoğun çatışmaların yaşandığı yerlerde çalan rock tarzı müzikler insanı havaya sokuyor. 5+1 sistemine destek veren oyun aynı zamanda takım oyunu oynamak isteyenler için kulaklık ve mikrofon kullanımını da sunuyor.

6- Online oynamak bir başka güzel.

HALO ismini sadece duymuş olanlar bile ne kadar başarılı çoklu oyuncu modu barındırdığını bilirler. Hatta ülkemizde kimi internet kafelerde LAN ile birleştirilmiş X-Box’lar ile HALO turnuvaları yapılıyor. Bungie çalışanları da multiplayer modunun çok sevildiğini bildiklerinden dudak uçuklatacak kadar geniş bir yelpaze içinde sunuyorlar çoklu oyuncu modunu. Tüm haritalar en ince noktasına kadar detaylarla süslenmiş. Tüm mekanlarda gizli geçitler, kritik noktalarda sniper tüfekleri var.

Multiplayer modu temel olarak üç gruba ayrılıyor. Co-Op, System Link ve X-Box Live! Öncelikle oynayacağınız karakterinize bir profil oluşturmalısınız. Karakterinizin görünüşünü istediğiniz gibi değiştirebilir, üzerine logolar ekleyebilirsiniz. Takım bayrağınızı ve kontrol ayarlarını yaptıktan sonra artık hazırsınız.

Co-Op: Senaryoyu arkadaşlarınızla aynı anda oynama modu. Tek konsol üzerinden iki ila dört game pad ile yapılıyor. Burada görevlerden istediğinizi seçip yanınızdaki arkadaşınızla ortadan bölünmüş olan ekranda normal senaryoyu oynuyorsunuz. Ekran bölününce, herşey küçüldüğünden büyük ekran televizyonda oynamak şart.

System Link: Birden fazla X-Box’ı ethernet aracılığı ile birbirine bağlayıp online olarak çalışan her modu kolayca oynayabiliyorsunuz. 16 makineye kadar izin veren sistemin tek dezavantajı oyuncu sayısı kadar konsol ve oyun DVD’si gerektirmesi.

X-box Live!: İşte oyunun asıl zevki. Internet üzerinden istediğiniz oyuncular ile sayısız multiplayer modunu oynayabiliyorsunuz. Bu sistemi kullanabilmeniz için X-Box Live!’a üye olmanız ve geniş banlı internet bağlantınızın olması gerekli. Online oyunlara meraklı olanların kolayca tanıyacağı isimlerden oluşan modlar ise kısaca şöyle:

Capture the flag: Karşı grubun kalesinden bayrağı alıp kendi kalenize götürmeye çalışıyorsunuz. Takım oyunlarının en ünlüsü.

Race Games: Bu modda sınırsızca araç kullanıyoruz. Harita üzerinde, oyunu kuran kişinin belirlediği sayıda waypoint var. Bu noktaları en kısa sürede ele geçiren taraf oyunu kazanıyor. Ancak bunun basit bir yarış oyunu olduğunu düşünmeyin. Tüm araçlar silahlı ve herkes yarışı sadece hızlı giderek kazanamayacağının farkında.

Kill of the hill: Garip bir oyun modu olduğu aşikâr. Bu oyunu destekleyen haritalarda irili ufaklı tepeler var. Amaç ise tepeye en çabuk ulaşıp, orayı savunmaya çalışmak. Elbette tepe son derece güçlü silahlarla dolu.

Ball Games: Haritanın ortasında bir kurukafa bulunuyor. Bu kurukafayı iki takımdan biri en kısa sürede alıp kendi kalesindeki çembere atmalı. Fakat kurukafayı tutan kişi silah kullanamıyor!

Slayer Games: Bildiğimiz deathmatch modu (ya da halk arası tabiri ile karambol). Herkes birbirini vurmaya çalışıyor. Takım halinde de oynanabiliyor. Internette en çok oynanan oyun modu bu.

Daire deyip geçmemeli

Sizleri bilmem ama HALO benim için oyun dünasında bir dönüm noktası. Zamanında bana X-Box aldıran bu oyunun ikincisini çok büyük umutlarla bekledim. Sonuçta beklediğimin çok büyük bir kısmını alabildim diye düşünüyorum. Tek üzüldüğüm nokta oyunun (bana göre) çabucak bitmiş olması. Elbette ilk oyunu hazmedip, yöntemini öğrenip oynadığımdan kolayca geçtiğim bölümler oldu ama toplamda 20 saatlik oyun süresi pek de uzun değil. Yine de en çok vakti her zaman olduğu gibi multiplayer modları geçirtiyor. Çünkü karşınızdakiler gerçek insan olunca oyunun eğlence unsuru çok yükseliyor. Geçenlerde San Andreas’ın çıkışı ile “X-Box almakla hata mı ettim acaba?” diye düşündüğüm anlar oldu. Neyseki HALO 2 çıktı da kaygı dolu düşüncem bir anda toz oldu. Uçtu, gitti…

Sonuç olarak; HALO, grafik, ses ve atmosfer olarak X-Box’ın en iyi oyunuydu. En yüksek satış rakamına ulaşan, en uzun süre oynanan ve multiplayer modları ile belki de dünyadaki en iyi konsol oyunuydu. İkinci oyun ise tüm söylenen unsurlara birer kademe daha ekleyerek HALO ismini daha üst seviyelere çıkarttı. Oynanabilirliği, yapay zekâ seviyesi ve muazzam derecede başarılı olan multiplayer modları ile HALO 2 iyi bir oyun değil, sadece X-box üzerinde icra edilen bir sanat eseri.

Oyun Bilgileri

Yayıncı
Microsoft
Platformlar
PC, XBox
Oyun Türü
Aksiyon
Okur Tepkisi Bu içerik sende ne uyandırdı? İlk tepkiyi sen bırak

Yorumlar (6)

Yorum yap, MK Puanı ve Enerji kazan

Topluluğa katılmak için giriş yap. En az 20 kelimelik onaylanan yorumlar 3 MK Puanı ve 3 Enerji kazandırır.

MO
MK Okuru

lütfen yardım edin yaa halo 2 pc si olan varmı olann varsa acil yorum yazsın !!!

0 puan
MO
MK Okuru

bunu pc'de deil de konsolda oynamak bence daha doğru olur

0 puan
P
pascal1971 Çırak

umarım en kısa zamanda pc ye gelir.

0 puan
E
ermiş Çırak

bu sözüm rabbit 62 ye. olm yalan yanlış laf yokki burda. ps2 sahipleri halo gibi bir oyunu kıskanıyorlar.olay budur. siz ps2 sahiplerinden bazıları bu oyunu x box da olduğu için hazmedemiyorlar. bu kadar

0 puan
0
007ybse04 Çırak

PC'YE ÇIKARMA SÜRECİ ÇABAYLA ALAKALI DEĞİL. Konsoldan Topladığı hasılatın yeterliliği ile alakalı.

0 puan
A
alkan_adakaner Çırak

evet ilk oyun harbiden mükemmeldi, bu oyun daha da güzel olmuş.. bazı karanlık yerlerde grafikler doom 3'ü hatırlatıyor.. Harika bir oyun helal bungei ve microsoft'a..

0 puan